Herkes için hayalgücü: Toyi

Bir oyuncaktan daha fazlası…Elimde tuttuğum renli oyuncak kutusunun üzerinde 6-99 yaş yazıyor. ”Yanlış mı gördüm” diye bakıyorum ama hayır, özellikle çocukları düşünerek yola çıkmış olsa da Toyi‘nin odağında sadece çocuklar yok; çocukları oyun ve oyuncaklarla buluşturan ”yetişkinler” de var. Hem sıfırdan yaratmanın cazibesi o kadar güçlü ki yaş fark etmeden herkesin zihninde heyecanla karışık hisler tetiklemeyi başarıyor. Bir kozalak ya da boş bir pet şişesi ile Pixar filmlerinden fırlamış kadar özgün karakterler yaratmak, o karakterler etrafında hikayeler yaratıp türlü türlü evrenler kurmak…

Şimdi aklımızı çelen o Toyi kutusunu yavaşça yere bırakıyoruz ve Elif Atmaca ile Ögeday Uçurum’un başı çektiği, dezavantajlı çocukları ilk olarak hedefine alan bu sosyal girişimcilik projesini dinlemeye koyuluyoruz. Her daim dediğimiz gibi, oyun ciddi bir iştir’

En başa dönelim mi: Toyi bir fikir olarak ilk nasıl ortaya çıktı ve bu ekip Toyi etrafında nasıl buluştu?

Elif: Çocukluğumu şehirden şehre taşınarak dezavantajlı bölgelerde çocukların yaşadıklarını deneyimleyerek geçirdim. Bu şekilde büyümek, zor şartlarda çocuk olmanın ne hissettirdiği ve bu şartlarda çocukların ne gibi ihtiyaçlarının olduğu konusunda hep hassas olmama neden oldu. Üniversitedeyken dezavantajlı çocuklarla birçok farklı atölye ve etkinlikte gönüllü sanat eğitmenliği yapmamın altındaki motivasyon da buydu. Bu atölyelerde, çocukların hayal dünyasının ve yaratıcı becerilerinin ne kadar geniş olduğunu daha yakından keşfetme şansım oldu. Ancak şunu da fark ettim ki çocuklar yaş aldıkça ezbere daha çok yöneliyorlar ve yaratıcı becerileri azalıyor. Bir tasarımcı olarak çocukların hayal güçlerini tetikleyecek bir araç ortaya çıkarmak istediğime karar verdim. Ve bunun sonucunda da Toyi fikri ortaya çıktı. 

“Özellikle dezavantajlı çocukların olduğu bölgelerde çocuklara istedikleri oyuncağı ulaştıramıyoruz, o zaman çocukların etraflarındaki her şeyi oyuncağa çevirmelerini sağlayacak bir şey yapalım” dedim ve 2017 yılında bu fikri Ögeday Uçurum’la birlikte bir sosyal girişime çevirdik. Bu fikirden yola çıkarak hayata geçirdiğimiz Toyi’yi şehir yaşamı, okul başarısı baskısı, ebeveyn yönlendirmeleri ve oyuncak sektörünün kısıtları derken yaratıcılıklarını kullanamayan tüm çocukların faydalanabileceği şekilde geliştirdik. Yine aynı yıl bir sosyal inovasyon platformu olan imece Destek Programı’nı tamamladık ve etkimizi artırmak için 2018 yılında disiplinlerötesi bir inovasyon platformu olan ATÖLYE ile ortaklık yaptık. Çocukların etrafındaki her şeyi oyuncağa dönüştürmelerini sağlayan Toyi bugün hem Türkiye’de hem de globalde operasyonu olan bir sosyal girişim olarak hayatına devam ediyor. 

Screen Shot 2019-07-12 at 15.52.11

”Girişim” sözcüğü, kafada dolar işaretlerini çağrıştıran bir kelimedir normalde ama ”sosyal girişimcilik”, bunu apayrı bir noktaya taşıyor. Türkiye’de de aslında ne olduğu birkaç yıldır daha iyi anlaşılıyor, bu alanda sizinki gibi çalışmalar artmaya başladığı için. Peki ”sosyal girişim” dendiğinde, anlaşılanların ne kadarı doğru, ne kadarı yanlış? Bir projeye sosyal girişim özelliğini kazandıran nedir?

