Dadandığımız bir film: “Le passé”

Yazı: Furkan Aydın 

Genç, hem de Avrupalı ya da Amerikalı olmayan yönetmen için olabilecek en iyi yıldı herhalde 2011. 39 yaşında “A Separation” ile Yabancı Dilde En İyi Film Oscar’ını kazandığında sanırım Asghar Farhadi yine de çok şaşırmamıştı.

Çünkü bu genç adam, yönetmenliğinin yanı sıra çok iyi bir senarist olmasının onu dünya sahnesine çok geç olmadan taşıyacağını bilen bir vakurluk ile yıldızların arasına geçiş yapmıştı. 2004’teki “Beautiful City” ile kariyerine oldukça iyi başlayan yönetmenin, yine senaryosunu yazıp yönettiği “Fireworks Wednesday” (2006) ve “About Elly” (2009) gibi iki güçlü filmin ardından “A Separation” namlı bir başyapıta imza atması zaten beklenen bir şeydi.

Ancak gerçekleşmesi zor olan, bu nedenle pek beklenmeyen bir şeyi bu sene gerçekleştirdi zat-ı muhterem. Bir başyapıtın iki sene sonrasında yeni bir başyapıtla çıktı karşımıza: “Le Passé”. Melodramdaki ustalığını yavaştan ombudsmanlığa taşıdığını ziyadesiyle gözler önüne sererek hem de. Her filminde araftaki insanları anlatmayı seven, gerçekliği  tarz edinmiş İran sinemasının nadide örneklerini sunan Farhadi, bu yapıtta Marie karakterinden, onun evliliklerinden, eski eşi-yeni eş adayından, çocuklarından ve arayışlarından çok sağlam, çok vurucu bir melodram çıkarıyor. Filmin, başından sonuna kadar, ilk diyalogdan son kesik cümleye dek ince ince işlenmiş, üzerinde düşünülmüş, fazlasıyla özenilmiş olduğunu hissedebiliyor seyirci. Doğallığı, gerçekliği hedef alışı, oyuncuların diyaloglardan daha çok, mimikleriyle duygusal devinimlere hükmettiği bir eser izlediğinizi kolaylıkla ayırt edebiliyorsunuz. Filmin nereye bağlanacağını düşünmeyi bırakıp “o an”ın tadını çıkarıyorsunuz. Geçmişin kimi zaman bir yük, kimi zaman hatıralar denizi şeklinde isteseniz de istemeseniz de her an sizinle olduğunu yeniden idrak ederken bu hissiyatı devreye sokacak mekanizmaların, diğer bir deyişle duyuların işlevini hatırlamaktan geri kalamıyorsunuz.

Yazıp yönettiği her filmde, oynayan kim olursa olsun, oldukça kuvvetli oyunculuk performanslarına şahit olduğumuz yönetmen bu sefer kimi tanıdık, kimi ise gelecek vadeden kişileri ön plana çıkarmış. Gözleriyle tüm iç dünyasını anlatma yetisine sahip Bérénice Bejo performansının karşılığını Cannes’da En İyi Kadın Oyuncu ödülü ile hali hazırda aldı. Ancak ben Tahar Rahim’in ve Pauline Burlet’nin performanslarının da yabana atılmaması gerektiği kanaatindeyim.

Özetle, dantel gibi işlenmiş senaryosu, akla kazınan son sahnesi ve tüm vuruculuğu ile muhakkak izlenmesi gereken bir film “Le Passé”. Asghar Farhadi’yi bir adım daha ustalığa götürürken izleyiciyi geçmiş, gelecek ve arafı temsilen “şu an” ekseninde dolaştıran bir yedinci sanat nefaseti…

“Le Passé” Türkiye’de  31 Ocak 2014’te vizyona girecek.

(Bu arada, yazı aslen felixdevandenesse.blogspot.com adresinde yer alıyor. Belki dadanmak istersiniz…)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s