Matematiği seven bir topluluk: Matematiğin Peşinde

Matematiğe herkesin aynı yerden bakmadığı malum; okullardaki eğitimin de katkılarıyla sayıların devreye girdiği her anda soğuk terler dökenlerin yanı sıra (mesela bu yazının yazarı!) matematiği bir hayat biçimine dönüştürerek büyük bir tutkuyla onun peşinde gidenler de var. Buradaki yazının konusu ise, ikinci kategoridekiler…

Matematiğin Peşinde, aslında ezber bozan bir oluşum. Sınav sistemiyle birlikte matematiğin kafalarda yarattığı korkuların çok da geçerli olmadığını kanıtlıyor bir kere. ”Matematiği öğrenmeyi ve paylaşmayı seven bir topluluk” olarak tanımlıyorlar kendilerini. Öğretmenlerin ve akademisyenlerin de bulunduğu gönüllülerden oluşan bu topluluk, seminerler ve dersler düzenliyor, kendileri gibi matematikle sıkı bir ilişki kuranlar için ortak bir platform yaratıyor. Tabii sadece bu değil, matematiğe uzak bir mesafeden bakanlar için de (mesela bu yazının yazarı!) matematiğin bilinmeyen taraflarını, klasik eğitim kalıplarından çıkararak aktarıyorlar. Her haliyle zihin açıcı…

Matematiğin Peşinde’nin kurucularından Utku Aytaç (Dadanizm üzerinde de emekleri büyüktür) ile Can Ozan Oğuz’la bir araya geldik ve hem topluluğun hikayesini dinledik hem de matematiğin bilmediğimiz taraflarını anlatmalarını istedik. Ajandaları oldukça yoğun, özellikle de düzenledikleri seminerlere bilet bulmak için hızlı davranmak gerekiyor belli ki…

DSCN9113

Röportaja sizi tanıyarak başlayalım: Kimdir bu ‘Matematiğin Peşinde’ gidenler? Yollarınız nasıl kesişti? Sizi bir araya getiren ne oldu? Bir oluşum halini almanızın asıl motivasyonu nedir?

Utku: Önce kendimizi tanıtalım. Ben Utku Kabuli Aytaç. 2017’den beri İstanbul Özel Saint-Joseph Fransız Lisesi’nde matematik öğretmeni ve eğitim teknoloğuyum. Galatasaray Üniversitesi’nde matematik lisansı yaptım ve şu anda da yine aynı üniversitede yüksek lisans eğitimime devam ediyorum.

Can Ozan: Ben Can Ozan Oğuz. Geçtiğimiz yıl University of Southern California üniversitesinden matematik doktoramı aldım. Sonrasında lisansımı yaptığım Galatasaray Üniversitesi’ne doktora sonrası araştırmacı olarak geldim. Matematik yapmayı ve paylaşmayı çok seviyorum. 

Utku: Matematiğin Peşinde oluşumunun tohumları aslında 4-5 Mayıs’ta Galatasaray Üniversitesi’nde düzenlediğimiz, Can Ozan’ın fikri olan İstanbul Matematik Festivali ile atıldı diyebiliriz. Biz de o vesileyle tanışmış olduk. Kısa sürede de matematik eğitimi üzerine bakış açılarımızın benzer olduğunu farkettik. Ben lisede eğitmenlik yapıyordum, Can Ozan da üniversitede… Haliyle olaylara farklı perspektiflerden bakabiliyorduk. Bu oluşumun kurulabilmesinin temel sebebi de bu bence: Aynı hedefe doğru yürüyen ve farklı bakış açılarıyla bakabilen insanların bir araya gelip, rahatça çalışabilmesi. 

IMG_9370

Biraz kişisel bir yorum olacak ama ben değil, matematiğin peşinde gitmek, uzaktan gördüğümde bile yolumu değiştiririm. Korkutucu ve sevimsiz bir tarafı var sanki… Biraz da eğitim sistemimizin suçu belki de… Size matematiği bu kadar sevdiren nedir? Benim gibilerin gözünden kaçan nedir sizce 🙂

Can Ozan: Siz yolunuzu değiştirmekte haklısınız, biz de peşinden gitmekte. Çünkü büyük ihtimalle matematik derken aynı yerden bahsetmiyoruz. Bir insanın müzikten kaçması düşünülemez, ancak müzik dersinde solfej yapmaktan kaçması mümkündür. Müzikle etkileşime girip onu tadımlamak matematiğe kıyasla çok kolay. Okullardaki matematik zulmüne rağmen bu bağı kurabilmek aile, çevre ve kaliteli, kültürlü öğretmenler sayesinde mümkün diye düşünüyorum. Türkiye’de matematik ile ilişkisi sadece okuldaki ilgisiz öğretmenin matematik dersinden ibaret olan birisinin onun peşinden koşması çok düşük bir olasılık. Sizin gözünüzden kaçanın, hatta hiç gözünüze ilişmemiş olanın matematiğin doğası olduğunu düşünüyorum ve hep gözünüze sokulanın, matematiğin en tekrarlı, en rutin kısmı olan işlem yapmak olduğunu…

