Olağan ilişkilerin olağanüstü halleri

Bugünlerde distopik bir mini diziye dönen hayatlarımızda felaket senaryosu yeniden yazılıyor ve hayatta kurduğumuz tüm ilişkiler olağanüstü bir hal alıyor.

28 Gün Sonra ne kadar da güzel bir filmdi. Sadece başrolünde Cillian Murphy olduğu ve masmavi gözleriyle hastane önlüğü şiir gibi uyduğu için değil, filmi izlerken empati kuramadığımız için. Film sırasında hissettiğimiz tüm gerilim film bitince geçtiği için. Şimdiyse maymunlardan yayılan bir virüs ile boşalan İngiltere sokakları senaryosu gerçek hayatı andırıyor ve mini dizi olarak kalmasını umduğumuz bu yapımda ne yazık ki tanıdığımız herkes oynuyor.

‘Dünyanın sonu’ konulu filmler genelde markaların bayram reklamlarını andırırcasına küsleri barıştırıyor ve birbirini tanımayan insanlar bile can dostu olup çıkıyor. Biz de şu an kendi olağanüstü halimizde Teletubbies gibi birbirimize sarılıyor ve Nokia’nın ‘Connecting People’ döneminden hemen sonra insanları birlikteyken bile ayırmaya başlayan akıllı telefonları ilk defa birbirimize bağlanmak için kullanıyoruz.

28 Gün Önce

Halbuki bundan 28 gün önce uçakta koltuğunu yatıran vatandaşla kavga ediyor, en yakın arkadaşımız yanımızda bir şey anlatırken Instagram hikayelerinde parmak egzersizi yapıyor, sipariş ettiğimiz yemek yanlış geldiğinde dünyanın sonu gelmiş gibi davranıyorduk. Elimizin altındaki her şey biraz kıymetsizdi, çünkü zaten bizimdi. Şimdi elimizin altındayken küçük görünen her bir büyük balığın ardından Mustafa Sandal’a çakmağımızla eşlik ediyor ve “Seni deli gibi özledim gidenlerden…” diyoruz. Haftada bir aradığımız ailemizi her gün arıyor, arkadaşlarımızı pür dikkat dinliyor, önümüzdeki koltuğun yatırılmasını umursamadan tekrar uçağa bineceğimiz günleri hayal ediyoruz. Tahammülsüzlüklerimizden karantina detoksuyla arındık ve elimizde olsa gidip su faturasını bizzat ödeyecek kadar sıkıldık.

View this post on Instagram

…oh… (quote by @endrys_ian)

A post shared by Michael James Schneider (@blcksmth) on

Duygularla birlikte türler arası geçiş

Korku/bilim kurgu olarak başlayan mini dizimiz, ara sıra astral seyahatle romantik komedi, dram, aksiyon, müzikal ve daha bir sürü janra gidip geliyor. Evde partnerleriyle olanlar ancak uyurken yalnız kalıyor, sinirler laçkalaştıkça durum komedisi korku başyapıtına dönüşüyor. İnsan bir an Climax’in film müziği eşliğinde dans ederken bir sonraki karede ziyadesiyle histerik bir şekilde ağlamaya başlıyor; ortaya duyguları anlayabilmek için altyazı gerektiren bağımsızlar çıkıyor. Kimi de alternatif son umuduyla eski sevgilisine mesaj atıyor ve aksiyon aşkıyla yanıp tutuşuyor. Sonra tüm oyuncular müzikalde toplanıyor, geçmişteki tüm tahammülsüzlük, kıymet bilmezlik ve şımarıklıklara Levent Yüksel kararlılığında ‘tövbe’ diyor.

Senaryo bölüm bölüm elimize geçtiği için önümüzdeki günlerde neler olacak bilemiyoruz. Umudumuz 28 Gün Sonra’nın hafta ve aya dönüşmemesi.

İlişkiler

ilişkiler ilişkiler ilişkiler

ilişkiler

ilişkiler