Tarihten alınan ilhamlar ve modern sunuşlar: Art Déco

Son günlerde adını çok duyduğumuz bu sanat akımı kendi zamanında sıkışıp kalmıştı bir zamanlar. 1940’lı yıllara gelindiğinde bu terimden artık kimse bahsetmez olmuştu. Hovardalığı ve lüksü simgeleyen Art Déco’yu insanlar iki dünya savaşına yol açmış modernizmin bir formu olarak görüyor, hatta kimi çevreler onu ‘‘fazla elit’’ olarak sınıflandırıyordu. Savaş sonrası dünya Art Déco ve temsillerini adeta bir kenara koymuş, onun yerine atom bombaları ve Domino Teorisi ile ilgilenmeye başlamıştı.

Art Déco masalar, sandalyeler, radyolar, evler, salonlar… Koktelyller, arabalar, objeler… Bütün bunların ne anlama geldiğini anlamak ve şehrin rafine zarafetini irdelemek için Art Déco’yu daha iyi anlamalıyız.

art nouveau

Leonardo DiCaprio’lu Great Gatsby filminde gördüğünüz her detay, Art Deco

Birçok kaynakta Art Déco’nun doğum yılı 1925 yılı olarak geçer. Bu tarihte Paris’te Exposition Internationale des Arts Décoratifs et Industriels Modernes (Uluslararası Modern Dekoratif ve Sınai Sanatlar) düzenlenmiş ve Déco Büyük Savaş’ın yarattığı yıkıma, fütürizme (ki Büyük Savaş fütüristlerin ‘makine çağı’ kavramı ile metalin ve endüstrinin insanlık için iyi bir gelecek hazırladığına yönelik anlayışını yıkalı neredeyse yedi sene oluyordu) ve 19’uncu yüzyılın kopyası olarak gördüğü fazla naturel, bitkisel Art Nouveau’ya bir başkaldırı olarak doğmuştu (Böylesine yenilikçi bir akımın Fransa’da doğması hiç de şaşırtıcı değildi. Versailles Antlaşması ile Almanya’nın neredeyse bütün ekonomisine savaş tazminatı adı altında el koyan Fransız Üçüncü Cumhuriyeti muazzam bir refah artışı ve ekonomik büyüme yaşadı. Art Déco’nun güzel sanat olarak sivrilmesinin ve küresel bir fenomene dönüşmesinde ekonominin rolu büyüktür). Dünyanın her köşesinden ziyaretçi çeken bu fuar Paris’in dünya kültür başkentliği iddiasını sağlamlaştırmış görünüyordu. Weimar’ın Berlin’ini geri planda kalmış ve Fransızların istediği olmuştu.

Chicago Tribune Tower (1922)-1

Chicago Tribune Tower

Sanıyorum Art Déco’yu Art Nouveau’ya bir reaksiyon olarak tanımlamak yanlış olmaz. Öncülü olan Art Nouveau el emeği ve gelenekselliğe odaklanmıştı. Déco’nun niyeti ise buna bir karşıtlık sağlayacak şekilde endüstriyi ve kitle toplumunu vurgulamaktı. (Bir karşıtlık olgusunun varlığı kesinlikle mevcuttu, fakat bu iki akım arasında mutlak, kesin bir zıtlık yoktu. Déco da aynı Nouveau gibi kendini güzel sanatlara yakın, yüksek bir estetik olarak var etmişti. Üstüne üstlük Déco aynı Nouveau gibi birçok kaynaktan beslenmekteydi. Grek, Mısır ve Antik Semantik temalar sanatçılara ilham noktaları oluştururken Déco tarzı geleneği tamamen ihmal etmiş değildi hatta ona duyduğu saygıyı ‘hiçbir ürünün birbirine benzememesi gerektiğini’ açıkça belirterek dile getiriyordu. Egzotizm ve Oryantalizm de Déco’nun konu koleksiyonunda yer aldılar. Bütün bunlara ek, Déco’nun yeni bir modernizm yorumuna duyduğu açlığı, savaş sonrası yeşeren dünyaya dair saf bir umudu ve kitle toplumunu kucaklama isteği bulunuyordu. Bunun için seri üretimi ve endüstriyi öncülü gibi bir kenara itmemeli, onlarla barışmalıydı.)