Bunu da hep merak etmişimdir, ekipte öğretmenler de olduğu için belki buna en iyi siz cevap verebilirsiniz: Gerçekten ‘matematik zekası’ diye bir şey var mı yoksa tamamen yetiştirilme tarzına mı bağlı?

Utku: Ben ‘matematik zekası’ diye bir zeka tipi olup olmadığını açıkçası bilmiyorum. Böyle bir bilimsel tanımlama var mı, geçerli mi emin değilim. Bu biraz daha psikologların işi diye düşünüyorum. Ancak şundan eminim: ‘Matematik zekası var mı?’ sorusunun karşılığı kesinlikle 1 veya 0 değil. Her öğrencinin farklı alanlara, farklı disiplinlere yatkın olduğu da aşikar. Bu tabii ki kişinin öğrencilik yıllarından önce bebeklik ve çocukluk diyebileceğimiz dönemlerinde aldığı eğitimle, deneyimledikleriyle sıkı sıkıya bağlantılı.

Can Ozan: Böyle bir zeka varsa bile, onun matematik başarısına etkisi düşünülenin çok altında. Vakit ayırıp emek veren, konuyu bir o yönüyle, bir bu yönüyle irdeleyenler matematikte başarılı oluyorlar. Bunu yaparken yanlış olsa da aklındakileri yazmak, sonra kağıt üzerinde yanlışları gidermeye çalışmak çok önemli. Kimsenin zekası matematiği akıldan yapmaya yetmiyor, yetemez. Hele mekanik hesap işlemlerini akıldan yaparak zihnini yoranlar, asıl düşünülmesi gereken alanlara yorgun giriyorlar, enerjileri yetmiyor.

Galatasaray Üniversitesi’nde düzenlenen İstanbul Matematik Festivali’ne yoğun bir ilgi olduğunu duymuştum. Sizin seminerlerinize yönelik de benzer bir ilginin olacağını düşünüyorum. Bu noktada siz nasıl yorumluyorsunuz, Türkiye’de insanların matematikle kurduğu ilişkiyi?

Can Ozan: Çok büyük bir öğrenci nüfusumuz var, bunlardan matematiğe ilgili olanlar oran olarak düşük olsa da, sayıca çok kalabalıklar. Bunu açıkça ilk ortaya koyan Nesin Matematik Köyü oldu sanırım, 50 kişilik programa 1000 kişi başvuruyordu. Bizim de düzenlediğimiz her etkinliğe, altından kalkabileceğimizin en az üç katı ilgi var. 

Türkiye’de insanların matematik ile ilişki kurabilmesi için imkan çok çok az. Bir kere ailelerin ‘Matematikçilik’ diye bir meslek olduğundan bile haberi yok. Ya matematik öğretmenliği ya da üniversitede hocalık… Matematiğin sadece öğretilen bir şey olduğu algısı çok yaygın. Okullardaki ilgili ve bilgili öğretmen sayısı çok çok az. Okullardaki matematik dersleri bunu değil, bambaşka bir şeyi hedefliyorlar. Bu yoldan geçenlerin anladığı kadarıyla ‘matematik = hızla yapılan çeşitli hesaplar’. 

IMG_9285

Okul dışında ise öğrencilerin gidebilecekleri yerler yok gibi. Artık hayatına çevrimiçi devam edecek bir adet dergi (Matematik Dünyası) var. Türkçe kaliteli matematik kitapları var ise de nerede bulunacağı belli değil. Kitapçılara sorduğunuzda test kitaplarını gösteriyorlar. Üniversiteler genel olarak aşılması güç parmaklıklar ardında. Matematiğe ilgili birinin takip edip kullanacağı büyük bir internet sitesi yok. Haber sitelerinin eğitim sayfalarına bakın, sadece ABC sınavı şu zaman, DEF son başvurusu bu zaman… Kısacası zaten soyut olan matematikle ilişki kurmak Türkiye’de hiç kolay değil. 

