Romanya sinemasından dadanılası bir film: “Child’s Pose” (Pozitia Copilului)

Yazı: Furkan Aydın

Herkese tanıdık gelebilecek bir anne, herkesin başına gelebilecek talihsizlikte bir kaza ve benzerlerini birçok defa duyduğumuz ya da tecrübe ettiğimiz bir sosyal sınıf kesişmesi, kulağa ilk aşamada klişe gibi geliyor değil mi? Aslına bakarsanız sevgili okuyucu, bir önceki cümle ile mantık zemininde sizleri klişeye ister istemez yönlendirmiş olduğumu kabul etmek zorundayım. Ancak bu tespitlerin nasıl bir arada harmanlandığını ve kusursuza yakın bir senaryo ile oldukça iyi bir filme dönüştüğünü, filmi izleseniz, sanırım siz de hissederdiniz.

“Child’s Pose”, orijinal ismiyle “Pozitia Copilului” her sene biraz daha adından söz ettiren Romanya sinemasının son göz bebeği. “Maria” (2003) ve “Medal of Honor” (2009) ile Avrupa’daki festivallerde adından umutla söz ettiren Calin Peter Netzer, bu üçüncü uzun metrajlı filmiyle sinema kariyerinde önemli bir basamak atladı ve Berlin’de Altın Ayı ödülünü kapmayı başardı. Böylece geçen sene “Beyond the Hills” ile Cannes’ı kasıp kavuran Christian Mingiu’ya eşlik ederek ülke sinemasını Avrupa sahnesine yeniden taşımış oldu.

2000 sonrası dikkatleri çeken Romanya sinemasının söz konusu başarısında özellikle güçlü metinlerin etkisine değinmek gerek. Gerçeklik vurgusunu temel alan, mizahi ögelerin tamamını kara mizah biçemiyle gözler önüne seren senaryolar, yakın-uzak plan çalışmalarını iyi kotaran  yönetmenlerle başarılı yapıtlara dönüşüyorlar. Bu bağlamda, “4 Months, 3 Weeks and 2 Days”in metinlerine yardımcı olan Razvan Radulescu’yu, “Child’s Pose”un senaryosunun gücünden ötürü tebrik etmek gerek.

Filme gelirsek, aktris yetenekleri sual olunmaz Luminita Gheorghiu aşırı kontrolcü, saplantılı bir halde hayatının merkezine oğlunu koymuş bir anne rolünde. Tüm sahneleriyle Bükreş burjuvasının sembolü olduğunu idrak ettiğimiz ebeveyn, oğullarının geçirdiği kaza sonrası seferber olup durumu toparlamaya çalışıyorlar. Bu süreç içerisinde sosyal statünün en temel haklarda bile maçı başlamadan nasıl kazandığını, ekonomik rahatlığın ailenin varoluşunda birinci koşul olup olamadığını ve daha birçok ailevi ya da toplumsal konuyu bu düzlemler üzerinde gözlemliyoruz. Özellikle filmdeki tüm sahnelerin ve hikayelerin gerçek hayatta herkesin başına gelebileceğini anlar anlamaz daha da dikkat kesiliyor insan. Öte yandan, bireysel tepki gösterebileceği konularda dahi, hatta filmi izlerken bile, sessiz kalıp kabullenişinin ardındaki kanıksamayı fark ediyor, kendine daha da kızıyor…

2013’ün en sarsıcı filmlerinden biri olan “Child’s Pose”, bu sene 32. İstanbul Film Festivali kapsamında gösterilmişti. Son araştırmamda vizyona gireceğine dair bir ibare halen yok. Tahminim Türkiye’de vizyona girmez; olsa olsa “Başka Sinema” programına alır. Ki umarım böyle olur. Zira hiçbir sarkmanın olmadığı kuvvetli senaryosuyla ve sadece bir buçuk saatte insana günlerce düşüneceği mesajlar vermesiyle izlenmeyi kesinlikle hak ediyor. Romanya sinemasının yükselişinin nişanesi olmayı da elbette…

(Bu arada, yazı aslen felixdevandenesse.blogspot.com adresinde yer alıyor. Belki dadanmak istersiniz…)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s