hipicon ile Third’ün yerelden güç alan iş birliği: ‘Esnaf’

Her daim yerel üreticileri ve markaları destekleyen e-ticaret sitesi hipicon ile espri anlayışıyla zenginleştirdikleri özgün tasarımlarına dadanmaktan kendimizi alamadığımız Third tüm bu güçlü özelliklerini bir araya getirdikleri, daha gördüğümüz ilk andan kalp atışlarımızı hızlandıran özel bir koleksiyona imza atıyor. Yereli, mahalleli olmayı ve eğlenceli detaylar üzerinde durmayı kendine esas edinen bu koleksiyonun ise tam da kendine yaraşır bir adı var: ”Esnaf”

Düğmelerde renklenen bembeyaz gömleklere, içine dünyaları sığdırabilen pazar çantaları ve yüksek vitaminli cam küpelere hayran hayran baktıktan sonra koleksiyonun arkasındaki isimler, Third’ün yaratıcısı Tuğçe Özocak ile hipicon PR ve İçerik Koordinatörü Deniz Kantemir ile bir soru-cevapta buluştuk.

En başa dönelim mi: Hipicon ile THIRD’ün yolları nasıl kesişti?

Deniz: hipicon olarak sürekli devam eden özgün, yaratıcı tasarımcı ve marka arayışındayız. Bu keşif sürecinde Third ile karşılaştık ve tabii ki bu özgün ve dinamik tasarımları hipicon bünyesine dahil etmek istedik. Karşılıklı olarak da güzel bir enerji yakalayınca iş birliğimiz hızlıca başladı.

İlerleyen dönemlerde hipicon Magazine içeriği için Third’ün o zamanki showroom’unda birlikte bolca vakit geçirdik ve birbirimizi çok daha yakından tanıma fırsatı bulduk. O günün hemen ardında da Third ailesi birlikte bir koleksiyon yaratmayı teklif etti. Bizim de aslında uzun zamandır aklımızda olan ama hep ertelediğimiz bir projeydi. İlk olarak da Third gibi yaratıcı ve eğlenceli dünyaya sahip bir marka ile hipicon’a özel bir koleksiyon yaratmak fikri bizi çok heyecanlandırdı ve sonunda da zaten bu heyecanı çok iyi yansıtan, esprili bir koleksiyon ortaya çıktı.

Tuğçe: Aslında Deniz çok güzel anlattı. Bizim tarafımızdan da online satış platformları hep soru işaretiyle baktığımız, akışını tahmin edemediğimiz mecralardı. Fakat hipicon’un tarzı, dinamikliği ve sıcakkanlı olması bizi de bu teklifi yapmaya daha hızlı itti. Kreatif sektör, özellikle tekstil, ekip olduğunuz zaman anlam kazanan sektörlerden. Genç bir marka olunca da çok büyük ekipler kurmak için biraz yol almak gerekiyor. Bu anlamda da böyle genç bir ekiple kesiştiğimiz ve yeni bir enerji doğurabildiğimiz için çok mutluyuz.

DSC07980

Bu coğrafyanın kültüründen, yaşadığımız şehrin sokaklarından beslenen bir koleksiyon var karşımızda. Koleksiyonda yer alacak tasarımları kurgularken öncelikle neleri esas aldınız? Arkasında nasıl bir çalışma süreci var?

Deniz: Bizim için her zaman yerel markalar ve tabii ki yerli tasarımcılar oldukça önem taşıyor. Bulunduğumuz coğrafyadan ve kültürden beslenerek yine bu coğrafyada üretim yapan herkese büyük bir saygı duyuyoruz. Bu yaratma isteği ve özgünlük bizi oldukça etkiliyor, bunu da hep beraber birbirimize destek olarak büyütüp geliştirebileceğimize inanıyoruz. Third de bizim gibi düşünen, mahallesini ve kültürünü koruyan onunla beraber büyüyen bir marka. Koleksiyonun temeline de iki markanın bu ortak özelliği konuldu. Bunun etrafında beraber fikirler üreterek bütünlük sağlayacak parçalar ortaya çıkardık. Third ve hipicon’nun ayrı ayrı deneyimlerini birleştirerek yerel üreticiler ile beraber mahalle yaşamımızı tamamlayacak bir koleksiyon yarattık.

