Oturduğunuz yerden dadanabileceğiniz 7 müze

Koronavirüs’ün sınır tanımadan yayılmaya başlamasıyla birlikte hepimiz evlerimizden bağlanıyoruz artık dünyaya. Tabii beraberinde pek çok etkinliğin de iptal haberleri düşmeye başladı önümüze. Festivaller, konserler, sergiler, tiyatrolar… Şehrin kültür-sanat etkinlikleriyle buluşması birkaç hafta daha alacak gibi gözüküyor. Yine de evde kocaman büyüyecekmiş gibi gözüken o can sıkıntısını giderecek, zihnimizi tazeleyecek bazı formüllerimiz var. (Burada gelişen teknolojiye olan saygı ve sevgilerimizi iletiyoruz.) Eserlerini dijital ortama yükleyerek sanal ortamda ziyaretçilerini ağırlamaya devam eden müzelerle işe başlayabilirsiniz mesela. Hem selfie meraklısı çılgın kalabalıklardan uzakta, rahat rahat inceleyebilirsiniz tüm eserleri…

Yazı: Yiğitcan Genç

monalisa-1024x997

Louvre Müzesi – Paris

Koronavirüs salgını patlak verdiğinde kapılarını kapayan ilk müzelerden biriydi Louvre. Haklı bir karar: Sırf Mona Lisa’nın önünde toplaşan kalabalıklar bile bir virüsü yaymaya yeter.

Paris’in ikonik yerlerinden biri olan Louvre’un bünyesinde yaklaşık 35 bin eser bulunuyor. Ev sahipliği yaptığı isimler arasında Michelangelo, Raphael, Leonardo da Vinci, Rosso Fiorentino gibi sanatçılar da var. Dünyanın en büyük sanat müzesi unvanına sahip olan müzeye sanal giriş yaptığınızda en ”büyük”lerle işe başlayabilirsiniz. Da Vinci’nin Mona Lisa’sı, Jan Vermeer’in Dantelci Kız tabloları ile Michelangelo’nun Ölmekte Olan Köle ve İsyancı Köle heykeline bakmadan geçmeyin.

Buyurun, buradan alalım sizi.

van gogh museum

Van Gogh Müzesi – Amsterdam

Resim yapmaya 30’lu yaşlarında başlayan ve bu sanata 900’ün üzerinde eser veren, ancak hayattayken sadece tek bir resmini satabilen Van Gogh’un taslak çizimlerinin, resimlerinin ve kardeşi Theo Van Gogh’a yazdığı mektupların sergilendiği müze Amsterdam’ı ziyaret eden turistlerin en çok ilgi gösterdiği yerlerin başında geliyor. Van Gogh’un en önemli eserlerinden olan Günebakanlı Vazo natümortunu, fakir köylüleri resmettiği Patates Yiyenler tablosunu ve kendine özgü bir teknikle oluşturduğu Plajda Balıkçı Tekneleri eserinin de bulunduğu bu müzeyi de gidip yerinde görmek yakında mümkün olmayacak ama buradaki link üzerinden sanal olarak turlayabilirsiniz.

Pinacoteca-di-Brera-Sale-Napoleoniche-Sala-9

Pinacoteca di Brera – Milano 

18. yüzyılda Avusturya İmparatoriçesi Maria Theresa tarafından kurulmuştu Pinacoteca di Brera. Daha sonraları ise Napolyon döneminde, büyük hükümdarın Louvre Müzesi’nden ilhamla, aynı standartlarda bir müzeyi İtalya’ya da kurmak istemesiyle birlikte daha da büyütülüp geliştirilmiş; dini sahneleri tasvir eden ve kiliselerden el konulan çok sayıda büyük tabloyla doldurulmuştu.

