Genç kuşak caz müzisyenlerinden Erkan Zeki Ar’la, Kontrast albümü üzerine

Fonda genç kuşak cazcılardan Erkan Zeki Ar’ın albümü Konstrast’ı açın ve okumaya başlayın.

Erkan Zeki Ar, ilk albümü Kontrast’ı Şubat ayında yayınladı. Albümü Nardis, The Badau, Zorlu PSM ve Mitanni gibi sahnelerde dinleyiciyle buluşturdu. Ben de ilk kez The Badau’da dinlemiştim Erkan’ın bestelerini. Albüm çıktıktan sonra Nardis’deki lansman konserinde de tekrar dinleme şansım oldu. Bestelerin ve düzenlemelerin hepsi Erkan’a ait. Albümde ve konserlerde Eren Turgut ve Mertcan Bilgin’le birlikte çalıyorlar.

Ayrıca üçünü, başka projelerde de pek çok kez canlı dinleme şansım oldu. Üçü de fazla yetenekli ve fazla çalışkanlar. Parçası oldukları genç kuşak caz müzisyenlerinde genel olarak bir çalışkanlık ve üretim hali var zaten. Durmadan yeni projeler ve besteler üretiyorlar. İş albüm yapmaya geldiğinde ise, imkanlar biraz zorlayıcı olabiliyor. Erkan bu zoru başaran müzisyenlerden biri olduğu için şu işin hikayesini biraz konuşalım istedim.

Albüme adını veren Kontrast, Belkıs Apartmanı ve Sense benim Spotify’da en çok dadandığım parçalar!

Kontrast ilk albümündü ve prodüksiyonu kendi kendine yapmış oldun sanırım. Biraz stüdyo sürecini anlatır mısın?

Miksajı Adham Farid yaptı. Kayıtta da ses mühendisi olarak çalıştı. Mastering’de Güven Ersoysal vardı. İkisi de Babajim’den zaten. Tüm kayıt ve post prodüksiyon süreci Babajim bünyesinde gerçekleşti.

İlk kez albüm kaydediyordum, sürece hakim değildim. Albüm kaydetmeyi, albüm kaydederken öğrendim yani. Nasıl yapılır, ne yapılır bilmiyordum. Bir plak şirketi yoktu, menajer yoktu; o yoktu, bu yoktu… Hep etrafımdakilere sorarak ilerledim. Albüm yaptıktan sonra da sanki bir tür sertifika programından çıkmışım ya da bir kurs bitirmiş gibi hissettim.

Albümdeki tüm şarkılarda trio’sunuz, neden yalın bir ensemble tercih ettin?

Tüm albümü canlı kayıt olacak şekilde düşünmüştüm. Öyle olmak zorunda mı? Tabii ki değil. Hatta ilk taslak kayıtları Cenk (Erdoğan) Abi’ye göndermiştim. Birkaç yorum yapmıştı bana ve söylediklerinden biri de buydu; “Albümü live session düşünmek zorunda değilsin” demişti. Ama bu eleştiriyi aldığımda mix’leri iki gün sonra yapmak zorundaydık. Ben de bir deadline’a sıkıştırmıştım kendimi. Son dakikada bu kadar büyük bir değişiklik yapsam mı, yapmasam mı diye düşündüm. Sonra da, baştan nasıl planladıysam öyle olsun dedim.

İkinci albüm için daha farklı şeyler düşünüyorum. Ensemble’ı büyüteceğim; piyano ve trompet eklemeye niyetim var. Vokal de olabilir.

Acaba albümü konuşacaksak Eren ile Mertcan’ı da çağırsak mı röportaja diye düşündüm bir ara. Onların da büyük emeği olduğu hissediliyor. Kendi partilerinin yazımında ne kadar dahil oldular?

Ben iskeleti veriyorum. Ambiyansı, atmosferi veriyorum. Mesela davula hiç nota yazmadım. Sadece chart’ları verdim. Ama bazen istediğim çok spesifik şeyler oluyor; hihatin nerede vuracağı ya da nasıl davranacağı gibi…

Bazen bir hayvana benzetiyorum. Mesela, “Yılan gibi bir hihat” diyorum. Mertcan da ne kastettiğimi anında anlıyor tabii, iletişimimiz olduğu için. Zaten konuşulmuştu üstüne. Birkaç konser de yapmıştık albümden önce. Bazı şarkılarda davul solosu daha fazla, çünkü o bir kırılmayı gösteriyor. Ve aslında her şey çok doğal gerçekleşti. Bazen söylememe gerek bile kalmadı. Hiçbir şey yazmadan da o müziği çıkartabiliyoruz ortaya.

Biraz serbest bırakıyorum. Mesele çünkü şu değil; bir gitarist çıktı, trio topladı, besteleri çalacak, ne kadar iyi gitar çalabileceğini gösterecek. Hayır. Önemli olan o hikayeyi anlatabilmek.

Ve o malum baskıcı soru: Bir sonraki albüm ne zaman çıkacak, yeni besteler var mı?

Şu an hali hazırda dört-beş farklı proje duruyor aslında. Her sene bir albüm yapmak istiyorum. Bestelerin yitip gitmesini, rafta kalmasını istemiyorum. Diğer albüm için beş sene beklersem, o sürede bin kere değişeceğim, bin kere fikrim değişecek, bin kere farklı tarzlara gireceğim. Ondan sonra da soğuyorum, o kadar heyecanlı hissetmiyorum. O heyecan üstümde varken kaydetmek çok daha iyi oluyor. Sıcağı sıcağına daha mutlu oluyorum. O yüzden ikinci albümün plan programını değiştirdim biraz. Başka bir proje yapacaktım ama sonra başka bir hikaye yazmaya başladım. Hikaye bitince de bestelemeye başladım. Onu ikinci albüm olarak düşünmeye başladım, sırasını değiştirdim yani. Çünkü o heyecan üzerimdeyken yapmak istiyorum.

Albümün hikayesini yazmak, beste sürecini nasıl etkiliyor?

Besteleri büyük konular üzerinden değil de, daha spesifik şeyler üzerinden yapıyordum. Ama bu sefer diğer türlüsünü denemek istedim. Böyle yapınca daha tutarlı ve tüm albümü tek bir parça gibi düşünebiliyorum. Ayrı ayrı besteler yapıp onları topladığında, hikaye oluşturmak biraz zorlama olabiliyor. Ama hikayeyi, genel tabloyu baştan belirleyip, içeride bunu nasıl anlatırım, neyle anlatırım diye düşündüğünde daha iç içe geçmiş bir müzik çıkıyor ortaya.

Sadece yakın geleceği ve bir sonraki albümü düşünmüyorsun sanırım. Hep uzun vadeli mi planların?

“Birinci aşamayı hallettim, şimdi ikincisine geçiyorum” diye düşünmüyorum. Onuncu basamağı da düşünüyorum. Yirminciyi de… Ama bazen de önümdeki basamağı kaçırıyorum. Tek handikapı o. Çok güzel bir eylem planı çıkıyor aslında. Beş senelik, on senelik plan programım var baktığında. Ama yani bir adım sonra ne yapacağımı bilemiyorum bazen, çok ileriyi düşündüğüm için.

Yazarken de doğaçlama yazıyorum, metnin tamamını düşünmüyorum. İlk cümlem tamamsa, devamı geliyor. Yazarken kurgulamayı seviyorum. Besteleri de zaten öyle yapıyorum. Bir yerden başlıyorum, bir atmosfer oluşuyor ve o atmosferin içinden neler hoşuma gidiyor ve neler o atmosferi güzel anlatıyor onu düşünüyorum.