Third: Biz her sezon koleksiyonlarımızda etnik bir dokuyu modernleştirerek kullanmaya özen gösteriyoruz. Third bunu esprili bir dille her sezon kurguluyor. Tabii ki estetik ve yaratıcı duruşun yanı sıra, erişilebilir olmasını çok istedik. İnsanların kendilerini çok yatırım yapmadan iyi hissedeceği, günlük hayatta rahatlıkla kullanabileceği ürünler olsun istedik. Bu noktada hem hipicon hem biz bol bol toplanıp hem ürün odaklı hem de fiyat odaklı sıkı çalışmalar yaptık. Tabii tüm bu süreçte yanımızda iki senedir birlikte çalıştığımız uns.mag ve İpek Özcan vardı. İpek bizim marka iletişimimizi sürdürüyor ama ezber bozan şekilde, o yüzden her projede beraber çok sıkı çalışıyoruz. Onun da yönlendirmeleri, bu heyecanı beraber paylaşmakta bize ayrıca haz verirken çalışma sürecini rahatlatıp, işini kalitesini de çok yükseltiyor.

İsim olarak ‘Esnaf’ nasıl ortaya çıktı?

Tuğçe: Kültürümüzden gelen bir şeyi temalarımızda, koleksiyonlarımızda işlemek bizim çalışma yapımızda çok var. Hatta bunu esprili bir dille harmanlamadan da rahat edemiyoruz. Bu koleksiyonu çıkarttığımız yaz döneminde ekipçe sürekli ”Biz de tam esnafız” diyorduk kendi aramızda konuşurken. Yazın insan esnaf olduğunu daha çok anlıyor çünkü daha çok sokakta vakit geçiriyor. Ben de kendimi bölgemin esnafı gibi görüyorum  ve bu beni çok mutlu ediyor. Sonra hipcion ile çalışmaya başladığımızda, ben de orayı yaratıcı esnaflar topluluğu olarak gördüm ve bu çok hoşuma gitti. Sonra aslında esnafımıza gönülden ne kadar da bağlı olduğumuzu gördük, hep aynı esnaftan alışveriş yaptığımızı ve kurduğumuz ilişkinin bozulmaması için iki taraflı çaba sarf ettiğimizi fark ettik. Ve bu hisse hiç dokunmadan, doğrudan ”esnaf” olarak çıkalım dedik ve bir sürü beyin fırtınasının ardından herkes bu fikre yakın hissedince de koleksiyonu bu adla hazırlamaya başladık.

Peki koleksiyon nelerden oluşuyor? Gördüğümüz kadarıyla aksesuar da var, kıyafet de…

Deniz: Koleksiyon 6 parçadan oluşuyor, giyim ve aksesuar karışık. Esnaf ile aslında bir yaşam stilini yansıtmak istedik, hayatın her noktasında herkes tarafından kullanabilecek parçalar. Renkli Pazar çantalarımıza ıvır kıvırınızı doldurup mahalle turuna rahat rahat çıkabilirsiniz ya da esnaf işlemeli sweatshirt ve tişörtleri her zaman her yerde giyebilirsiniz.

Koleksiyonu yaratırken tasarımların kullanışlı olması bizim için ön plandaydı. Bunun yanı sıra ayrıca esnafımızın dilinden, duruşundan da ilham aldık; hatta üretimde de birbirimize destek olduk. Esnafların temiz pak duruşundan ilham alan Jilet Gömlek, Beyazıt esnafının renkli düğmeleriyle ortaya çıktı. Mahalle manavımıza gönderme yapan Meyve küpeler Eminönü’deki cam işler ile yaratıldı. Kapalıçarşı esnafının el işçiliğine hayran olduk ve esprili dile sahip bez çantaların saplarında onlara yer verdik.

İstanbul’un sınırları genişlerken, kendine has kültürü de yenik düşüyor bazı noktalarda. Özellikle mahalle kültürü söz konusu olduğunda… Koleksiyonun hazırlığı aşamasında en çok hangi mahalleleri ziyaret ettiniz? Sizce kültürü ve yaşantısıyla hangi mahalleler bu şehri ayakta tutuyor?

Deniz: Koleksiyonun hazırlık sürecinde Third gezerek, deneyimleyerek araştıran tarafta. Biz de sık sık Third’e mahalle ziyaretine gittik. Nişantaşı – Topağacı aslında hâlâ mahalle kültürünü keyfiyle yaşıyor. Bizim mahallemiz, Kadıköy-Moda’da da öyle. Bizi de her anlamda besleyen bir şey. Aslında mahalle – esnaf kültürü şehrin pek çok yerinde var ama sadece zamanla farklılaşıp şekil değiştirebiliyor.

