5 maddede dadandık: Haftalık popüler kültür raporu (14 – 21 Ağustos)

Geçtiğimiz hafta boyunca dadandığımız ama çok tembel olduğumuz için yazmaya üşendiğimiz birkaç popüler kültür haberi…

1- Matrix üçlemesi, oluyor sana dörtleme

Vov.

Vov.

Evet, Keanu Reeves çılgınlığı ile sektörün devam filmi furyası yollarını birleştirdi ve Matrix 4 için start verildi.

Keanu Reeves’in de şansı hep bir dönem kült olmuş filmlerinin devam filmlerinde oynamaktan yana. Bill & Ted’in yirmi küsur sene sonra yeni bir filmle geri döneceğini duyduğumuzda aşırı sevinmiştik. John Wick zaten malum, dönmeye mahkum. Ama Matrix gerçekten beklemediğimiz bir yerden vurdu bizi. ”Matrix üçlemesi” diye geçmişe bir yerlere gömmüştük onu. Şimdi dörtleme mi diyeceğiz?

İşin şakası bir yana, haber büyük: Keanu Reeves, Carrie-Anne Moss ve Lana Wachowski, serinin dördüncü filmi için yeniden bir araya geliyor. Kesin haber! Senaryoyu da Lana Wachowski ile beraber Aleksandar Hemon ve David Mitchell kaleme alacak. Şimdilik çok netleşmemiş olmakla birlikte filmin çekimlerine 2020 ilkbaharında başlanacağı söyleniyor. Vov.

Keanu Reeves hayranlığımız malum, biz de burada methiyeler sıralamıştık kendisine. Gencecik beyinlerimize ”başka dünyalar mümkün”, ”bunlar hep illüzyon” gibi fikirleri yerleştiren Matrix’in üzerimizde bıraktığı etki de kolayca geçiştirilecek gibi değil. Yaşımdan dolayı, izlediğim ilk zihin açıcı film olabilir Matrix. Hem de bol aksiyonlu…

Yeni filme dair detaylar önümüzdeki günlerde bir bir gündeme düşmeye başlayacak belli ki, bize de beklemek ve şu fotoğrafa bakarak uzaklara dalmak düşer…

Screen Shot 2019-08-21 at 13.02.18

Neden?

2- Ölme zamanı değil şimdi!

Bir de Bond 25 meselesi var tabii. Detaylarına bir türlü ulaşamadığımız…

Uzuuun bekleyişlerin ve spekülasyonların ardından filme dair çok önemli bazı açıklamalar geldi sonunda.

Adı: No Time to Die

Yani Bond o kadar yoğun ki, adamın ölmeye bile vakti yok.

Vizyon tarihi: 3 Nisan 2020 İngiltere’de, 8 Nisan 2020’de ABD’de.

Türkiye’de de aynı tarihlerde girer mi orasını bilemiyoruz.

Oyuncu kadrosuna Rami Malek’in de katıldığı açıklanmıştı geçtiğimiz günlerde. Baş kötü rolünde… Mr. Robot’taki deli gözlü hacker rolünden biliyoruz ki, Rami Malek sağlam kötü olabilecek bir adam. Yıkar ortalığı. Belki siz onu Bohemian Rhapsody’den dolayı sevmiyor olabilirsiniz ama bir de Mr. Robot’ta izleyin.

Filmin yönetmen koltuğunda ise True Detective’in birinci sezonuyla kalbimizde büyük bir yer kapan Cary Joji Fukunaga var. Malum, önce Danny Boyle’la yola çıkmıştı film. Sonra olaylar olaylar. Detaylara bir de buradan bakın: 25. James Bond filmi hakkında neler biliyoruz?

Ha bir de, küçük bir teaser yayınlandı. Daniel Craig o yakıcı bakışlarıyla arz-ı endam ediyor…

3- Ziggy yeniden semalarda

Rock’çı biyografileri altın çağını yaşarken, liste Queen, Elton John, Elvis Presley diye hızla ilerlerken, David Bowie’nin es geçildiğini sanıyorsanız yanılıyorsunuz.

