İstanbul’da ama değil gibi de: Vitruta

Etraf Karaköy, Tophane, Tomtom Mahallesi… Aşağıda tramvay, yukarıda Beyoğlu’nun keşmekeşi. Ortada bir sakinlik, bir sükunet. Burası Vitruta. İçeri ilk adımınızı attığınız andan itibaren İskandinav rüzgarlarını estiriyor. Sanki İstanbul’da değil de, Stokholm’e ışınlanmış gibisiniz. Sade, zamansız ve minimal.

Yazı: Lian Penso


İsveç dilinde beyaz kutu anlamına gelen Vitruta, dokusunu kaybetmeden restore edilmiş tarihi bir yapı olan Yazıcızade Apartmanı’nda bulunuyor. Tabii ben önce kafe tarafından bahsetmek isterim. Neden acaba? (bkz. #YemeğeDadandık) En favori tatlı, kendi deyimimle, “pudingli kruvasan tatlısı”, gerçekten sanki vanilyalı pudinge kruvasan kırıntıları koymuşlar gibi ama çok da hafif, şekeri tam kıvamında. Tabii bir başka efsane tuzlu çikolatalı cookie. Bunun dışında tuzlu seçenek olarak her gittiğimde sumaklı avokado tostu tercih ediyorum yanında da Coffee Department filtre kahveleri veya Melez Tea çay çeşitleri. Fazla yiyecek seçeneği yerine az ve öz lezzetleri misafirlerine sunuyor mekan.

Sakin sakin kahvemi yudumlayıp tatlımı yiyeyim derken tabii ki gözler hep kıyafetlere, aksesuarlara kayıyor. Kaymaz mı? İskandinav hayat tarzını ve kültürü yansıtan yalın tasarımlar, rengarenk Rains yağmurluklar, Fjällräven Kanken ve Sandqvist çantalar ile Türk markaların özgün tasarımları burada bir arada. Özellikle Marché’nin çantaları, Incomplit’in her birinin hikayesi olan anlamlı kazakları, Cekette’in zamansız denimleri ve daha birçok farklı markayla başka dünyalara sürükleniyorsunuz. Benim yolum belli; tüm markaları bir bir incelerken bir de bakıveriyorum iki saat geçmiş. Olsun.

Boğazkesen Caddesi No:30’da açıldı.