Tuğçe: Bizim gezdiğimiz mahalleler aslında gitmeyi çok sevdiğimiz ve kendimizi iyi hissettiğimiz mahalleler. İstanbul’un eski ve güzel mahalleleri… Bu kadar çok gittiğimiz için mi sevdik, sevdiğimiz için mi gittik bilemiyorum.

Özellikle rotamız çok net!

Nişantaşı – Eminönü dolmuşuna binip Eminönü’nde iniyoruz. Sonra tramvayla Beyazıt’a geçip, önce İMÇ’ ye minik bir yürüyüş yapıyoruz. Sonra da geri Beyazıt kapısından çarşıya girip, Yağlıkcılar Sokak’taki iki durağımıza gidiyoruz. Çanta sapları ve çıkışında 40 yıllık esnaf Kut düğme…

Bunun bir de Kadıköy, Caferağa ve Osmanbey kısmı da var. Bu mahalleler bence kesinlikle İstanbul’un en güzel mahallelerinden ve İstanbul’u da ayakta tutuyorlar.

Tabii Esnaf’ı bir kenara bırak dersen, Bebek esnafı, Çengelköy esnafı, Yeldeğirmeni esnafı diye anlata anlata bitiremeyebilirim..

Esprili detaylarla dolu bir koleksiyon bu. Küçük detaylara bayıldık! Onlar nasıl ortaya çıktı?

Tuğçe: Açıkçası onlar bizim en sevdiğimiz noktalar. Third’ü Third yapan şeyler aslında. Bol bol beyin fırtınası, bize ”Bence kesin bu olmalıııııı” dedirten heyecanlar eşliğinde ortaya çıktı. Ben manavımı çok seviyorum, cidden muhteşem bir esnaf örneği. O yüzden onları kesinlikle yüceltmeliydim ve bu koleksiyonda işlemeliydim. Küpeler oradan çıktı mesela ve Yüksel Hanım bizim için camları tek tek hazırladı.

Bu soru Tuğçe’ye: Belçika Kraliyet Akademisi, Antwerp Moda Tasarım bölümünde okudun. Modanın kalbinin attığı yer. Sence oradaki eğitimin, tasarım anlayışına ve buradaki kültürü tasarımlarına da yansıtma konusunda sana nasıl bir katkısı oldu?

Tuğçe: Çooook! Cevabım çok net çok! Ben lisedeyken AFS programıyla gitmiştim Belçika’ya ve bir kültürü yakından tanımak, farklılıklarımızın güzelliğini özümsemek ve bu şekilde karşındakini yargılamadan anlamak ve empati kurmaktı bu programın amacı. Ve sonunda da bağlandığı yer dünya barışı tabii. Ben gittiğimde ne Instagram ne WhatsApp ne de iPhone vardı. Bol bol mektuplaşırdık. Bir de arada email… Kendi kültürünüzden uzak kalınca aslında daha iyi anlayabiliyorsunuz onu. Çünkü kendinizle o kadar çok yalnız kalıyorsunuz ki, bir sürü yüzleşme yaşıyorsunuz. Sonrasında okulumda da tüm öğretmenlerim beni hep kendi kültürümü ve köklerimi sorgulamaya yönlendirdi. Bence bu anlamda, kendimle yalnız kalmamda ve kendimi anlamamda çok çok katkısı oldu.

1

Bu iş birliği devam edecek mi? Bir de ürünleri sadece hipicon üzerinden mi satın alabiliyoruz?

Tuğçe: Evet bu iş birliğini bahar ayında da yepyeni bir temayla devam ettirmek istiyoruz. Yaz sezonu keyifli, aksesuarı bol, renkli ve her espiriye açık bir dönem olduğu için de açıkçası yeni temamız hakkında çok heyecanlıyız. Belli mi olur belki bir tavla şampiyonasıyla lansmanı açarız 🙂

Diyeceğim o ki, kesinlikle beklemede kalın!

Deniz: Çok keyifli, dinamik bir koleksiyon yarattık birlikte. Aslında sadece koleksiyon değil yaratma süreci de bizim için keyifli geçti. Koleksiyona 24 Şubat tarihine kadar hipicon.com’dan ulaşılabilir. Daha sonrasında ise hem hipicon’da hem de Third’ün kendi websitesi üzerinden satış devam edecek.