Ağırlıklı olarak Rönesans dönemi eserlerinden oluşan müzede çağdaş sanatçılarının eserlerine de yer veriyor. Bünyesinde Andrea Montegna’nın İsa’nın Ölümü, Giovanni Bellini’nin Şefkat, Guido Cagnacci’nin Kleopatra’nın Ölümü gibi önemli tabloları bulunduran Pinacotteca di Brera’da sergilenen en önemli eser ise Francesco Hayez’in The Kiss tablosu. İtalyan resim sanatının ana özelliklerini taşıyan bu tablo, romantizmin ruhunu da temsil ediyor. Merak edenler, buradan doya doya bakabilir.

natural history museum

Doğal Tarih Müzesi – Londra

Kraliyet ailesinin 1753 yılında bir koleksiyonerden topladığı parçaları satın almasıyla British Museum’ın bir parçası olan kurulan Doğal Tarih Müzesi (Natural History Museum), sergilediği kalıntılarla ziyaretçilere yeryüzünün geleceğinin doğal tarihte saklı olduğunu göstermeye çalışıyor.

Müze, dinozor heykellerinin sergilendiği mavi bölge, gezegenimizin keşif sürecinin öğretildiği ve rüzgâr, volkan ve deprem gibi gezegene şekil veren doğa olaylarının araştırıldığı kırmızı bölge, dünya ve üzerindeki canlılar ile çevresel olguların incelendiği yeşil alan ve içinde binlerce hayvan ve bitkiyi barından doğal yaşam bahçesi olmak üzere dört ana bölgeden oluşmakta.

Müzenin en bilindik eseri, 1891 yılında bulunan mavi balina iskeleti. Müze müdürü Michael Dixon’ın söylediklerine göre mavi balina heykeli, hayatın ne kadar kırılgan olduğunu ve dünyaya karşı sorumluluklarımızı hatırlattığı için müzedeki diğer sergilenenler arasında özel bir yere sahip.

Şöyle uzun uzun gezebilirsiniz.

Vatican-Museums

Vatikan Müzesi – Vatikan

Korona günlerinde Papa’ya bir selam çakmaya ne dersiniz?

Tamam, The Young Pope’ta izlediklerimize kendimizi çok fazla kaptırmış olabiliriz.

Gerçek dünyaya dönelim.

Roma Katolik Kilisesi tarafından Rönesans döneminde inşa edilen ve dünyanın en önemli heykellerine ev sahipliği yapan Vatikan Müzesi aynı zamanda “sanatın kalbi” olarak kabul ediliyor. Sistina Şapeli ile birlikte 54 farklı galeriden oluşan müzenin en önemli eserlerinden biri ise Michelangelo’nun Son Yargı heykeli. Müzenin bir diğer özelliği ise sergilerin küratörlüğünü görevde bulunan papanın yapması…

Müzeye giriş ise buradan.

kariye müzesi mozaikler

Kariye Müzesi – İstanbul

Biraz İstanbul semalarına dönelim.

İstanbul’un en önemli müzelerinden biri olan Kariye Müzesi, 11. yüzyılda inşa edilen Chora Kilisesi’nin restore edilmesiyle birlikte 1958 yılında müze olarak ziyarete açıldı. Başta Bizans olmak üzere pek çok farklı kültürün eserlerinin görülebileceği müzede ağırlıklı olarak Bizans dönemine ait mozaikler yer alıyor. Ayrıca müzede mozaik ve duvar resimlerinin yanı sıra milyonlarca yıl öncesine ait bir fosil kalıntısı ve gizemi çözülemeyen ilginç detaylar da bulunmakta.

Hepsine bu link üzerinden bakabilirsiniz.

Dali museum giron

Dalí Müzesi – Girona

İspanyol ressam Salvador Dalí’nin kendi koleksiyonunda bulunan 4000 sanat eserinin sergilendiği müze içindeki eserle olduğu kadar mimarisiyle de ziyaretçilerin dikkatini çekiyor. İspanyol İç Savaşı sırasında harap olan bir binanın Dalí’ye hibe edilmesi sonucu temelleri atılan müze 1974 yılında faaliyet göstermeye başlıyor. Dünyanın en çok ziyaret edilen müzelerinden biri olan Dalí Müzesi, sanatçının resim sanatı tarihindeki dijitalize etki yaratan ilk çalışması Çıplak Gala Denize Bakıyor tablosu başta olmak üzere birçok sürrealist eserine ev sahipliği yapıyor.

Buradan görmek mümkün.