“Yakmıyor elimi artık bu kaynar sular” kuşağında bugün: Led Zeppelin vs. Ajda Pekkan

Yazı: Seden Mestan (@sedenmestan)

Alkollü performansların zirve yaptığı cuma ve cumartesi gecelerini hayal kırıklıklarıyla geride bırakan; gelmeyen mesajların, çalmayan telefonların zayıflattığı bünyeler için “şarkılarda düşünmek onu sana getirmez ki” diyerek, şarkıların romansını boş verip, nasihat verici yönleri üzerine biraz düşünelim istedik. 

Bir kere o lastiği gevşemiş pijama altını üzerinize geçirip bilgisayar karşısında sezonlarca dizi tüketmek, aşırı alkolle ve kederle bükülmüş kalbiniz için en iyi çare gibi geliyor olabilir ama deyıl.

Ya da yaş ilerlese de yatakta cenin pozisyonunu alıp damar şarkılar eşliğinde hüzünlenmek de çözüm deyıl. (Bakınız misal, en alttaki Bülent Ersoy klibi… Burada görüldüğü üzere sabaha kadar zincirleme sigara tüttürmesinin de pek bir hayrı dokunmuyor.)

Şu iki şarkıda da söylendiği gibi kedere eleme en iyi gelen şey çalışmak, çalışmak, çalışmak… Akşam 7’den gece 11’e, hatta belki günlerce sabahlayarak çalışmak… Aklınızı önce hüpletip sonra gümletmemenin yolununun çalışmaktan geçtiğini anlatan şarkılara kulak veriyoruz.

Artık gidip tüm bardak çanağı indirip, kaynar suların elinizi yaktığını hissetmemecesine hepsini birer birer yıkamaya mı başlarsınız, gece vardiyası olan işleri mi aramaya koyulursunuz bilmiyoruz ama radyoda, orada, burada, şurada dinlediğiniz şarkıların ne kadar önemli sözler söylediğini hiç farketmiyorsunuz ya, biz ona yanıyoruz. Neyse ki yarın pazartesi, siz istemeseniz de çalışacaksınız a dostlar!

İsmi lazım değil, Dadanizm ekibinden bir arkadaşımız bir ara rakı içip Led Zeppelin dinleyerek ütü yapardı. “Ah bu ben kendimi nerelerde bulsam” diyenlere duyurulur… (Videonun başındaki belgesel kısmı çok nostaljik.)

Gülünecek ne vardı hakkatten… 

Bülent Ersoy gibi sabahlara kadar sigarette içmeyin arkadaşlar, gidin bulaşık yıkayın! (Şarkıdan ve klipten hiçbir şey anlamamış olmak…)