Kalp açıcı bir soundtrack: Call Me by Your Name

Yazı: Seden Mestan

Aşkı, herhangi bir katkı maddesi karıştırmadan, olabilecek en estetik ve naif haliyle anlatan Call Me by Your Name, aşırılıklarda kaybolmayan oyunculukları (Timothée’nin o son sahnesini düşünün), hikayeyi daha da vurucu yapan mekanları ve atmosferiyle izleyeni yedinci sanatın en güzel zirvelerinde dolaşmaya çıkarıyor. (bkz. ‘Gaza gelip epik-lirik cümleler yazmak’)

Övgülerimizi yağdırırken, filmin müziklerini unuttuğum sanılmasın. Ona ayrıca methiyeler düzmek için yaptım bu girişi.

Luca Guadignino’nun yönetmenliğini üstlendiği Call Me by Your Name’in müzikleri hikayeye eşlik ederken en çok Sufjan Stevens’ın şarkılarına vuruldum. Ve tabii ki bunun özel bir sebebi var.

Eğer indie müzikle geçmişte yollarınız bolca kesişmişse Sufjan Stevens’la da sağlam bir ilişkiniz olmuştur muhtemelen. Rock müziğinin geleneklerinden ilhamla özgün işlere imza atan Sufjan Stevens, her albümünü özel bir proje gibi detaylandırıyor, ilmek ilmek işliyor, satırlarının altı çizile çizile okunası bir romana dönüştürüyor. (Bu satırların yazarı, vaktiyle Sufjan’a pek dadanmıştı.)

Haliyle insanın ruhuna dokunan bu filmi izlerken Sufjan Stevens’ın sesini duymak bünyede farklı hisler yarattı.

(Ağlıyorum.)

Sufjan Stevens’tan ağırlıklı olarak bahsetsem de filmin müzikleri her telden çalıyor (kelimenin gerçek anlamıyla). Piyano klasikleri ile 80’lerin yürek yakan pop hit’leri bir arada. Tam da anlatılan hikayeye, karakterelere uygun bir şekilde…

Call Me by Your Name bugün (23 Şubat) vizyona giriyor; bu Oscar adayı filmi kendi imkanlarınızla (!) evde izlediyseniz, sinema salonunun ambiyansında tüm görkemiyle bir kez daha izleyin.

Hâlâ izlememiş olanların da yerinde olmak isterdim doğrusu: bu büyüleyici hikâyeyi ilk kez izlemenin verdiği his o kadar güzel ki!

(Ağlıyorum.)

callme2