Elif: Dolar işaretleri için hissedilen alevlerin sosyal bir etki yaratmak için hissedilmesi en temel fark sanırım. Geleneksel yapıda pozitif etki, devlet veya sivil toplum kuruluşları sorumluluğunda görülürken, şirketler sadece kâr odaklı yapılar olarak hayatlarını sürdürüyordu. Sosyal girişimleri ayıran en büyük fark ise bu iki alanı birleştirmesi diyebiliriz. Sosyal girişimler; variyet amacı belirlediği bir alanda pozitif etki yaratmak olan ve bunun çevresinde sürdürülebilir bir iş modeli kurarak yarattığı etkiyi sürdürülebilir ve büyüyebilir kılan yapılardır.

Ögeday: Bizim yaklaşımımıza göre ana hedefi toplumsal bir meseleyi çözmek olan ve iş modelinin her aşamasında bunu gözeterek hareket eden, sektöründe değişimi başlatan ve süreçlerini açık bir şekilde paylaşabilen yapılar, sosyal girişimler. Bill Drayton’un tanımı ile de; “Sosyal girişimciler balık vermekle ya da balık tutmakla yetinmez, tüm balıkçılık endüstrisini dönüştürene kadar durmazlar.”

Bir Kickstarter projesiyle fonlama sağlayarak daha seri bir üretime geçmenin yollarını aradınız. Seri üretime geçmek, sizin için neden önemliydi?

Screen Shot 2019-07-12 at 15.54.13

Ögeday: 2018 Kasım-Aralık dönemindeki Kickstarter kapmanyamızı 33 ülkeden 333 kişinin desteğiyle başarıyla tamamladık. Seri üretime geçebilmenin en önemli yanı daha fazla çocuğa ulaşabilmekti. Toyi’nin ilk dönemlerinde 3 boyutlu yazıcılar ile üretim yaparak ulaştığımız çocuk sayısı bugün neredeyse 100 katı haline geldi. Bununla beraber tabii ki şirket olarak Toyi’nin büyümesi ölçeklendirilmesine imkan sağladı.

View this post on Instagram

We hit our funding goal on 20 November World Children’s Day! We can't thank you enough! We’re extremely happy to reach our goal on World Children’s Day! Thank you so, so much. We hit our funding goal of $20K within the first 15 days and we are ready to start mass production to create an alternative supporting child-led play in the toy industry. We're now ready to introduce Toyi to new play friends! We will donate 1000 Toyi kits to the disadvantaged children with the operational partnerships made with civil society organizations around the world. Thank you all, for making this dream come true. It so exciting to dream a better future for all children together. The campaign will continue until 5 December. Let’s spread the word! Please, share this campaign on Facebook and Instagram or tweet about it. Find the link in bio!

A post shared by Toyi (@playtoyi) on

‘‘Toyi’nin bir oyuncaktan fazlası olduğuna inanıyoruz’’ demişsiniz. Zaten kutusunda da 6-99 yaş yazıyor 🙂 Gerçekten, tam olarak kafanızda ne olarak kurguluyorsunuz Toyi’yi?

Toyi bitmiş bir oyuncak değil çocukların yaratıcılıklarını tetiklemek için bir araç. Bu sayede çocukların bireysel oyun deneyimlerini dönüştürmeyi hedefliyoruz. Hazır oyuncakların aksine, tanımlanmış bir oyun süreci yerine, oyun sürecini çocukların belirlediği serbest oyunu gündelik hayatlarına daha fazla dahil etmek istiyoruz. 6-99 yazarak da sadece çocukların değil her yaştan bireyi oyuna teşvik ettiğimizi düşünüyoruz.

Screen Shot 2019-07-12 at 15.56.08

Yılların getirdiği el alışkanlığıyla, Toyi’nin kutusunu açınca gözüm bir kullanma kılavuzu aradı… Böylesine şartlanmışız çünkü, kılavuzsuz yapamazmışız gibi. Ama Toyi’de ‘yönlendiren’ bir kılavuz yok, çocukları serbest bırakıyor. Çocukların yaratıcılığını teşvik etme konusunda Toyi nasıl bir görev üstleniyor?

Elif: Toyi kutusundan bitmiş bir oyuncak çıkmaması kimi zaman ebeveynleri şaşırtıyor, kullanım kılavuzu olmaması da! Aslında bundan en çok şikayet eden yetişkinler oluyor, çocuklar değil. Çünkü normal şartlarda çocukların oyuna başlamak için bir yönlendirmeye ihtiyaçları yok. Oyunun uzmanı zaten çocuklar. Ama artık önlerine sunulan seçenekler o kadar tanımlı ve yapılandırılmış ki onlara özgürce bir şeyler üretebilecekleri alanlar bulunmuyor. Biz de bu yaklaşımla açık uçlu oyun deneyimini tetikleyecek bir oyun süreci tasarladık. Yani Toyi, çocuklara neyi nasıl yapmaları gerektiğini baştan söylemeden, kendi hayal güçleriyle yaratıcılıklarını ortaya çıkarmalarını sağlıyor.

