Oscar’lar yüzünden birbirimize dadandık

attends the 87th Annual Academy Awards at Hollywood & Highland Center on February 22, 2015 in Hollywood, California.

Filmler konusunda sık sık “aynı etkiyi yaratmamış olabilir ama beni sarstı”, “aynı şeyi hissetmek zorunda değiliz” diyor ve kenara çekiliyoruz. Biz bu sefer bu kalıpların altını dolduralım istedik. Oscar ödülleri bu akşam sahiplerine dağıtılacak. Biz de öncesinde oturup aday filmleri neden sevdik, neden sevmedik anlattık. Bu sefer kolaya kaçmadık! İzlemediğimize de izlemedim dedik, çünkü dürüstlük önemli. Yalan konuşmayın.

Hazırlayanlar: Nazlı Sönmez, Güliz Atsız, Seden Mestan

En iyi film adayları
Call Me By Your Name
Three Billboards Outside Ebbing, Missouri
Phantom Thread
Get Out
Dunkirk
The Post
The Shape Of Water
Lady Bird

call me

1- Call Me By Your Name

Nazlı:

Neden sevdim?
Evet, herkes gibi sonundaki “baba” tiradı yüzünden sevdim. Timothee Chalamet’in aşırı gerçekçi olmasından dolayı da sevdim. Helal sana çocuk!

Neden sevmedim?
Çünkü kitap çok daha iyiydi! Şaka şaka. Kitabı okumadım. Artık kitaptan uyarlanan filmleri bu şekilde yorumlamayı da bırakırsanız harika olur. Anladık, okuyunca filmi beğenmiyorsunuz. O zaman başka şeylere bakın. Tamam neden sevmediğimi söylüyorum: Duygular aşırı gerçekçi ama sıradan bir aşk filmi aslında.

Güliz:

Neden sevdim?
Film değil, şiir, şiir! Şimdiden iki kere izledim ve aklımdan hiç çıkmıyor. Yönetmen Luca Guadagnino olunca zaten beklentim hep yüksek. Filmi izledikten sonra kitabı şöyle bir fııırt diye çevirdim. Hiçbir şeye benzetemedim. O kitaptan bu filmi nasıl çıkarmışlar, bravo. Dört dalda aday film, dördünü de hakettiğini düşünüyorum. Hele Akademi bir sürpriz yapıp da, ödül sezonunu gidişatını bozup, Gary Oldman yerine Timothée Chalamet’ye vermezse ödülü, Los Angeles’a dadanıp olay çıkarırım.

Neden sevmedim?
Sevmeyenleri sevmiyorum.

Seden:

Neden sevdim?
Aşkı ve sevilen birini yitirmenin getirdiği kalp kırıklığını olabilecek en saf  ve sahici haliyle anlattığı için sevdim. Hedefi on ikiden vuran diyalogları, abartı tiratlar gibi sunmadan, en yalın haliyle size sunan ve her bir karakterle kolayca özdeşleşmenizi sağlayan oyunculukları için sevdim. Of ne filmdi be deyip bittiğini sandığımız an, Timothée’nin sadece gözleriyle ciğerimizi dağladığı o sahne için sevdim. Biraz daha devam edersem ağlamaya başlayacağım sanırım…

Neden sevmedim?
En sevdiğim meyve şeftaliydi… Şimdi artık sıradan bir meyve olmanın çok ötesinde benim için…

frances mcdormand

2- Three Billboards Outside Ebbing, Missouri

Nazlı:

Neden sevdim?
Çünkü bir senaryo harikası. Çünkü bir hikaye anlatma dersi. Çünkü Frances McDormand ve sadece The Deer Hunter’a gönderme yapmak için kafasına bağladığı bandana. Çünkü Martin Mcdonagh’ın aşırı iyi kara mizah yeteneği.

Neden sevmedim?
Öyle bir şey yok. Film bitti, gittim afişini alıp duvarıma astım.

Güliz:

Neden sevdim?
Frances McDormand oynadı da hangi filmi beğenmedik. Tabii ki bunu da beğendik. Bu yılın baştan sona tutarlı, derli toplu ve hedef kitlesi de geniş tutulmuş en güzel filmi. Pek yaratıcı veya yenilikçi bir üslubu, tekniği vs yok belki ama gerek de yok. Bilet parasının hakkını veren film gibi bir film.

Neden sevmedim?
McDormand’ın karakterindeki değişim bana biraz dayanaksız geldi. Sam Rockwell’in karakterindeki gidişat çok iyi hesaplanmış, öbürü nasılsa akıyor diye biraz boşlanmış sanki. Yani bunu da illa bir kusur bulacaksak diye yazdım işte.

