Geç ergenliğimizin sonu: Güle güle Dolores O’Riordan

Lou Reed, Leonard Cohen, David Bowie derken hayat bizi acı gerçeğe alıştırdı: ‘Yaşını almış’ efsanelere veda etme günü çok yakında gelip kapıyı çalacaktı. Yine de şu son birkaç aydır, bazıları oyun bozanlık etmeye kalkışıyor. Yani sen 46 yaşındasın, çat diye çekip gitmek de neden? Seninle vedalaşmaya henüz hazır değildik ki!

Çok büyük bir The Cranberries hayranı olmasanız da yolunuz 90’lardan ve 2000’lerin kendini bilmez o ilk yıllarından geçtiyse Dolores O’Riordan’ın o yüksek perdeden çınlayan dokunaklı vokallerine aşinasınızdır muhtemelen. Animal Instinct’in klibi karşısında ‘Aman yakalanacaklar’ anksiyetesini yaşamış, Taksim barlarından birinde alakasız bir anda çalıveren Zombie eşliğinde fena halde gaza gelmişsinizdir (Kafanda ne var?).

O yüzden Dolores O’Riordan’ın bu ansızın çekip gitmesi, ben ve benim gibi geç ergenlerin (yaş otuz olmuş, yuh sana!) geçmiş muhasebesi yapmasına, o eski günlere doğru hızlı bir fleşbek yapmasına sebep oldu. Ve tabii tüm o şarkıları tek tek dinlemesine… Ne kadar çok The Cranberries şarkısı bildiğinize siz de şaşırdınız değil mi? Hem de ‘o kadar da’ hayranı olmamanıza rağmen…

Malum, İstanbul semalarında hiçbir şey aynı değil. ‘Ergenliğimizi’ hatırlatan ne kaldı ki etrafta. Dolores Abla da gittiğine göre, geç ergenliğe veda etmenin vakti geldi. Neye üzüldüğüm ise belli değil; zamanın bazı gerçekleri bize acımasızca hatırlatmasına mı, o yanık sesli kadının erkenden çekip gitmesi mi?

C hepsi, D hiçbiri.

Neyse ki arada bir Radiohead albüm çıkarıyor da havamızı buluyoruz.dolores

Bu şarkı da ayrı bi’ acıklıdır: