Hızlı ve öfkeli: Sex Education ikinci sezonda sesler yükseliyor

Sex Education’ı yakıp geçen ergenlik ateşi ikinci sezonda sadece cinsellik üzerinden değil; dostluk, dayanışma ve aile bağları gibi konularda da önünde engel tanımıyor. Karakterlerimizin genel geçer kurallara ve baskılara karşı nasıl başkaldırdığını görünce yüzünüze gururlu bir gülümseme yerleşiverecek. Hatta içinizdeki ergen ruhu koruyorsanız, ”Yürü be” nidaları eşliğinde bir de alkış koparabilirsiniz televizyon karşısında.

Biraz spoiler içerir ama aşırı riskli değil.

Ergenlik ne feci bir dönem sahiden. Ben kimim sorusunun cevabını bile bilmeden kendinizi toplumun içine atıveriyorsunuz, daha siz kendinizi kabul edememişken toplumun sizi kabul etmesini bekliyorsunuz. Kafanızda deli sorular, doğanın çağrısını duymamaya çalışırken bir de üstüne geleceğinize dair kararlar vermeye zorlanıyorsunuz… Din, dil, ırk gibi ayrımların olmadığı yegane konulardan biri ergenlik; kimseyi es geçmiyor, herkese eşit derecede rezillik yaşatıyor.

Her anını utanç içinde geçirmeye mahkum olduğumuz ergenliğin aslında hepimizi benzer sancılarla vurduğunu gösteren bir dizi Sex Education. ‘Garip’, ‘farklı’, ‘acayip’ gibi tanımları ortadan kaldırdığı, herkese ve her şeye aynı noktadan baktığı için onu sıradan ‘gençlik’ dizilerinden de ayrı bir yere koymak gerekiyor. Ve zaten evet, okul koridorlarında koşturan liselilerle dolu olsa da, bir gençlik dizisi değil katiyen.

Ne olmuştu?

İlk sezonu burada uzun uzun yazmıştık ama bir de özet geçelim:

Annesi bir seks terapisti olan Otis’in, bu konuda gerçek hayatta hiçbir deneyimi olmasa da annesinden kaptıkları ile analiz ve empati gücünü birleştirerek okuldaki arkadaşlarına cinsellik konusunda tavsiyeler vermesi üzerinde odaklanıyordu ilk sezon. Tabii, basitçe ‘tavsiye’ deyip geçmemek gerek. Otis’in bu konuda ne kadar başarılı olduğunu gören okulun arıza ama aşırı zeki kızı Maeve, bunu bir işe dönüştürmelerini teklif etmiş ve böylece okulda seanslar düzenleyerek bu tavsiyeleri para karşılığında vermeye başlamışlardı. Otis’in verdiği tavsiyeler başarılı sonuçlar yarattığı için de şanları yürümüş, ajandaları seanslarla dolmuştu.

Bu seanslar sırasında neler gördük, neler duyduk. Otis’in de hepsine verecek bir cevabı oldu. Onun kafa karışıklığı sadece kendi hayatında söz konusu. Terzi kendi söküğünü dikemez hesabı. Maeve’e karşı olan hisleri alev alev yanmaya başlayınca aralarındaki dostluk da iş ilişkisi de sarpa sarmaya başlamıştı. İlk sezonu da bu ikisini küs bırakarak kapatmıştık.

Otis’in seanslar olup biterken Otis’in etrafındakilerin de hayatlarına dalmaya başlıyoruz aynı zamanda. Mesela en yakın arkadaşı Eric’in okulun zorba çocuğu Adam’a beklenmedik bir şekilde abayı yakışını izliyoruz. Kalbini kıyamete kadar kapattığını düşündüğümüz kayıtsız hislerin kadını annesi var bir de. (Gillian Anderson her geçen gün daha da güzelleşiyor sahiden.) Otis hakkında bir kitap yazıyor, ‘cinselliğini bastıran ergen oğlum’ temalı ve aşırı derecede utanç verici bir şekilde. Bu arada o da eve gelen tesisatçıya gönlünü kaptırıyor, ki Jakob gerçekten çılgın nordik yakışıklılığıyla gönül kaptırılmayacak gibi değil.

Neyse, konuyu anlatacağız derken, gıybete düşmeyelim…

1st May Ep 2-16.dng

Kaldığımız yerden devam

İkinci sezon, bıraktığımız yerden açılıyor. Demiştik; Otis ve Maeve küs. O yüzden tavsiyeler verdikleri seanslar bu sezon yok. Hikayenin anlatımı da şekil değiştiriyor. Otis yine ana karakterimiz ama bu sefer Maeve ve Eric de onunla eşit derecede paylaşıyor sahneyi. Maeve’in uyuşturucu bağımlısı annesiyle kurmaya çalıştığı hayatı izliyoruz. Eric’in fancy çocuk Rahim’e aklı kaysa da kalbinin Adam için çarptığını görüyor ve nasıl bir karar vereceğini merak ediyoruz. Otis’in annesi Jean Jakob’a feci şekilde aşık olsa da kendi yoluna taş koyuyor, uzaklaştırıyor Jakob’u kendinden.

sex-education-netflix 2

Şaka gibi, yine gıybete düştük…

Ama duyguların ve cinsel dürtülerin peşinden giden bir dizinin ana hatları gıybet vari bir şekilde şekilleniyor önümüzde. Suç bizim değil.

