Ve Hollywood’da ‘düşündürme’ vakti

Meryl Streep'ten Emma Watson'a, Time's Up hareketine dahil olan tüm kadınlar... Hatırlarsanız hem harekete destek olmak hem de Hollywood'dan yükselen taciz olaylarına dikkati çekmek için bu seneki Golden Globe törenine herkes siyah giyerek katılmıştı.

Yazı: Seden Mestan

Günlerdir duyduklarıma inanamıyorum: “Şöhret olmak için senelerce kendilerini ellettiler, şimdi şikayet ediyorlar”, “Seneler önceki olayı yeniden açıyorlar, sırf ünlü olmak için”, “Nasıl yani flört de mi taciz sayılacak artık?” ve falan ve filan.

Ve bir de bu tarz talihsiz cümleleri kadınlardan duyunca kendimi gidip kör kuyulara atasım geliyor.

Bu söylediklerinin bir adım ötesi “O da hak etmiş canııım” demeye çıkıyor, bunun farkındalar mı acaba? Hele ki tecavüz haberlerinin “kuyruk sallamaya” bağlandığı şu ülkede…

Hollywood’dan yükselen taciz haberlerine her gün bir yenisi ekleniyor ve eğer takip ediyorsanız Harvey Weinstein olayında olduğu gibi, tecavüze varan durumlar söz konusu. ‘Flört’ ve ‘taciz’ arasındaki farkları bilemeyecek kadar şuursuzlaşan dostlarımıza gelsin.

Geçtiğimiz günlerde Fransa’dan gelen sesler de kafalarda soru işareti yaratacak cinstendi. Fransa’nın entelektüel çevresinden önde gelen kadınlar, Hollywood’daki tacizlerle birlikte yayılan #MeToo kampanyasına karşı bir bildiri yayınlamışlardı. Bu bildiriyi siz nasıl okursunuz bilmiyorum ama haberde de yer aldığı üzere temel fikri şu: “Tecavüz suçtur ama ne kadar beceriksizce olursa olsun birini götürmeye kalkışmak için yapılanlar değildir.”

Kafalarda soru işareti yaratacak cinsten olduğunu söylemiştim.

Özellikle Türkiye’de yaşayan kadınlarda… Zira bu topraklarda flört, taciz ve tecavüz arasındaki farkları bilemeyecek kadar şuursuzlaşan o kadar çok ki…

Konu, tabii ki, kişinin rızasının olup olmamasına bağlanıyor. Ve ‘birini götürmeye çalışmaca’ rıza olmadığı sürece, taciz olarak sayılmayı hak ediyor.

Diğer taraftan, sinema ve moda dünyasından gelen bazı haberler de kafa bulandırıyor. ‘Flört’ ve ‘taciz’ arasındaki ayrım, belli ki oralarda pek net değil. Doğru olsa da olmasa da adı bir kere taciz olayıyla anılan herkes, suçluluğu ya da suçsuzluğu kanıtlanmadan manşete taşınabiliyor. Böylelikle kişisel gareze bağlı olaylar bile geri dönüşü olmayan bir sonuca bağlanabiliyor. Evet, bir tür cadı avı da söz konusu… Fransız kadınların karşı çıktıkları noktalardan biri de bu; feminizmin erkek düşmanlığı olarak görülmesine karşıyız diyorlar. Ve bu noktada haklılar. Ama keşke bu konuyu ‘taciz’ konusunu karıştırmadan anlatsalardı. Elmalar ve armutlar feci şekilde karışmış vaziyette.

timesup
Meryl Streep’ten Emma Watson’a, Time’s Up hareketine dahil olan tüm kadınlar… Hatırlarsanız hem harekete destek olmak hem de Hollywood’dan yükselen taciz olaylarına dikkati çekmek için bu seneki Golden Globe törenine herkes siyah giyerek katılmıştı.

Hollywood kadınlarının başını çektiği #TimesUp kampanyasıyla birlikte tüm dünya artık popüler kültürün üzerine geçirmeye çalıştığı yeni feminist karakteri izliyor. Bunun feminist okumasını yapanlar, hiç kuşkusuz tökezlediği yerleri görecektir ama yine de tüm dünyanın kadın-erkek eşitliği etrafında dönen bu konular üzerinde kafa patlatması ‘olumlu’ sayılmaz mı? En azından pek çok konuda, ezber bozacağı kesin.

Aslında tüm bu yazıyı aşağıdaki Sharon Stone videosunu izledikten sonra yazmaya karar verdim. Sharon Stone, muhabir kendisine “Peki siz hiç tacize uğradınız mı” diye sorunca “Benimle dalga mı geçiyorsun” dercesine insanın kalbini burkan bir kahkaha patlatıyor ve ekliyor: “Olabilecek her şeyi gördüm…”

Dediğim gibi, #TimesUp kampanyası, kimilerince sorunlu olsun veya olmasın, bundan sonra özellikle Hollywood’da, birilerinin uçkuru konusunda eskisi kadar rahat davranamayacağını garantiliyor.

En azından bir süreliğine…