İlk adım olarak Toyi parçalarını anlamlı hale getirebilmek için dışarıdan bir malzeme kullanmak gerekiyor. Bu sayede çocuklar oyun sürecine etraflarını keşfederek başlıyorlar. Kit içerisindeki parçalar sayesinde etraflarındaki her malzemeyle kendi oyuncaklarını yapabiliyorlar. Bu bir kozalak da olabilir, bir süt kutusu da… Daha sonrası zaten tamamen çocukların hayal güçlerinin somutlaşması oluyor. Sonucunda da her çocuğa özgün, biricik oyuncak tasarımlarını ortaya çıkartıyor.

Çocuklarla Toyi etrafında buluştuğunuzda nasıl vakit geçiriyorsunuz? Bu cinsiyetsiz, yönlendirmesiz, tamamen hayal gücünü destekleyen bu oyuncaklarla onlar nasıl bir bağ kuruyorlar?

Elif: Toyi’nin tüm süreçlerinde sürekli çocuklarla birlikte çalışıyoruz. Bugüne kadar özel okullar, devlet okulları, mülteci kampları, kreşler gibi birçok farklı hedef gruplarıyla çalıştık. Bütün atölyelerde gözlemlediğimiz ilk şey çocukların keşif sürecine hemen başlamaları. Toyi, sınırsız, yönergesiz, dilsiz bir kit olduğu için keşif süreci hemen başlıyor. Atölye öncesinde çocuklara oyuncak yapmaları için şişe, karton kutu vb. malzemeler getirmelerini söylüyoruz. Çocuklar atölye öncesinden ”çöplerini” biriktirmeye başlıyor. Bu sayede etkileşim aslında gündelik yaşamlarından başlıyor. Çocuklar atölyede kendi çöplerinden oyuncak yaptıkça artık o çöplere başka bir gözle bakıyorlar. Bu sayede erken yaşta ileri dönüşümle tanışıp, bakış açılarını değiştirmiş oluyorlar. Hatta atölyeler sonrasında çöpten yaptıklarını oyuncakları odalarının baş köşesinde sakladıklarını bile gördük 🙂

Atölyelerde aslında yapılandırılmış, adım adım ilerleyen bir akış yok. Malzemelerle Toyi parçalarını nasıl kullanabileceklerine dair ipuçları verdikten sonra çocukları tamamen serbest bırakıyoruz. Bu sayede kendi yaratıcılıklarını ortaya çıkarabilecekleri bir ortam sağlamış oluyoruz. Önlerine bitmiş bir oyuncak koymak veya neyi nasıl yapacaklarını adım adım göstermek yerine kendi oyuncaklarını tasarladıklarında o oyuncakla başka bir bağ kuruyorlar. Her oyuncak onu tasarlayan, üreten miniğin kendi hikayesini yansıtmış oluyor. Ayrıca hem keşif sürecinde hem de oyuncaklarını yaparken kendi aralarında etkileşime girerek birbirlerine yardım ediyorlar. Hatta arkadaş oyuncaklar yapan veya aynı gezegenden gelen uzaylılar yaratan çocuklar, hikayelerini paylaşarak ortak bir hikaye kurguluyor. Atölye sonunda bu hikayeleri dinlemek bizim için günün en güzel anlarını yaratıyor.

28 Mayıs’ta, yani Dünya Oyun Günü’nde özel bir etkinliğiniz düzenlediniz: ATÖLYE’de oyun savunucularını bir araya getirdiniz. Konuya çok uzak kalan biri olarak soruyorum bunu: Oyun savunucu kimlere denir? Ve oyun savunucuların varlığı neden önemli?

Elif: Play Days, Toyi’nin oyun savunucularını bir araya getirmek ve oyun hakkındaki güncel meselelerin çözümlerine herkesin kendi özgün savunuculuk yöntemleriyle katkı yapabileceği bir ortam yaratmak amacıyla oluşturduğu bir etkinlik serisi. İlkini 28 Mayıs Dünya Oyun Günü’nde gerçekleştirdik. Toyi olarak herkesin çocuk oyun hakkını desteklemek için yapabileceği bir şeyleri olduğuna inanıyoruz. Kim kişisel yaşantısında kendine özgü yollarla çocuk oyun hakkını destekliyor, oyun savunuculuğu yapıyorsa: okulunda oyun dostu uygulamaları teşvik eden bir öğretmen, yeğeniyle oyun oynamaya vakit yaratan bir hala, oyuncak endüstrisinin cinsiyet kalıplarından arındırılmasını talep eden bir ebeveyn… Biz onlara Oyun Savunucuları diyoruz.

