Idris Elba’lı bir dostluk hikayesi: Turn Up Charlie

Idris Elba’yı plajda üstsüz koşarken izlemeye kimin itirazı olabilir ki?

Çok fena bir bağımlılığın pençesine düşmüşüm ben. Zaten bayağıdır hissediyordum da, ”Erler Film Sunar” tadında şipşirin bir aile hikayesi gibi başlayan Turn Up Charlie’yi tüm klişelerine rağmen sorgusuz sualsiz peş peşe izlemeye koyulunca daha iyi anladım: Kör kütük bir Idris Elba izleyicisi olmuşum artık, adının i’sinin bile göz gözüktüğü her işi fanatikçe kabullenmeye hazırlanmışım.

”Yok artık”, ”üf çok sıkıcı” dedirten senaryosuna rağmen dizinin peşine takıldıysam da tamamen bundandır.

Diziye dair kötücül düşüncelerimi sıralayıp içimdeki (ve okuyucular arasındaki) Idris Elba hayranını hayattan soğutmadan önce biraz Idris Elba güzellemesi yapayım da havamızı bulalım.

Yaratıcılarından olduğu ve Netflix’te yayınlanan Turn Up Charlie’de, başarısızlığını hiçbir varoluşsal kriz yaşamadan, adeta bir sevecenlikle sahiplenen eskiden bir DJ’i canlandırıyor Idris Elba. (Evet, diziye adını veren Charlie’nin ta kendisi.) Geçmişini bilmeden konuşmayalım tabii, malum varoluşsal krizleri, geçmişte yaşamış olabilir sahiden ama hepsi, o pek parlak kariyeriyle birlikte geçmişte kalmış: Bir dönem albümleri çıkmış, çok büyük kulüplerde çalmış ve iyi de para kazanmış ama hepsini partilime peşinde çarçur etmiş. İlhamını da kaybettiği için, yeni bir iş çıkaramamış sonrasında.

Londra’da teyzesinin evinde plaklarıyla doldurduğu odasında, geçim sıkıntıları hayatının baş köşesine yerleşmiş olsa da kabullenmişliğin getirdiği bir rahatlık içerisinde sessiz sakin yaşamaktadır. Teyzesi, bizim bu coğrafyada da çok iyi bildiğimiz anaç bir karaktere sahip. Söylenir, azar çeker ama aşırı da minnoştur. Başınızı omzuna koyup mırıl mırıl hislere kapılacağınız cinsten. Bir de ölümüne kankası Del vardır evde. Akraba mı, komşu mu yakınlık sebeplerini pek anlamasak da sadık bir dosttur hakikaten. Tam da az önce dediğimiz gibi, Erler Film Sunar tarzında.

Biliyorsunuz, Idris Elba, gerçek hayatta festivalleri sallayan bir DJ ayrıca. O yüzden dizideki bu karakteri üzerinden DJ’liğe ve müziğe olan sevdasını yine yeniden ifade etme fırsatı bulmuş gibi. Belki tam da bu yüzden, rolünü çok sevdiği her saniyede belli oluyor. İzleyene de sirayet eden ergence bir neşe söz konusu. Gözlerinin içi gülüyor adamın.

Tamam, çok sağlam bir oyuncu olduğunu zaten biliyorduk da, insan yine de hayret ediyor: The Wire’daki gangster nerede, bu dizideki koca yürekli minnoş nerede… Ve tüm bu karakterleri nasıl bünyesinde toplamış bu adam hakikaten. Luther’da içimizi soğutan dertli karakteri ile Charlie yan yana gelseler, birbirlerinden feci şekilde itilirlerdi. Hatta Luther Charlie’yi tutuklamaya falan kalkardı.

Turn Up Charlie 2

Hikayeyi anlatmaya devam edelim:

Bir akşam Charlie, biraz cüzdanını doldurabilmek için, eski bir okul arkadaşının düğününde DJ’lik yapmaya gider ve okuldan en yakın arkadaşı David ile yolları kesişir. Ama ne arkadaşlarmış! Ergenlik yıllarında ortak rezillikler yaşayan tüm insanlar gibi sıkı sıkıya kenetlenmişler birbirlerine ama David sonra oyunculuk yapmaya başlamış, ünlü bir sinema yıldızı olmuş ve Los Angeles’a taşınmış. Bir süredir de orada, karısı ve çocuğuyla yaşıyormuş. Fakat geçiştirdiği sebeplerden ötürü yeniden Londra’ya taşınmaya karar vermişler. 

