Boston, Fransız ekolüne karşı: Şarkılarda esir olmak!

Yazı: Zeynep Uğur

Pixies’in Surfer Rosa albümündeki ”Cactus” şarkısı David Bowie başta olmak üzere bir çok sanatçı tarafından tekrar tekrar yorumlandı.

Üzerine yine her zamanki gibi tonlarca yorum yapılan şarkı aslında Frank Black’in UMass kampüsünde dolanırken yerde duran bir fulara sinmiş kokunun eski sevdiceğinin kokusuna olan benzerliğiyle hayal alemlerine dalıp gitmesi, özlem kapılarına dayanmasıyla ilgiliydi. (Selam Proust!)

Black’in aç bir köpekmişçesine -ki bu bizim için her zaman saygı değer bir şey olmuştur- yazdığı hasret temalı şarkı bir anda duvarda sekip Les Ogres de Barback’a ait ”La Femme du Guerrier’i” hatırlattı. Bu sefer savaşta olan bir askerin karısının ağzından yazılmış mektupta ”benim köpekliğim hayata dair canım benim umarım anlarsın ancak esir mesir düşersen bana yazmayı kes seni bekleyemem çünkü” cümlesi kalbimizi yırtıp atıyordur. İroni şu ki hikayeye göre mektup hiçbir zaman kadının asker kocasına ulaşmadı; grup üyelerinin bir tanesinin posta kutusuna karışmıştı çünkü. – :(-

Biz ”esirlik” hallerini çiçek dürbününe soktuk, tutkallardan mı yoksa asetonlardan mı olduğunuza siz karar verin. Bizim, oyumuzu çoğunlukla tutkaldan yana kullandığımız herhalde açıktır.

İşte Bing Bang:

İşte Hendek:

(Kapak görselini Proust’un mis kokulu madlen kurabiyesine ithafen seçtik of kors.)