Oyun Savunucularının varlığıysa oyuncak sektöründeki meselelerin çözümü için önemli. Türkiye’de ve dünyada oyuna verilen değer artmasına rağmen oyun ve oyuncak sektöründeki meseleler genellikle konuşulmuyor. Halbuki oyuncak sektöründe tüm mağazalarda gördüğümüz “kız oyuncağı”, “erkek oyuncağı” tabelaları gibi cinsiyetçi kalıpların, kriz ve afet durumundaki çocukların oyun hakkının, günümüz koşullarında yaratıcılıkları köreltilen çocukların oyun ihtiyaçlarının konuşulmasına ve bu sorunlara dair çözümlerin üretilmesine ihtiyaç var. Tüm bu meseleleri ise bir sosyal girişim olarak biz tek başımıza çözemeyeceğimizi biliyoruz. Bu meseleleri dert edinen insanlarla birlikte çözüm üretmeye ve sektörü dönüştürmeye ihtiyacımız var. Bu nedenle çocuk oyun hakkını desteklemek isteyen herkesi Oyun Savunucusu olmaya davet ediyoruz.

Screen Shot 2019-07-12 at 16.00.14

Bir sonraki etkinlik ne zaman? O etkinlikte neler olacak?

Elif: Play Days etkinliklerini farklı hedef grupları ve temalarla düzenliyoruz. Bir sonraki etkinliği okulların açıldığı dönemde eğitimcilerle birlikte düzenleyeceğiz. Eğitim dünyasında son dönemde “oyunlaştırma” ve “eğitsel oyun” konuları çok popüler. Ancak burada da alarm veren bazı konular olduğunu düşünüyoruz. Yetişkinlerin her konuyu öğretmek için oyunu yapılandırılmış bir aktiviteye çevirmesi çocukları “oyun”dan soğutabiliyor. Çocuklar artık yetişkinlerin yapılandırdığı bu aktiviteleri oyun olarak görmüyor. Bu nedenle bir sonraki etkinlikte eğitim sektöründeki oyuna yaklaşımları ve sorunları ele alıp, eğitimcilerle birlikte çözümler geliştirmeye çalışacağız. İlgilenen herkesi de bu etkinliklerin bir parçası olmaya bekliyoruz.

Etkinlikler dışında, yakın gelecek için Toyi cephesinde belli olmaya başlayan diğer planlar veya hayaller neler?

Ögeday: Toyi’nin yaygınlaşması demek çocukların serbest oyun zamanlarının artması ve yaratıcı becerilerini geliştirmeleri demek. Bunun için yakın gelecekte Toyi’nin yaygınlığını artırmayı hedefliyoruz. Aynı zamanda yeni Toyi parçaları üreterek kütüphanemizi genişletmeyi ve oyun deneyimini zenginleştirmeyi planlıyoruz.

İşbirlikleri anlamında yerel düzeyde ilk adım olarak Türkiye’deki en büyük oyuncak mağaza zincirlerinden biriyle çocukların oyun hakkını destekleyen bir iş modeli üzerinde çalışıyoruz. Yeni dönemde Kickstarter sürecindekine benzer bir model olan “1 al 1 hediye et” sistemiyle Türkiye’de oyuncak mağazalarında yer almayı planlıyoruz. Globalde ise Hollanda merkezli bir eğitim materyalleri dağıtımcısıyla Batı Avrupa’da yüzlerce ilk ve orta düzey okulun tasarım sınıflarında yer alacağız. Çok yakın zamanda da duyurmak için hevesle beklediğimiz Amerika’dan bir satış partnerimiz var.

Tüm bunların ötesinde Toyi’nin bir oyuncaktan daha fazlası olduğuna inanıyoruz. Bir sosyal girişim olan Toyi’nin etrafında ebeveynler, öğretmenler, oyuncak tasarımcıları ve oyunla ilgilenen bütün paydaşlarla birlikte bütün çocukların oyun hakkını destekleyen bir topluluk oluşturmak istiyoruz, ki hep birlikte dünyayı çocukların oyun alanına çevirebilelim.