1971 yılına giden (Bowie o sıralarda 24 yaşında henüz) Stardust adlı bu film, David Bowie’nin Amerika’ya yaptığı ilk yolculuğu anlatıyor. Alter egosu Ziggy Stardust’ın dünyaya indiği bir dönem bu… Dehası yükseklerde…

Bowie’yi canlandırma görevi ise Johnny Flynn’e ait. Hatta Johnny Flynn’in Bowie rolündeki ilk fotoğrafı da paylaşıldı.

stardust-e1566303278527

Evet, çok cool ama benzediği söylenemez.

Aslında bunun bire bir biyografi olmadığını söylüyor yapımcıları Paul Van Carter ve Nick Taussig. David Bowie’nin Ziggy Stardust’a dönüşümünü anlatacak bir kurgu bu aslında. O yüzden diğer saydığımız müzisyen biyografilerinden ayrı bir yerde olacağı kesin.

Filmde Johnny Flynn’in yanında Marc Maron, Jena Malone, Angie Jones, Christopher Bell gibi isimler de var.

4- Spider-Man’e hukuki engel! (Başlık gibi başlık)

Spider-Man, Marvel evrenini terk mi ediyor?

Hem de böylesine boş beleş evrak ve para işlerinden dolayı mı?

Vov.

Olay şu: Sony Pictures ve Marvel Studios’un Spider-Man’in haklarını paylaşmak üzere yaptığı anlaşma sonlanmak üzere. Yani Marvel Studios’un yeni Spider-Man filmleri için izni bitecek. Haklar Sony Pictures’a ait çünkü. Of, hukuki angaryalar…

Aslında anlaşmanın bu kadar kısa sürmesi beklenmiyordu ama taraflar kavga etmiş, birbirlerine girmişler. Falan filan. İşin arkasında Sony Pictures’ın Spider-Man filmlerinden, anlaşılanın üstünde bir kazanç elde etme hayalleri var. Bir de yapımcı Kevin Feige’i kadrodan şutlamak gibi bir şeye girişmişler ki, son yıllardaki Spider-Man filmlerinin bol hasılatlı başarısında imzası olan bir isim kendisi.

İzleyicilerin boykotu da çok gecikmedi tabii ki. Disney tarafı Spider-Man’i Marvel evreninde tutmayı başaramadığı için (yine işte para pul, evrak işleri) bu görevi hayranlar üstlendi ve Change.org bir imza kampanyası başlattılar.

Biz burada Kaz Dağları, orman yangınları için Change.org’u imza yağmuruna tutarken ecnebi memleketlerde bunların yapılabiliyor olması nasıl bir lükstür yahu!

Gerçi Spider-Man hafife alınacak bir konu değil, şuradan imzalayın isterseniz.

5- bad guy’ın zaferi

Billie Eilish’e güzelleme yaptığımız bu yazıda uzun uzun dadanmıştık, ama konuyu müzikle tatlıya bağlamak için bir kez daha anlatalım dedik.

Lil Nas X’in tam 18 hafta boyunca Billboard Hot 100 listesinde bir numarada kalan Old Town Road şarkısı bir rekor kırmıştı. Ama Billie Eilish’in bad guy’ı, Old Town Road’u yakaladı ve solladı: bad guy tam 19 hafta boyunca listenin bir numarasında kalarak, Old Town Road’un da rekorunu geçmiş oldu. Vov. Bir de kafa karıştıran bilgi, Billie bu yüzyılda doğup da bu listenin zirvesine çıkabilen ilk müzisyenmiş. Yani Z kuşağının listedeki ilk büyük zaferi diyebiliriz.

Şimdi şarkıyı, sesini sonuna kadar açarak dinleyelim ve kopuşlara gelelim.