Bu ilk karşılaşmadan sonra tekrar buluşmak için sözleşiyor iki kanka. Charlie, David’in rüya gibi döşediği evine gidiyor. Kendisinin hayat şartlarına kıyasla, David’in bu malikane bozması evi büyük bir tezat yaratıyor ama Charlie koca yürekli bir adam, arkadaşını elbette kıskanmıyor. Öğreniyoruz ki David’in karısı Sara da dünyaca ünlü bir DJ’miş. (Sarah’yı Coyote Ugly’deki Piper Perabo canlandırıyor. Bu arada Coyote Ugly’yi hatırlayan kaç kişi kaldık?!) Tam da Charlie’nin olmak isteyip de olmadığı karakter yani. Evlerinde stüdyo bile var! O stüdyodaki alet edevatla oynarken Charlie, David’in uyuz ötesi kızı, dizinin başkahramanı Gabrielle’le tanışıyor. Sonrasında olaylar gelişiyor, gelişiyor ve Charlie kendini bu aşırı itici çocuğun dadılığını yaparken buluyor. Dünya üzerinde bu arıza velete tahammül edebilecek başka bir kişi kalmadığı için (Hülya Koçyiğit’li böyle bir film vardı, kızı Gülşah’la birlikte) ve şans eseri Gabrielle de Charlie’yi sevdiği için (Idris Elba’yı kim sevmez) David ve karısı Sara yalvar yakar Charlie’yi bu ergen bozması kızlarına bakıcılık yapmaya ikna ediyor. 

Turn Up Charlie

Zavallı Charlie’nin başka umutları da var tabii; belki Sara’nın stüdyosunu kullanıp birkaç şarkı kaydederim, belki Sara elimden tutar da ünlü olurum falan diye kabul ediyor işi.

Sonrasında Londra’dan Ibiza’ya uzanan eğlenceli ama bomboş bir hikayenin içine düşüyoruz. Bir kere çocuklu ve şirin dizi konseptinde, başroldeki çocuğun biraz sıcak hisler yaratması gerekir insanda ama  Gabrielle, Chucky gibi bir şey. Hem de ergen. Ben açıkçası hiç pedagojik düşünebilen biri değilim. Charlie’nin teyzesinin de önerdiği gibi tahta kaşıkla dövülerek terbiye edilmesi gerektiğini düşünüyorum Gabrielle’in. Çünkü antipatikliği zirvede.

Hikaye hızlı hızlı ve aşırı yüzeysel bir şekilde ilerledikçe karakterler arasındaki ilişkilere dair bazı soru işaretleri de oluşuyor kafada: Şimdi Charlie, Sara’nın menajeri Astrid’le birlikte ama gönlü de Sara’ya mı kayıyor yavaşça? Yoksa biz mi fesatız? Aslında bayağı bir elektrik var aralarında (Idris Elba’ya kim elektriklenmez) ama sadece arkadaş da olabilirler. Peki Chucky’msi çocuk Gabrielle hikayenin tam ortasındayken, sonra nasıl bir anda geri plana atılıyor? Bu anlatılan sadece Charlie’nin hikayesi miydi? Biz mi anlamadık? E peki Chucky aman pardon, Gabrielle ile Hunter’ın dostluğunu niye uzun uzadıya gösterdiler bize?

turn up charlie

Ama zaten bu soruları sordurmak için yapılmış bir dizi değil Turn Up Charlie. Bolca müzik, komikli bir hikaye ve pembe hoodie’li aşırı karizmatik Idris Elba eşliğinde izleyene hoş vakit geçirtmek üzere yola çıkmış belli ki. O yüzden senaryodaki anlamsız kopuşları çok da umursamamak lazım. Soru sorma, izle geç stilinde…

”İşten geldim, çok yorgunum, biraz kafam dağılsın’ ya da ‘bıktım distopyalardan, karanlık hikayelerden, bana şurup şeker bir şeyler lazım” diyorsanız açın Turn Up Charlie’yi, havanızı bulun. Dostluğun her türlüsüne kapılarını açan bu dizi, insana kendini iyi hissettiren yapımlardan.

Turn Up Charlie

İşte o hoodie!

Yok, eğer zaten hali hazırda Idris Elba’cıysanız herhangi bir bahaneye ihtiyacınız yok. Her karede Idris Elba’nın olduğu dolu dolu sekiz bölüm var karşınızda.