Dönüp dolaşıp dadanmalık bir İngiliz: Ben Howard

Gereken ilgiyi görmediğini düşündüğüm Ben Howard’a dönemsel dadanmalar yaşarım. Bu hayatta geri dönüp dinlediğim isimler listesinde üst sıralarda yer alıyor kendisi. 2011 yılından beri aktif ve ciddi bir müzik üreticisi Ben Howard, Noonday Dream adlı yeni bir albüm çıkardı. Bu albümle birlikte kendisini benim tanıdığımız kadar tanıyın istiyorum. Kendisinin 2015 Glastonbury performansı televizyonda bu yazıya eşlik ediyor. Performansı izlemek isterseniz buraya tık. 

Ben Howard müziğine giriş yaparken beni takip etmek isterseniz, şuraya farklı albümlerden en sevdiğim şarkılarını bırakıyorum:


Nasıl tanıştık:

Zamanında çılgın bir The Walking Dead izleyicisiydim. Bir bölümün finalinde Oaths In The Water çaldı. Dizinin karanlığına uyduğu kadar o dönemde benim de ruh halimin karanlığına cuk oturan bu şarkı sonrası elbette deliler gibi kendisini dinelemeye başladım. Canlı performanslarında bazen gitarı Amerikalı Sezercik August Rush gibi tutuyor. Gerçekten gitara vurmalı çalgı gibi davrandığı ve vokali ile ortalığı yaktığı bir sürü canlı performansı var.

Kimdir, nerelidir, nedir?

1987’nin Nisan ayında Londra’da doğmuş bir besteci, söz yazarı ve gitarist. Perküsyonist tarafı da var ama bunu daha çok gitara vurarak yapıyor. Bunu aşağıdaki fotoğrafla kanıtlıyorum. Folk, indie rock ve rock tarzlarını sahiplenen Ben, müzisyen bir anne ve babanın evladı. 70 ve 80’lerin melankolik müziklerinin sık sık duyulduğu evde, Ben kendine ilham olarak John Martyn, Van Morrison, Joni Mitchell ve Simon & Garfunkel gibi isimleri seçmiş.

ben howard.jpg

2014 yılında çıkardığı I Forget Where We Were albümü bence herkesin arşivlemek isteyeceği bir değerde diye düşünüyorum. Yeni albümü henüz o kadar içime işlemedi ama kalitesini, yeteneklerini, disiplinini ve yeniliğe olan açlığını daha da yukarılara taşımış bir Ben Howard olarak üç sene sonra geri geldi. Mercury’ye adaylığı var, iki tane de Brit Ödülü kazandı. Bu ödüllerin yılları 2013 ve 2012 ama bu sene de bir ödül kucaklayacağına eminim!

Ben Howard’ı diğerlerinden ayıran nedir?

Gitar çalma stili oldukça farklı. Solak bir gitarist ve gitar ile bambaşka bazı ayarlamalar yapıp şarkılarında da yaygın bir şekilde bu sesleri kullanıyor. Aynı zamanda bu gitarda yaptığı düzenlemeleri bas notalarını yazmak için de kullanıyor. Özellikle son albümde gitarla nasıl oynadığını duymak daha da kolay bir hale gelmiş. Ayrıca yukarıda bahsettiğim gitarı perküsyon olarak kullanma stili de Ben’i ayıran bir özellik. Bu tarzı da John Smith’ten görmüş ve müthiş bir şekilde uygulamaya devam ediyor.

Kankacılık

I Forget Where We Were sonrası uzun bir süre turne yapan Ben Howard, bu turnede yanına yakın arkadaşı Elena Torna ve grubu Daughter’ı da aldı. Beraber dünyayı gezip şarkı söylemek için müthiş bir ekip oldukları su götürmez bir gerçek. Bir de Glastonbury’de Sharon Van Etten’in aşırı iyi şarkısı Every Time The Sun Comes Up’ı söyledi. 

Yeni albüm: Noonday Dream adını taşıyan albüm, Radiohead’in Decks Dark şarkısı gibi açılıyor.

10 şarkılık albümün son şarkısının adı bile beni büyülemeye yetti: Murmurations. Murmur benim İngilizce’de en sevdiğim kelime olabilir arkadaşlar. Ben Howard imzasının daha keskinleştiği, kendi tarzını daha net ortaya koyduğu bir albüm. Summertime Sadness’çılara müjde, aradığınız melankoli geldi!