Ama çabalar var. Nesin Matematik Köyü, Çakılarası Matematik Köyü, Eskişehir’deki Matematik Noktası, Aydın’daki Tales Matematik Müzesi, YouTube’daki 145 bin takipçisi olan Pisagor Matematik Evi kanalı, TÜBİTAK’ın yeni kurmaya başladığı Bilim Merkezleri, Ali Nesin’in matematik kitapları, bizim Matematiğin Peşinde olarak düzenlediğimiz etkinlikler. Aslında çok sayıda Türkçe çeviri kitaplar da var piyasada, ancak bulması zor, göz önünde değiller. 

Ekim ayında seminerleriniz olacak. Biraz onların içeriklerinden bahsedebilir misiniz? Programınızda neler var? Seminerler kimlere yönelik olacak?

Utku: Seminerlerimizin ismi ‘Herkes için Matematik Seminerleri’. Adından da anlaşılacağı üzere genel izleyiciye yönelik seminerler olacak. Bu seminerler de diğer tüm etkinliklerimiz gibi ücretsiz. İlk semineri İstanbul Özel Saint-Joseph Fransız Lisesi’nde 12 Ekim Cumartesi günü saat 14.00’te gerçekleştireceğiz. Bu semineri Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nden Özer Öztürk verecek, başlığı ‘Oyun, Matematik ve Eğitim’. Özer Hoca ile geçen sene Köy’de tanışmıştık. Kendisi köyde ilkokul öğrencileri için de çok keyifli ve ilgi çekici programlar yapıyor. 26 Eylül de bu seminer için kayıtları açtık, 27 Eylül akşamı biletler tükenmişti. Bir günde 180 bilet alındı -kontenjan bu kadardı. Bunun üzerine Özer Hoca, birçok kişinin ona yazdığını söyledi ve eğer istersek aynı gün bir seans daha yapmayı teklif etti. Bu davranışı bizi çok mutlu etti diyebilirim. Hem arkadaşlarımızla hem de liseyle görüşüp bir seans daha eklemeye karar verdik; 11.00 seansını ekledik. Bu seans için biletler de hızlıca tükendi.

Seminerlerle ilgili genel birkaç şey daha söylemek istiyorum. Hatta bu seminerlerle de ilgili değil, daha genel bir sorundan bahsedeceğim. Ülkemizde her alanda gerçekten çok değerli insanlar var, tanıştığınızda hayrete düşeceğiniz… Sayıları çok fazla var. Bu insanlara bir şekilde ulaşmalıyız ve onlardan deneyimlerini dinlemeliyiz. Burada hem izleyiciye hem de bu değerli insanlara iş düşüyor. İzleyiciler talep etmeliler, böyle etkinlikler yapıldığında ciddi katılım göstermeliler. Bakın bizim etkinliğimize katılacak insanlar cumartesi günü tatilinin yarısından feragat edecekler. Aynı şekilde bu değerli insanlar da onları dinlemeye gelen izleyicileri kucaklamalılar. Onlara değer verip aktarmalılar. Bu sadece seminerle, konuşmayla olmak zorunda değil. Genç insanlara, öğrencilere yol göstermeliler. Sitelerinde yazılar yazsınlar, kitap yazsınlar, video çeksinler… Nasıl yaptıkları şu an için çok önemli değil. Bu değerli insanların halka, gençlere yönelik üretimleri artırmaları gerekiyor bence. Hiç yok demiyorum tabii ki, fakat sayısı bence çok az.

Bu seminerlerle aynı zamanda bir de İstanbul’da bir çevre oluşturmak istiyoruz. İnsanların tanışıp sosyalleşebilecekleri bir ortam da yaratmak istiyoruz. Tabii ki ana hedeflerimizden biri de günlük hayata matematiğin nasıl ve ne derecede etki ettiğini göstermek.

IMG_9396

Matematik bir hobi olabilir mi? Matematik sevenler en çok hangi konular etrafında birleşiyor?

Can Ozan: Gelmiş geçmiş en ünlü matematikçilerden Pierre de Fermat, gündüzleri avukat olarak çalışıyordu, akşamları yemekten sonra hoşlandığı için matematik üzerine okuyup akıl yürütüyordu. Florance Nightingale modern hemşireliğin öncü figürü ve istatistik verilerin görselleştirilmesinde önemli çalışmaları var. Kısaca evet, matematik bir insanın günlük işinin yanında hevesle, zevk alarak ilgilendiği bir uğraş olabilir. Sanıyorum bu iki şekilde mümkün. İlki dünyayı anlama ihtiyacı, etrafında gördüklerinin altında yatan düzeni açıklama arayışı ile. İkincisi ise insanın kendi zihninin potansiyelini fark etmesi, onunla uzun yolculuklara çıkmaktan zevk alıp daha çok vakit geçirmesi ile. Matematik var olan en yaratıcı uğraşlardandır.

