Başka evrenler mümkün (ve biz hepsinin bağımlısı olduk)

Black Mirror

Yazı: Seden Mestan (@sedenmestan)

Başlığa bakınca bilim-kurguyu yeni keşfettiğimiz düşünülebilir. Hayır, bilim-kurgunun yeni bağımlısı olan biz değiliz; her gün önümüze yeni bir dizi çıkaran televizyon dünyasının son zamanlardaki alışkanlığı bu.

Tabii, bir dizi tutunca diğerlerinin de onu takip etmesi kaçınılmaz. Ve hepsi çok iyi prodüksiyonlar olduğu için durumdan şikayetçi olduğumuz da söylenemez. (Saatlerce televizyon karşısında çürüyüp tüm bölümleri peş peşe yalayıp yuttuğumuz zamanlar hariç… Gerçi ondan da mutlu oluyoruz, ‘şikayet’ hissi çok uzaklarda…) Yine de distopya üzerine kurgulanan bu dizilerin peşinde gitmekten içimiz biraz kararmadı mı artık? Paralel bir evrenden gelip de kasabanın şirin çocuklarına musallat olan canavarlar, tüm bunların yanında Disney prensi gibi kalıyor açıkçası.

Distopyaların karamsarlığına kapılıp garip bir hissinde içinde savruluyor gibiyiz. Damızlığa dönüşen veya klonlanan tahlisiz kadınlar, tükürük saçan zombiler, zehirli gazların sardığı şu güzel dünyamızı keşfe çıkan gençler, teknolojinin olabilecek en çılgın halini deneyimleyen zavallılar, zavallılarımız…

handmaid's tale
The Handmaid’s Tale – Fotoğraflarına bakarken bile insanın yüreği sıkışıyor.

‘Başka bir dünya mümkün’ denince yan yana sıralanan gökkuşakları, pony’ler, kırlarda koşuşan çocukları falan düşünürdük eskiden. Şimdiyse olabileceklerin en kötüsünü görüp ‘Aman halimize şükür’ diyoruz. Yapay zekanın gümbür gümbür geliyor olmasından korkup da Siri’yle şakalaşmalarımız ise belki de tüm bu kıyamet senaryoları karşısındaki leylalığımızın bir kanıtı gibi adeta.

BlackMirror_S4_MetalHead
Black Mirror – Metal Head bölümünden / Eli bıçaklı manyak bir robot tarafından kovalandığınızı düşünsenize! (Düşünemedi)

Oysa distopyanın tatlı sonla bittiği, umutsuzluğu tek bir hamleyle yok eden diziler de vardı bir zamanlar. Robot-insan kardeşliğinin temellerini atan güzeller güzeli Battlestar Galactica, zaman yolculuğunu sevgiyle sonlandıran Fringe ve niceleri… Onlar da pek şurup şeker değildi ama en azından ‘mutlu son’a doğru evrilirdi.

Battlestar-Galactica-Movie-Universal
Battlestar Galactica – Senin gibisi hiç gelmedi.

Bir noktada dünyanın geleceğine olan umutlarımızı kaybettiğimiz çok açık. (Ya da umutlarımız var ve o kadar güçlü ki, sinyallerini şimdiden görebildiğimiz bu felaket senaryolarına inanmıyoruz bile. Hmm… DEV YALAN!). Olabileceklerin büyüklüğü karşısında nefesimizi kesen bir heyecan yaşamaksa insanoğlunun çaresizliği herhalde.

Bu arada bilim-kurgunun tökezlediği anlar olsa da geçmişten bugüne genel tabloda olacakları tutturduğunu fark ettiniz değil mi? Hele şu yapay zeka konusu on yıllardır bu türün en sevdiği konulardan biriydi. Kurgunun gerçeğe dönüşmesi kaçınılmaz sanki… Bari sonu iyi bitse…