Koronavirüs, yanlış anlaşılan ”sosyal mesafe” ve Venedik kanallarında ellerini yıkayan kapitalizm

Koronavirüs yatıp koronavirüsle kalktığımız şu günlerde salgının hepimizin hayatına kattığı yeni konsept ve fikirlere dadanalım biraz da. Haber kanallarından, sosyal medyadan ve devlet böyüklerinden üzerimize “sosyal mesafeyi koruyun” çağrıları yağarken bir soralım nedir bu “sosyal mesafe?” Ya da ne değildir? “Çin virüsü” gibi bir toplumu hedef gösteren ya da “doğa insanlardan intikam alıyor, virüs sayesinde karbon salınımı azaldı, hava temizlendi” gibi kulağa çok ekolojik gelen argümanları acaba sorgusuz sualsiz benimsemeli miyiz?  

Yazı: Sena Aydın

Bizim gibi şapur şupur öpüşmenin, enseye şaplağın, kafa kolun, yanaktan makasın, bağrına basa basa sarılmanın gündelik yaşamın ayrılmaz parçası olduğu kültürler için insanlarla aramıza en az 1 metre mesafe koymak belki de yaşadığımız distopyanın en zor, hatta evden çıkmamaktan bile daha zor kısmı galiba. Ama bu hüzünlü temassızlık gerçekten “sosyal mesafe” mi? Düzüne geçmeden önce tersinden anlatalım: Hepimiz son bir haftadır bazen aylarca yüzünü görmediğimiz aile bireylerimizle Messenger, FaceTime üzerinden görüntülü konuşup, “mutlaka görüşelim” deyip bir türlü görüşemediğimiz arkadaşlarımızla bilgisayar önünde karşılıklı bira yuvarlayarak Skype ve Zoom partileri yapmadık mı? Yaptık! Bunlar sarılıp öpüşmenin yerini tutamaz tabii ama demek istediğimiz şu ki aslında şu an 1 ay önce olduğumuzdan çok daha fazla sosyaliz! Sosyalleşmenin diğer bireylerle toplumsal olarak kabul edilen ilişkilenme hali olduğunu düşünürsek korona karşı aldığımız birincil önlemde bir konsept karmaşası yaşıyoruz. Bu zorunlu temassızlığımız aslında “sosyal mesafe” koymak değil; “fiziksel mesafe” koymak.

Peki nedir bu yanlış kullandığımız “sosyal mesafe” konsepti? Sosyal mesafe; din, dil, ırk, sınıf, cinsiyet gibi algıda ya da gerçekte var olan benzerlik veya farklılıklara dayanarak belirli bir toplumsal grupla aramıza koyduğumuz mesafeye verilen ad. Yani yeni tanıştığımız biriyle tokalaşmayınca sosyal mesafe koymuş olmuyoruz. Asıl “sosyal mesafe”yi seri üretime dayalı kapitalist ve küresel hayvancılık sektörünün özellikle kuş ve memeli türlerinin genetik akışını değiştirmesinin doğrudan sonucu olarak son yüzyıl içerisinde katlanarak çoğalan influenza türlerinin sonuncusu olan yeni tip influenza virüs Covid-19’u tüm bu kapitalist neden-sonuç ilişkisinden çıkararak bir topluma mal edip “Çin Virüsü” dediğimiz zaman koyuyoruz. Bunun ne gibi toplumsal sonuçlar olabileceğini Amerika’da Çin kökenli bireylere karşı artan ırkçılık ve maruz kaldıkları fiziksel saldırılarda görüyoruz. Hem, bu yeni virüsün kapitalizmin sweatshop’u Çin’de ortaya çıkmasına şaşırmalı mıyız? Hayır!

Hal böyle olunca “doğa insanlardan intikam alıyor, virüs sayesinde karbon salınımı azaldı” gibi ekolojik tınılı argümanları da pek çok açıdan tekrar masaya yatırmamız gerekiyor. Öncelikle bu tarz söylemler koronavirüse karşı kapitalizmin ellerini sabunla yıkıyor, çünkü hem eylemliliği hem de çözüm sorumluluğunu kapitalizmin sırtından atıp doğanın üzerine bindiriyor. “Ama son iki haftadır karbon salınımı gerçekten azaldı” derseniz de… Evet, azaldı. Ama karbon salınımının son yıllarda bu denli azaldığı başka bir dönem daha var: 2008 dünya küresel ekonomik krizi. Dolayısıyla karbon salınımının azalması, doğanın iyileşmesi veya Venedik’in kanallarındaki suların berraklaşıp temizlenmesi için küresel bir pandemi ya da dünyanın dört bir yanında insanların ölmesi değil, kapitalizmin ölmesi gerekiyor. İnsanların ölümüyle kendini iyileştiren bir doğa fikri ekolojik bir optimizm olmaktan çok “her koyun kendi bacağından asılır” diyen neoliberal ve baskıcı hükümetlerin giderek artan pandemiler karşısında öjenik, yani nüfus islahı politikalarına tekrardan yatay geçiş yapmalarının önünü açan berrak değil, tersine bulanık ve tehlikeli sular.     

Venedik-koronavirüs-temiz sular

Koronavirüs’le birlikte şehir evlere çekilince, Venedik’teki kanalların da temizlendiği söyleniyor.

Yani eğri oturup doğru dadanalım, ellerimizi sabunla en az 20 saniye yıkayalım, sosyal mesafeleri aşıp fiziksel mesafeyi koruyalım!