“Sharp Objects” hayatımızı kesecek!

Yazı: Nazlı Sönmez

Dün akşam Primetime Emmy Ödülleri için adaylar açıklandı. Televizyonda veya streaming kanallarında yayınlanan ve hepimizi günlerce ekrana kilitleyip sonra iki sene yeni sezon bekleten tüm diziler ve mini diziler çekişmeli bir yarışa giriyor. Emmy adaylarının çoğunu tanıyorsunuz. Game Of Thrones, Westworld, Atlanta, The Crown ve niceleri… Tüm listeyi görmek için buraya tıklayabilirsiniz.

HBO’dan çok şey öğrendim! 

Emmy adaylıkları beni sevindirdi. Çünkü Netflix’in gittikçe (özellikle Türkiye için) oldukça peynirli takıldığını düşünüyorum. Elbette aşırı heyecanla beklediğim Netflix yapımları da var fakat özellikle yapımcılığını üstlendiği içeriklerinin gittikçe benden uzaklaştığını hissediyorum. Ama öte yandan HBO’nun kusursuz buhranlı atmosferi ve kara-mizah yetenekleri her gün biraz daha gelişiyor. Artık kalite konusunda herkesin önüne geçmeyi başaran HBO, Emmy’de de kalitesini ortaya koydu. Çünkü geçen sene adaylık sayısı Netflix’ten daha düşük olan HBO, bu sene aday sayısını artırdı. Netflix’te ise ufak bir düşüş var. Belki bu, içeriklerdeki kaliteyi biraz daha artırmalarına neden olur ve biz de filme, diziye doyarız.

HBO’nun kültlerinden: Sharp Objects

Şimdilik yalnızca tek bölümü yayınlanan Sharp Objects, salonunuzun ortasına düşecek keskin bir bıçak. Yönetmen Jean-Marc Vallée‘yi Dallas Buyers Club ve Big Little Lies’tan tanıyabilirsiniz. Bambaşka çekim teknikleri kullanan yönetmenin bende kredisi sonsuz. Başrolde Amy Adams, Chris Messina ve Patricia Clarkson var. Senaryo bir kitaptan uyarlama. Hem de Gone Girl’ün yazarı Gillian Flynn‘in kitabı Sharp Objects.

HBO’nun True Detective‘te yarattığı gergin ama merak uyandıran hava ilk sahnelerde sizi ele geçiriyor. Olay da şu; bir gazeteci (Amy Adams), büyüdüğü kasabada yaşanan genç kız cinayetlerini araştırmak üzere patronu tarafından eve gönderiliyor. Evde de anne (Patricia Clarkson) var. Oldukça garip ve gergin bir karakter. Üvey baba biblo gibi oturuyor. Aşırı sinir bozucu kız kardeşi de ablasının sürekli damarına basacakmış gibi hissediyorum. İlk bölümden anlatabileceklerim sınırlı fakat aşırı iyi olacağına eminim. Sanırım oldukça sert bir geçmişle yüzleşme izleyeceğiz. Bir de ufacık bir spoiler vereyim; kitaptan bildiğim kadarıyla oldukça farklı ve az işlenen bir psikolojik rahatsızlıkla karşılaşacağız.

Fakat Amy Adams çok içiyor. Yani, Massive Attack’in “Live With Me” klibindeki kadın gibi içiyor. Ama aynı zamanda da izlediğim en iyi Amy Adams performansı. Hep kırılgan, zarif kadın rolünde izledik fakat Sharp Objects’te gerçeğe en yakın karakteriyle buluşmuş.

Şimdilik sekiz bölüm olarak planlanan dizi seyirci beğenisine göre devam edebilir.

Cayır cayır Led Zeppelin!

Dizinin müzikleri elbette şahane seçilmiş. Ama beni mutlu eden bir detay var. Amy Adams, arabasında cayır cayır Led Zeppelin dinliyor. Hem de şarkı bitmeden başka şarkıya geçerek yapıyor bunu. Aşırı gerçekçi bir davranış olduğunu düşünüyorum. Çünkü ben müzik dinlerken, sırada dinleyeceğim şarkıya karar verince sabırsızlanıp hemen çalan şarkıyı geçebiliyorum. Sinir bozucu olabilir ama sonunda şarkıyı ortada kesen bir dizi karakteri görmek beni mutlu etti.