Empire_state_building_history

Doğrusallık ve pürüzsüzlük stilin karakteristik özellikleri olurken kademeli ana hatlar, gerilemeler de net bir şekilde göze çarpar. Keskin kenarlı görünümler, stilize geometrik detaylar Déco’nun tanınmasını fazlasıyla kolay kılar. Akım geçmişe tamamen sırtını dönmese de bu keskin hatların vermek istediği mesaj geçmiş ile bağların artık kopmuş olduğudur.

lepape 2

1922 yılında Chicago Tribune’ün düzenlediği bir yarışmayla yeni dünya ile tanışan bu stil (Art Déco terimi 1966 yılında bulunmuştur) Eliel Saarien’in tasarımı (Chicago Tribune Tower) ile kendini meraklı gözlerin önüne serdi.

Bu yarışmanın hemen ardından Paris’in meşhur 1925 sergisi stilin global bir fenomene dönüşmesinde önemli bir rol oynadı ve mimarlıkla beraber stili mücevher yapımına, otomobillere, mobilyalara taşıdı.

Önemli Tasarımcılar

Erté (Romain De Tirtoff)

Kostüm dizaynları ile öne çıkan Tirtoff, 20’lerin Paris’inin en önemli moda tasarımcısı ve çizeriydi. Yaklaşık iki on yıl boyunca (1915-1937) çizimleri ve tasarımları Vogue, Cosmopolitan ve Harper’s Bazaar gibi devlerin kapaklarında yer aldı. Çağdaşları tarafından hoyrat, egzotik ve romantik olarak nitelendirilen Erté ”deli yılların” ruhunu en iyi yansıtabilmiş artistlerden biriydi. Ayrıca, 59 yapımı ikonik Ben Hur’un gardrobunun büyük bir bölümü Erté imzalıydı.

erte

Georges Lepape

1930’lardan itibaren Vogue dergisinin baş çizerlerinden biri haline gelen Lepape’ın eserleri hatlı ve nüktedan olarak nitelendirilir. Çizerin genelde aynı kalan ana teması ise zarafettir. Büyük ölçüde Orientalizm’den (batının doğu imajı), Pers minyatürlerinden etkilenen Lepape, Ballets Russes’un (1909 yılında kurulan Kuzey ve Güney Amerika’ya turlar düzenleyen Paris merkezli, gezgin bir bale şirketi. Rus emprezaryo Sergei Diaghilev tarafından kurulan şirket Debussy, Strauss ve Respigni gibi bestecilerin eserlerini sahneledi. Zamanının tescil edilmiş bale makamıydı). Braque, Bakst ve Picasso gibi sanatçıların kurduğu dekorlarından ve bir dönem Coco Chanel’in hazırladığı kıyafetlerinden meydana gelen kompozit sahne estetiğinden de ilham almıştır.

lepape

Réne Lalique

1860 doğumlu Lalique bugün bile dünyanın en önemli cam tasarımcılarından biri olarak sayılır. Boucheron ve Cartier gibi markalara yaptığı Art Nouveau işlerle ciddi bir devinirlik yakalayan Lalique, Déco’nun global bir fenomen olmasıyla stilinin yönünü oraya çevirir. Doğallık ve serbest akışlılık tasarımlarının en önemli bileşkenleri haline gelirken metalden mineye kadar denediği materyaller onun tarzını özgün kılmıştır. Déco’nun altın çağında Lalique, batının mücevher ve cam sektörünü adeta tekelleştirmişti. Üstelik kendi geliştirdiği döküm tekniği ürünlerini hızlıca çoğaltmasına fırsat tanıyor, onu ve tasarımlarını Déco’nun kitle toplumuna hitabıyla entegre hale getiriyordu.

Émile-Jacques Ruhlmann

Déco’nun öncülerinden ve geliştiricilerinden biri olan Ruhlmann’ın sanatın elitlerin gözetimi altında dallanıp budaklanacağına inancı tamdı (Corbusier’in tam karşıtı).  Dolayısıyla Ruhlmann’ın dizaynları lüksü ve olağanüstülüğü bize aşılar. Saflık, kesinlik gibi kavramlardan uzak duran Ruhlmann kullandığı egzotik maddelerle (nadir ahşaplar, fil dişi ve vernik gibi) göze çarpar. Bütün bu görkemli tasarımlar, Ruhlmann’ın savaş sonrası Avrupa burjuvasının favori tasarımcısı olmasına yol açar çünkü adeta onların hayat tarzının bir temsilidir Ruhlmann’ın işleri. Aristokratik yaşam tarzıyla özdeşleşen sanatçı (zaten ironiktir ki burjuvazi birçok aristokrata göre ‘’sonradan görmedir’’), klasik geçmişe göz kırpmayı asla es geçmemiştir.