Anlatılan herkesin hikayesi (!)

Sadece ana karakterler değil, ikinci plandaki karakterleri de güçlü bağlar kurmamızı sağlayacak şekilde benimsetiyor bize dizi. Ve bu sezon, ana karakterler, ikinci karakterler ve hatta üçüncü, dördüncü karakterler üzerinden şekillenen müthiş hikayeler anlatıyor.

Hiçbir şekilde yalnız olmadığımızı hatırlatıyor ikinci sezon bize. En mahrem sırlarımızla boğuşurken de, toplum içinde bize biçilen rollerle debelenirken de… ”Kişisel olan politiktir” sözüne vurgu yaparcasına kadın karakterler arasında şekillenen o dayanışma eminim ki benzer deneyimleri yaşamış izleyicilerin de kalp atışlarını hızlandırmıştır. Özellikle de kadınların… Daha küçücük yaştan itibaren uluorta maruz kaldığımız tacizler ve tecavüzler karşısında ancak bir araya gelerek güçlenebileceğimizi gösterdi herkese. Benzer bir dayanışma, ilk sezon da vardı; vajinasının fotoğrafları internete düşen öğrenciyi korumak için tüm okul tek yürek olmuştu hatırlarsınız. Erkek öğrenciler bile ”fotoğraftaki benim vajinam” diye ayaklanmıştı. Bu sezon bu güç birliği farklı şekillere bürünerek birkaç sahnede karşımıza çıkıyor.

sex-education-netflix 3

Ailesinin hırslarından kurtulmak için kendine zarar vermeye başlayan Jackson’ın çıkışı da bir arkadaşı sayesinde oldu (her ne kadar Jackson buna karşı olsa da), en yakınları tarafından bile sevilmediğini düşündüğü için dark side’a geçmeye meyilli olan Adam’ın da, Adam’ın yıllar sonra kocasından boşanmaya karar veren annesinin de… Okulun orta yerinde slut shaming’e maruz kalan Jean’i de oğlu Otis kurtarıyor bir noktada. Hem yıllardır takıştığı annesini bağışladığını da belli ediyor bu sahnede. Karakterimizin biraz daha büyüdüğünün bir kanıtı.

Bir bilgisayar kadar çok data yüklenebilen zihniyle ağzımızı açık bırakan Viv’in, sezonun tüm mesajını tek bir cümlede özetliyor aslında. O çok çetin geçen bilgi yarışmasından önce söylediklerini hatırlatalım:

”Kazanamayacak olsak bile sonuna dek savaşmalıyız. Düşeceksek de birlikte düşeceğiz…”

sex education

Her şeyin (ve özellikle de cinselliğin) aşırı ciddiye alındığı ergenliğin aslında herkese aynı saçmalıkları yaptırdığı için ne kadar da gülünç olabildiğini gösteren bu dizide oyunculuklar ayrıca önemli çünkü herkesle ve her şeyle rahatça dalga geçebilen bir hikaye var karşımızda. Oyuncuların sınırlarını zorladığı kesin. Ve başta Otis’i canlandıran Asa Butterfield’ınki olmak üzere tüm performanslar bu sınır zorlayan komediyi çok daha yukarıya taşıyor. Belli ki büyük bir adanmışlık söz konusu çünkü en absürt sahnelerde bile sizi durumun sahiciliğine ve ciddiyetine inandırabiliyorlar.

Dizinin küçücük anlarda büyük kahkahalar attırması da hem oyuncuların hem de senaryonun ne kadar detaycı olduğunun bir kanıtı. Hele ki şarkı sözleriyle uyumlu bir şekilde ilerleyen müzikli sahneler… Baştan sona ezbere bildiğiniz bir şarkı bile olsa, dizideki sahneler eşliğinde duyunca şarkıyı sil baştan yeniden keşfedebilirsiniz. Air’in Sexy Boy şarkısının çaldığı sahneyi ya da Richard Hell & the Voidoids’in Betrayal Takes Two parçasının denk düştüğü o anı düşünün. Hem daha niceleri var! Şarkılar da bir nevi performans sergilemiş bu sezonda.

İzlediklerinizle birlikte kendi ergenliğiniz de bir film şeridi gibi önünüzden geçerken yalnız olmadığınızı (her anlamda) fark edip rahat bir nefes alacaksınız ve belki de gördükleriniz karşısında yeni sorgulamaların (hmm…🤔) içine düşeceksiniz. Her halükarda, daha çok mevzuya yer veren bu sezonu izlerken çok güleceksiniz. Kimi zaman şaşkınlıktan gözlerinizin kocaman açılmasına engel olamasanıza da…