‘Beden olumlama’ya tersten bakış

Beden olumlama üzerinden geliştirilen pazarlama stratejileri hakkında düşünürken, aslında çoğumuzun düştüğü yanılgıya ben de düşmüştüm. Tam olarak tavrım şu şekildeydi; “Tam tersi olması gerekirken, neden tek bir vücut tipi bu kadar övülüyor?” Bu yazıda bu sorunun cevabını değil, bu yanılgının nasıl oluştuğunu okuyacaksınız. Tabii soruya kendi cevabımı vermeye de hazırım!

Yazı: Dicle Gözde Gültekin

Klişe bir giriş yapalım; beden olumlama yani body positivism, tüm beden tiplerini kabul eden ve kişinin kendi bedeni kadar başkalarınınkine de saygı duyması gerektiğini savunan bir akım. Yani medyada dayatılan tiplere benzemeseniz de “varınız ve yoğunuzla siz de güzelsiniz, önce buna siz inanın” tavrı.

Bu akım her ne kadar son birkaç yıldır farkındalığın ana kaynağı ve hatta pazarlamanın en iştah açan ürünlerinden biri olsa da tarihi çok eskilere dayanıyor. Victorian Dress Reform Movement, 1850’lerden 1890’lara kadar devam eden ilk dalga feminizmin bir parçası olarak, kadınlara o minicik korselere girmek zorunda olmadıklarını söyleyen bir akımdı.

Feminizmin ikinci dalgası devam ederken, yazar Lew Louderback 1967 yılında “More People Should be Fat!” isimli bir yazı yayımladı. (Kitabın adını Türkçeye çevirirsek: “Daha çok insan şişman olmalı”) Amacı özellikle ABD’de “fazla” kiloların sağlıksız olduğuna dair inancı yıkmaktı. Şişmanlık ile sağlık sorunlarını da beraberinde getiren obezlik arasında büyük fark var. Ama biz bunu aradan 50 yıl geçmesine rağmen öğrenemedik; tıpkı çok zayıf ve sağlıklı olunabileceğini bilmediğimiz gibi…

Hayatının 24 yılını aşırı zayıf kategorisinde geçirmiş biri olarak hayatım boyunca beden olumlamaya ihtiyacım olduğunu da böylece anlamış oldum. “İskeletor”, “cılız”, “anoreksik” sıfatlarının hayatın bir gerçeği olduğunu düşünürdüm. Gerçi kilo alma çabasıyla (biliyorum yaygın değil ve özenilebilir ama gerçekler çok acı) midem ağrıyana kadar, asla yemek istemediğim (hiçbir zaman iştahım olmadı) yemeklerle tıka basa dolduğum zamanlar da sorunuma çare olmadı, çünkü hâlâ “zayıflığı abartan kız” kategorisindeyim ama artık BEDENİMİ OLUMLADIM. Evet yeterince olmasa da kilo aldım, çünkü sağlığımı kaybetmek üzereydim ve tam da bu yüzden sağlıksız obezliğin pazarlama malzemesi haline gelip kabul görmesine karşı çıkıyorum. Bunu bu kadar net bir şekilde söyleyebilmemin sebebiyse yalnız olmadığımı bilmek. Sonuçta bu ayrımı anlatmak için elin Amerikalısı vakıf bile kurmuş: National Association to Advance Fat Acceptance!

https://www.instagram.com/p/Bp26hULl2Uv/

Birkaç gün önce yapılan Victoria’s Secret defilesi, bir yandan standart güzellik algısını bize ve özellikle her gördüğünü taklit etme meraklısı gençlere dayatırken, diğer yandan VS’nin Pazarlama Direktörü Ed Razek kendisine sorulan büyük beden veya transeksüel modellere neden yer vermedikleri sorusuna “onlar sattığımız fanteziye hizmet etmiyor” dedi; demesiyle de ABD’de kıyamet koptu. Her ne kadar marka kimliğini değiştirmek zorunda olmasa da, bu talihsiz açıklamaları hak verilebilir değil. Sonuçta elinde güç olan insanlar, kimi durumlarda elini taşın altına koymak zorunda. Yine de VS’ın o markalardan olmadığını bilmiyor muyduk, onlar bir açıklama yapmadan önce de? Her daim dışlayıcı bir kimliğe sahip oldu zaten, “sattığı fanteziyle”. Hem sadece büyük bedenler açısından da değil… Meleklere bir baksanıza, o fiziksel görünüşe sahip kaç insan vardır ki… Ama neyse ki “büyük beden” konusunda Beyoncé, Rihanna gibi savunucular var.

https://www.instagram.com/p/BoCiqK_ll0h/

“Savunmak” derken, savunurken bunu para basma makinesi gibi görmeye de gerek yok. Büyük göğüslü, geniş kalçalı, elma tipli vücutlu kadınlar aradıkları “zayıf, ince kadınlar için üretilmiş” kıyafetleri kendi bedenlerine uygun şekilde görmek istiyorlar ve evet bu bir pazara dönüşebilir, ki dönüştü bile. Ama bunu hızla büyümesi gereken bir alan olarak düşünürken gözden kaçırdığımız bir şey var. İşin ucu şişmanlığa ve zayıflığa, bu farkın pazarlanmasına ve kimi zaman tıpkı 90’ların sonu 2000’lerin başında anoreksiyanın normalleştirilmesi gibi obez olmak ile şişman olmanın aynı anlama geldiğinin sanılmasına varıyor.

Tıpkı en başta dediğim gibi body positivity, belli bir vücut tipini yüceltme akımı değil; her tipi, her kusuru, her fazlayı ve her eksiği kabul etme akımı.