Seden:

Neden sevdim?
Biraz klişe olacak ama ‘ders’ gibi film. İlmek ilmek işlenmiş senaryosu aşırıya kaçabileceği anlarda bile sağlam bir geçiş yaparak izleyenin aklını alıyor. Dramanın dibine vuracak gibi yapıp kara mizahla bir anda yükseliveriyor. Frances McDormand ve Sam Rockwell’in oyunculuklarından ayrıca bahsetmeye gerek var mı? (Yok.) Sanırsınız bütün ömürlerini o kasabada, redneck buhranlarıyla geçirmişler.

Neden sevmedim?
Sam Rockwell’in karakteri Jason nasıl bir anda ‘iyi’ bir insan olmaya karar verdi? Irkçılığıyla övünen, sırf hırsından dolayı camdan aşağı insan atan gerzomatın tekiydi. Son sahnelerde izleyici onu sevsin diye ekstra bir efor vardı sanki. Kafam karıştı :/

phantom-thread1

3- Phantom Thread (Çok sert harcamışız bu filmi)

Nazlı:

İzlemedim ve çok üzgünüm.

Güliz: 

İzlemedim.

Seden:

İzlemedim ama çok pişmanım; Daniel Day Lewis çok cool gözüküyor.

get out

4- Get Out

Nazlı:

Neden sevdim?
Bir sürü gözleriyle konuşan oyuncu vardı, harika bir deneyimdi bunu görmek.

Neden sevmedim?
Gözleriyle konuşan oyuncular her şeyi çok kısa sürede açık etti. “Filmin derdi bu değil ki” diyebilirsiniz. O zaman sonunu da sevmediğimi söylerim.

Güliz:

Neden sevdim?
Yönetmen Jordan Peele’ın politik bir mesaj kaygısı taşıdığı çok net ve bu mesajı son derece artistik bir şekilde, hem göz göre göre, hem de sadece ufaktan göz kırparak veriyor. Genelde bu kadar mesaj kaygılı eserler, dandik makaleler gibi olur. Peele ise korku gibi zaten kendinden politik olan bir türü o kadar iyi kullanıyor ki mesaj kendi kendini yazıyor gibi olmuş.

Neden sevmedim?
Filmin final sekansı biraz olduya bittiye getirilmiş gibiydi. Giriş ve gelişme bölümleri iyi sindiriliyor, sonra birden bire film bir yere bağlanıveriyor. Bir de Chris’in hapse girdiği alternatif bir sonu var. Belki o daha iyi bir son olabilirdi. Bilemiyorum.

Seden:

Neden sevdim?
Galiba beni bu kadar şaşırtan bir film daha önce hiç izlemedim. Filmi, hakkında hiçbir fikrim olmadan izlemeye başladım. Evet, siyah-beyaz çatışması üzerine bir hikaye olduğunu biliyordum da bu ne kardeşim! Bünyeyi gerim gerim geren, ummadığı yerlerden vuran, ustaca kotarılmış alt metni ve göndermeleriyle terbiye eden bir filmle karşılaşacağımı hiç ummazdım. Bence bu senenin en büyük sürpriziydi. Diyorum, bir Oscar’ım olsa, çıkarır Jordan Peele’e verirdim. Of aşırı gaza geldim şu an!

Neden sevmedim?
Allison Williams. Ağzıyla kuş tutsa, sevdiremez bana kendini. Gerçi o antipatikliği canlandırdığı o karaktere pek yakışmıştı ya, neyse…

Bodega Bay

5- Dunkirk

Nazlı:

İzlemedim.

Güliz: 

Neden sevdim?
Pek bayılmadım aslında. Sinematografik elemanların hepsi çok havalı. Işık, renk, fotoğraf gibi kadrajlar, değişen aspect ratio’lar… Ve tabii kurgusu, devamlılık hissini zırt pırt kurcaladığı halde hala bu kadar Hollywood kalabilmesi görmeye değer. Yüzünü görmesek de orada bir Tom Hardy olduğunu bilmek de olumlu bir etki.

Neden sevmedim?
Filmin bir derdi, meselesi olduğunu düşünmüyorum. Güzel ve havalı görünen ama ağzını açıp iki çift laf edemiyor.

Seden:

İzlemedim çünkü gencim ve hayatı çok seviyorum.

the post

6- The Post

Nazlı:

Neden sevdim?
Çünkü insan bazen böyle filmleri de özlüyor.

