Ve bir kez daha: Yeni James Bond, Idris Elba mı olacak?

Doların 6.5 TL’yi gördüğü bu günde bizim gündemimiz başka bir yöne doğru seyrediyor: Yeni James Bond, Idris Elba mı olacak?

Açıkçası “yeni James Bond”un kim olacağını başka zaman pek umursamazdık ama şu an işin içinde Idris Elba var ve konuya kayıtsız kalamıyoruz.

Evet, aslında yeni bir haber değil; Daniel Craig’in James Bond rolünü bırakacağını açıklamasından beri ara ara gündeme gelen, “siyahi James Bond olur mu” tartışmalarıyla daha da alevlenen bir konu. Hatta biz bile dört sene önce yazmışız burada, Idris Elba’ya olan hayranlığımızı gözler önüne sererek.

The Wire’da Amerikan aksanıyla döktürerek kötü adam karizmasının zirvesine çıkan, Luther’da anti-kahraman polis karakteriyle (dört sene önceki yazıda “Birleşik Krallık’ın, medarı iftiharımız Behzat Ç.’ye cevabı” demişim, yine diyorum) kalbimizdeki yerini daha da pekiştiren Idris Elba, ikonik rollere bürünerek gözümüzün önünde büyümüş (her anlamda) bir oyuncu. Şimdi biz onun başarılarına sevinmeyelim de kimin için sevinelim?

Dünden beri yayınlanan bazı haberlere bakılacak olursa, James Bond serisinin prodüktörleri, yeni James Bond için yeniden Idris Elba’nın adını anmaya başlamış. Hatta anmakla kalmamış, ne kadar ciddi düşündüklerini ulu orta anlatmaya başlamışlar.
Daily Star’ın haberine göre prodüktör Barbara Broccoli, yönetmen Antoine Fuqua’yla görüşmeleri sırasında, artık James Bond rolünü beyaz olmayan bir oyuncunun canlandırması gerektiğini söylemiş. Fuqua’ya göre bu değişim, Idris Elba’nın eninde sonunda James Bond rolüne geçeceği anlamına geliyormuş.

Şimdilik ufukta Daniel Craig’li bir James Bond filmi daha var. 2019 yılında vizyona girecek bu yeni filmi efsanelerin efsanesi Danny Boyle yönetecek. Sonrasında ise değişim rüzgarları esmeye başlayacak belli ki.

Korkumuz şu ki, Idris Elba’nın doğal karizması dört köşeli James Bond rolü için biraz fazla gelebilir. Neticede oyunculuğun yanı sıra 7Dub adıyla DJ’likte de ful fors ilerleyen, bir sonraki James Bond’u bir kadının canlandırması gerektiğini söyleyen cool’luğun kitabını yazmış bir abimiz söz konusu. (Ne demişler, karizma olunmaz, karizma doğulur.)

Yine de kendisini maskülenliğin zirvesinde arabadan arabaya atlarken, elinde silah deli gibi koştururken ya da o karizmatik bakışlarını etrafa fırlatırken izleyecek olmanın tatlı heyecanını şimdiden hissediyor gibiyiz.

Çünkü fan-girl olmak bunu gerektirir…