Yüksek öğrenim tabii çok farklı ama ortaokul ve liselerdeki ders müfredatlarını nasıl yorumluyorsunuz? Sizce matematiği sevdirmenin yolları ne olabilir, bu müfredatlar ve yöntemler buna göre nasıl güncellenebilir?

Utku: Bu çok kolay bir soru değil maalesef. Bunun iki sebebi var. Birincisi ben eğitim yöneticisi değilim, ayrıca ülkemizdeki birçok yörede, bölgede okullarda görev yapmadım. Bunları deneyimlemeden yorum yapmak gerçekçi olmaz.

İkincisi ise müfredatın, kitabın, içeriğin ikinci planda olduğunu düşünüyorum. Mesleğini ve öğrencilerini seven öğretmenler sayesinde bu sorunların hepsi çözülebilir. Matematiği sevdirmemize gerek yok, onu olağan bütünlüğüyle verdiğimizde, kendine has güzelliği ortaya çıkacak ve öğrencilerin zaten ilgisini çekecek. Ortaokulda ve lisede sıkça rastladığımız ‘matematiği seviyorum’ ve ‘matematiği sevmiyorum’ cümlelerinin altında yatan gerçek cümleler bence şöyle: ‘matematik öğretmenimi seviyorum’ ve ‘matematik öğretmenimi sevmiyorum’. Ben ana faktörün öğretmenler olduğunu düşünüyorum. Matematik kendi içinde zaten bir meydan okuma ve keşif barındırıyor, yani doğası gereği merak uyandırıcı ve ilgi çekici. 

IMG_9215

Can Ozan: Ben de ‘matematiği sevdirmek’ gibi bir amacı şiddetle reddediyorum. Bu başlı başına matematiği ya sevin, ya uzak durun mesajı veriyor. Kültür dünyamız biyolojiden heykele, teknolojiden edebiyata çok zengin. Bunların hiçbirini sevdirmek gibi bir gaye yok. İnsanlar doğal olarak merak ederler. Özellikle heyecanlı bir hikayenin devamını, sonunu merak ederiz. Matematiksel keşiflerin hikayelerini heyecanla anlatabilenler de bu macerayı tanıyıp hayran olan öğretmenler. 

Gündeminizde ve planlarınızda başka neler var?

Can Ozan: Sene boyunca İstanbul’da Hafta Sonu Dersleri ile lise öğrencileriyle, okullarında adeta yer verilmeyen matematiğin doğasını paylaşıyor olacağız. 

Ayda bir düzenleyeceğimiz ‘Herkes için Matematik Seminerleri’ ile toplumda matematik algısını arttırmaya ve modern hayatımızdaki rolünü gözler önüne sermeye çalışacağız. Ayrıca konuşmacılar ile yapacağımız söyleşilerin, bilim insanlarının rol modeline dönüşmesinde etkisi olmasını umuyoruz.

Lise öğretmenleriyle matematik eğitimimizin kalitesini arttırmak için çalıştaylar yapmayı planlıyoruz. 

Bir de Pisagor Matematik Evi YouTube kanalıyla matematik sevdalılarının buluşup paylaşımlar yapabileceği merkezi bir web sitesi üzerinde çalışıyoruz. 

Her seviyede eğitimden, ülkemizdeki matematikçilerin ve matematik çalışmalarının tanıtılmasına, dünyadaki matematiğin takibi ve paylaşılmasından, yeni kitaplara, çevrimiçi matematik araçlarına büyük bir seferberlik ilan etmemiz gerekiyor, çünkü her konuda çok gerideyiz.

Matematiğin Peşinde gidenler size nasıl ulaşabilirler? Sadece seminerlere değil, ekibe gönüllü olarak katılmak isteyenler için de faydalı olabilir bu bilgi 🙂

Utku: Biz her mecrada varız açıkçası: Facebook, Twitter, Instagram. Hatta LinkedIn bile. Web sitemizi de oldukça güncel tutuyoruz. Dolayısıyla bize her yerden ulaşabilirler.

Ayrıca hayal ettiğimiz projeleri gerçekleştirebilmek için daha çok gönüllüye ihtiyacımız vardı. Bu sebeple geçtiğimiz ağustos ayında gönüllü başvurusu açtık. Oldukça çok sayıda gönüllü başvurusu aldık. Farklı şehirlerden de çok başvuru geldi. Şu an için İstanbul dışında bir etkinlik yapma fikrine biraz mesafeliyiz fakat ileride neden olmasın. Gönüllü olmak isteyenler sitemizdeki Gönüllü Başvuru Formunu doldurabilirler. Etkinliklerimize gelip bizimle tanışabilirler, oldukça ulaşılabilir kişileriz.