Neden sevmedim?
İzlerken çok aşırı sıkıldım. Hikaye farklı, anlatım tarzı aynı. Spielberg’den sıkıldım galiba ben.

Güliz:

İzlemedim.

Seden:

Neden sevdim?
Yani neden sevmeyeyim. İzleyiciye kendisini sevdirmek için çırpınan bir Spielberg filmi. Evet, özlediğimiz o klasik filmleri günümüze taşıyor. Ama bu senenin diğer adaylarının yanında maalesef çok sıradan kalıyor. Pardon; neden sevdiğimi söylüyordum değil mi? Neyse lafı çok dolandırmayayım. Tabii ki Meryl Streep için sevdim! Hayatı boyunca ezilmiş, arka plana atılmış bir kadının önümüzde şahlanışını Meryl Streep’in oyunculuğuyla izlemek harikaydı! Bence her sene Oscar’larda yılın Meryl Streep Ödülü verilmeli. Boş geçtiği bir rol görmedim, her sene bir Oscar alsın da diğer kadın oyunculara haksızlık olmasın artık.

Neden sevmedim?
Yani ‘sevmedim’ denilemez de… Hiç risk almamış bir Spielberg yapımıydı. Hisleri coşturmadı. Bir de “Tom Hanks’i niye yan rolle harcadınız” diye sormak istiyorum yetkililere.

the-shape-of-water

7- The Shape Of Water

Nazlı:

İzlemedim.

Güliz:

Neden sevdim?
del Toro’nun fantastik olanı alıp, gerçekler evrenine koyup, son derece normalmiş gibi davranmasına her zaman bayılmışımdır. Pan’ın Labirenti’nden bu yana bu durumun güzel bir örneğini görememiştik kendisinden. Shape of Water, bugüne kadarki en iyi filmi olabilir. Bir kere hikaye çok incelikli. Masalsılığın dozu, ışık, renk… tüm elementler tam kararında, cuk oturuyor.

Neden sevmedim?
Ortada çok bariz bir Soğuk Savaş göndermesi var ama altı bomboş. Ya o meseleyi karıştırmasaymış ya da devamını getirseymiş dedirtiyor. Sadece o da değil, bir kadınlar ve siyahlar hakkında da bir şeyler söyleyecekmiş gibi duruyor. Sonra da şimdi konumuz o değil der gibi, dönüp gidiyor.

Seden:

İzlemedim. Başıma bir şey gelmeyecekse söyleyeyim, Benicio del Toro’yla pek sıkı ilişkiler kuramadık geçen yıllarda, üzgünüm. Bu da benim ayıbım.

lady-bird-film

8- Lady Bird

Nazlı:

Neden sevdim?
Greta Gerwig’in iyi işler yapmasını istiyorum ama bununla birlikte filmi daha duyurdukları zaman sevmemin tek nedeni var o da Laurie Metcalf! Kendisini Horace and Pete adlı dizinin, üçüncü bölümünde izlemiş ve gözlerime inanamamıştım. O günden beri de hayranıyım ve filmde olması bile benim filmi sevmemi sağlarken, filmin parçaları bütün bir halde sunulan, sıradan bir hikayeye evrilmesi de açıkçası hoşuma gitti.

Neden sevmedim?
Film bitince “Bize neydi tüm bunlardan?” diye soru sordum. İnsan böyle soru sorar mı?

Güliz:

Neden sevdim?
“Küçük Beyaz Kız Problemleri” empati kurması zor ve şımarık konular gibi görünebilir. Amma velakin Greta Gerwig özel bir durumdan yola çıkarak ergen endişeleri üzerine daha evrensel bir damar yakalamış ve bir yandan orta sınıf üzerine (…) demek isterdim ama yok. Dümdüz küçük beyaz kız problemi anlatmış ve bazı şeyler çok tanıdık geldiği için sevdim.

Neden sevmedim?
Film bittiğinde, bu filmi izledim de ne oldu yani diye düşünmekten kendimi alamadım. Olmasan da olurdu demek istedim. Bittiğinde geriye hiç bir his veya tat bırakmayan yağsız tuzsuz haşlama gibi bir şey.

Seden:

Neden sevdim?
Ergenliğin din, dil, ırk tanımadan, her çağda ve her yerde rezilce ve gerzekçe bir şey olduğunu bu kadar yalın bir şekilde anlatmış olması gerçekten komikti. Ama maalesef bu kadar.

Neden sevmedim?
Bu konuyla ilgili uzuuuun uzun yazmıştım bu yazıda. Lütfen tekrar ettirmeyin, tansiyonum düşüyor.

meryl