Konuşanlar – Jeremy X

Lise öğrencisi Jeremy Delle, bir sabah sınıfa girer ve çantasından tabancasını çıkarır…

“King Jeremy, the wicked

Oh, ruled his World

Jeremy spoke in class today

Jeremy spoke in class today”

Hikâyeyi genel hatlarıyla biliyorsunuz ya da bilmiyorsunuz. Pearl Jam’in “Jeremy” isimli şarkısı Ocak 1991’de sınıf arkadaşlarının ve öğretmeninin gözleri önünde intihar eden Kuzey Teksaslı bir çocuğun hazin hikayesini anlatıyor. Anne babasının ilgiden mahrum bıraktığı, okulda türlü zorbalıkla ve psikolojik problemlerle boğuşan bir çocuğun portresi… Uzun yıllar sonra ise aynı şarkı bu kez başka bir Jeremy’nin hayatına fon müziği oluyordu.

Anlatacağım hikâye duygu skalasının diğer tarafına düşüyor. Sonunda trajedi yok. Kahramanımız Jeremy Lin, NBA’de oynamayı başaran nadir Asyalı-Amerikalı oyunculardan biri. Bu serüvenin pek çetin olduğunu hem kolej takımlarının ilgisini çekmekte hem de NBA’e adım atmakta zorlandığını biliyoruz. Orada kalıcı olmak ise ulaşmaktan çok daha zor. Tüm bu mücadelenin içinde Jeremy’nin bir gece parke üzerinde saçtığı ışık bugün dahi hatırlayanların gözlerini kamaştırıyor.

Lin, Şubat 2012’de NBA’deki ikinci senesinde ve üçüncü takımıyla birlikteydi. Önceki takımı Houston Rockets’la olan macerası sadece 12 gün sürmüş ve Noel sabahında takımdan gönderilmişti. NBA hayalleri yavaş yavaş erirken son bir umutla New York Knicks’e katılmıştı. Fakat New York’ta da pek uzun süre kalamayacağını tahmin ediyordu. Hatta koçuna, “Her yere taksiyle gidip geliyorum. Sence arabamı buraya getirmeli miyim?” diye sormuş ve “Ben olsam acele etmezdim” cevabını almıştı.

Kendine ait evi bile yoktu New York’ta, abisinin yanında kalıyordu. Son maçlarına çıktığının farkındaydı. Boston Celtics karşısında oynama fırsatı bulmuş ve berbat bir performans ortaya koymuştu. Ertesi gün oynanacak New jersey Nets maçı muhtemelen son maçı olacaktı. Abisi o gece arkadaşlarını ağırlayacağı için onun evinde kalamazdı. Hayatının maçına çıkmadan önce iyi bir uykuya ihtiyacı vardı. Ancak gecenin sonunda takım arkadaşı Landry Fields’ın kanepesinde kafası ve ayakları iki ayrı baştan sarkarak uyumaya çalışıyordu.

4 Şubat 2012. New York maça çok kötü başlamış ve bir ara 10 sayı geriye düşmüştü. Ardından Jeremy Lin oyuna girdi. Önce bir sayı, sonra bir asist ve belki bir top çalma… Devamında ise çok daha fazlası… Her bulduğu sayıda, her yaptığı asistte salondaki taraftarların şaşkınlığı ve desteği aynı oranda artıyordu. Saha kenarında takım arkadaşları sevinçten zıplıyorlar, beklenmedik bu kahramanı havlularını sallayarak kutluyorlardı.

Knicks kazanmıştı. Hem de sadece maçı değil, harika bir yeteneği de. Karşılaşmanın sonunda tanıdık bir melodi kulaklara çalınırken peşinden gelen sözler ise hikâyeyi tamamlıyordu:

“Jeremy spoke in class today.”

Jeremy o gün sahada konuştu. Maçtan önce her an takımdan gönderilmesi beklenen yetersiz bir oyuncu olarak görülürken geceyi binlerce insanın tezahüratı ve yeni bir lakapla sonlandırıyordu: “Linsanity”

Mazhar Alanson’un da dediği gibi, “Beş dakikada değişir bütün işler, New York sokaklarında”. Jeremy anında bir kahramana dönüştü. Jimmy Fallon onun için Eddie Vedder kılığına girip Jeremy şarkısını cover’ladı. David Letterman ceketinin arkasına onun ismini ve numarasını yazdırdı. Hatta belgeseli dahi çekildi. Her ne kadar ilerleyen dönemde bir süper yıldıza dönüşmese de yarattığı etki muazzamdı.

Letterman

Farklı bir zamanda aynı şarkının bir de mutlu sonu var artık. Jeremy Lin, birkaç hafta da olsa bizlere gösterimi basketbol sahasında yapılan fevkalade bir hayat sekansı izletti. O gün tam anlamıyla başladığı yolculuğunu bugün hala NBA oyuncusu olarak sürdürüyor ve şampiyonluk kovalıyor.

Jeremy Lin Time Magazine Cover