“Ne güzel şeydir İngilizlik”: Paul McCartney’le Liverpool’u dolaşan bir Carpool Karaoke

James Corden’ın Late Late Show için hazırladığı tüm Carpool Karaoke’lere muntazam bir şekilde dadansak da bu seferki kalbimizin tam orta yerinden vurdu bizi. İzlerken ağlamışız. “-mışız” dedik, çünkü ayrı ayrı yerlerden birbirimizden bihaber izledik; hissiyatımızı sonradan paylaştık birbirimizle. Hislerin aynı olduğunu fark edince de dadanmadan edemedik. Güzel şeylere ağlamak isteyenler için gelsin…

Hazırlayanlar: Nazlı Sönmez & Seden Mestan

– Önce Seden aldı sazı eline…- 

Milennial’ların Justin Bieber ve benzerlerinin peşine düştüğü şu talihsiz dönemde, birbirine en sevdiğin The Beatles üyesi kim diye soran kaç kişi kaldık acaba? (Gözyaşları sel…) Neyse ki benim çevremde Beatles’çılar çoğunlukta. Haliyle Beatles eşliğinde her duygulandığımız anlarda bu ve buna benzer muhabbetler çevirirken mutluluktan titriyoruz resmen. James Corden bu son Carpool Karaoke’yi de ben ve benim gibileri kırıp geçirmek için çektiği kesin.

Başa dönelim; eğer merak ediyorsanız, benim en sevdiğim Beatle, kesinlikle Paul McCartney. Günlük hayatın önemsiz gibi gözüken detaylarından yola çıkarak kocaman hikayeler anlatan (bunu videoda da göreceksiniz) ve zorlamasız, usul usul seslenen vokalleriyle dinleyenin zihnini sarıp sarmalıyor. Hatta vaktiyle, Dadanizm’deki şu yazımda şöyle yazmışım: “Paul McCartney’nin sanki sabah kahvesini yudumlarmış ki, ellerini havluyla kurularmış gibi, lambanın ışığını yakarmış gibi, sanki gündelik sıradan bir hareketmiş gibi zahmetsizce şarkı söylemesine siz de bayılmıyor musunuz?”

James Corden’la çektikleri Carpool Karaoke de tüm bunların özeti gibi bir video olmuş. Önce Paul McCartney’nin yazdığı efsane The Beatles şarkıları eşliğinde Liverpool’u dolaşıyorlar, Paul’un geçmişinde yer eden yerlere uğruyorlar ve en sonunda da bir pub’a girip sürpriz bir canlı performansla durumdan bihaber Liverpool halkına kalp krizi geçirtiyorlar. James ve Paul arasında geçen muhabbetler ise tam bir sevgi seli… Mesela, John Lennon’la She Loves You’yu ilk bestelediklerinde koşarak gidip Paul’un müzisyen babasına dinletmeleri ve beybabanın da bunları “Her şey yeterine Amerikanlaşmadı mı; ‘Yeah, yeah, yeah’ yerine ‘yes, yes, yes’ deseniz olmaz mı” deyip göndermesi on numara bir hikaye…

Neyse tadını kaçırmayalım; videoyu kendiniz izleyin ve sonunda, ellerinde bira Paul’u dinleyen gözü yaşlı İngilizleri görünce şu cümleyi hatırlayın: “Ne güzel şeydir İngilizlik!”

-Ve sazı Nazlı devralır…-

The Beatles beni yine kurtarır!

James Corden, Carpool olayını Adele ile başlattığında, yine benzer bir gündem sıkıntısı içindeydim. Sabah akşam açıp, Adele ile kahkahalar atarak izledim. Hatta çevremde kim varsa zorla izlettim. “Şu muhabbetin güzelliğine bakın!” diyerek. Şikayetçi olan olmadı, arkamdan konuşan varsa bilemem. O günden beri Carpool takipçisiyim. Obama’lar, Missy Elliot’lar geçti arabadan. Chris Martin bile bağıra bağıra şarkılarını söyledi. Ama Paul McCartney adını görünce kalbim sıkıştı! 

Bir kere ilk defa Carpool arabadan çok Liverpool sokaklarına taşıyor. Paul McCartney’in şimdi müze olan evinde, Penny Lane’de geçiyor. Hayatı yaşamayı bu kadar iyi bilen bir adamla aramızda ne kadar uzaklık olabilir? Bunu yapmayı nasıl başarıyor? Psikolojimin alt üst oluşunu izliyor, bunu izlerken herkesin benim geçtiğim yerden geçişini izliyorum. Sonra ekranda Paul McCartney bana inanılmaz bir ders veriyor.

Video hakkında çok fazla bilgi verip sürprizleri bozmak istemiyorum ama izlediğimden beri The Beatles dinleyip ağlıyorum. Hey Jude’lar, bir müzik kutusu olsak da sabah akşam çalsak.