Sesli kitaplar ile ortaya çıkan bir soru: Okumak mı, dinlemek mi?

Yukarıdaki başlık sesli kitaplar ile basılı arasında bir tür yarışı tetiklemek için atılmış değil. Tam tersine, şehir hayatında neye, ne zaman ve nasıl yetişeceğini bilemeyen iştahlı okurlar için üretilen yeni nesil teknolojilere dikkat çekmeye çalışıyor.

Dijital ile basılı arasındaki yarış, söz konusu kitaplar olduğunda, Kindle’ın da dahil olmasıyla birlikte tahmin edilmeyen noktalara ulaştı. (Kindle çıktı, mertlik bozuldu mu?) Evet, kitap kokusunun o zihin açıcı etkisi eşliğinde sayfaları çevirerek okumanın keyfi dijitalin dünyasında yoktu ama her ışıkta, her ortamda yüz binlerce kitaba ulaşabilmenin mutluluğu da bambaşkaydı. Hem zaten internetin bereketli topraklarında gezinmeye fena halde kaptırmıştık kendimizi. Dijitale adapte olmamız çok uzun sürmedi.

”Dinlemek vs. okumak” ya da c-hepsi

Şimdi ise kitap severler için yeni bir dönemin kapıları açılıyor. Monoton şehir hayatında kitaplarla baş başa kalmaya vakit ayırmayanlar için okumayı yeniden sevdirecek, hatta yepyeni alışkanlıklar kazandıracak bir trend var söz konusu. Hem de çok uzun zamandır, günlük rutinin bir parçası: Sesli kitaplar.

Podcast’in yeniden yükselişiyle birlikte dinleme alışkanlıkları da dolu dolu içerikler sayesinde evrildi, güçlendi. Sesli kitapların bu kadar yaygınlaşmasında podcast’in rolü bu açıdan büyük: Yazın dünyasının kusursuz eserleri, ünlü yeteneklerin seslendirmeleri eşliğinde sürükleyici birer içeriğe dönüşüyor ve dijital alemde yerini alıyor. (Hatırlayanlar için gelsin: bkz. Radyo tiyatrosu)

Seslendirmek sanatı

Ama durum sadece bundan ibaret değil. En basitinden kitap “dinlemek”, okumayı sevip vakit bulamayanlar için de harika bir çözüm. Birçok kitap dinleyicisi şehrin koşuşturması içerisinde kalan vakitlerini bu şekilde değerlendirerek, kendilerini iyi hissettiklerini belirtiyor. Kitap dinlemenin sizi oyunun içine çeken bir yanı da var: anlatıcının da etkisiyle kitabın içine kolaylıkla girebilirsiniz. Tanıdık bir sesin size kitap okuması da bu deneyimi daha cazip hale getiriyor.

Benedict Cumberbatch, Kuantum fiziği hakkında olan The Order of Time’ın dört saatlik sesli kitabını seslendirirken, Türkiye’de Sabahattin Ali’nin kült eseri Kürk Mantolu Madonna’yı Mert Fırat’tan dinleme fırsatını bulabilirsiniz. Hem bazı büyük edebiyat eserleri, sesli okunma için yazılmış olabiliyor. Mesela Charles Dickens’ın edebiyat tarihine geçen kitaplarının büyük bir bölümünü seslendirmeye uygun bir yapıda kaleme aldığı biliniyor. Dickens yazdığı hikayeleri ev ahalisini ve arkadaşlarını karşısına toplayıp sesli bir şekilde okurmuş. Sözlü hikaye anlatıcılığından evrilen bir yöntem yüksek ihtimalle, ama metinlerin yapısında kendini fark ettiriyor. Haliyle sesli okuma, çoğu zaman edebiyatın doğasına ters değil ve hatta belki de okuyucunun hayalgücünde daha fazla tetikleyici bir özelliğe sahip olabiliyor.

Daha çok içerik

Sesli kitaplar yalnızca okurlar arasında heyecan yaratmakla kalmıyor, yayıncılık dünyası da bu konuda bir hayli hareketlendi. Köklü yayınevleri dijital çağa ayak uydurma konusunda cesur adımlar atıyor. ABD sesli kitaplar için dünyanın en büyük pazarı olma özelliğini korurken, İngiltere’de sesli kitap satışları son beş yılda, her yıl iki katına çıkarak arttı. Bu artışın 2020’de de böyle devam edileceği ön görülüyor. Sesli kitaplar Türkiye’de de ilgi görüyor. Akımın Türkiye’deki öncüsü olan Storytel, Kuzey Avrupa’nın en büyük sesli kitap ve e-kitap abonelik hizmeti. YouTube, sesli kitaplar için de bir derya. Bu konudaki çeşitliliği Türkçe kitaplar söz konusu olduğunda da geçerli. Başta Sesli Kitap olmak üzere pek çok kanal, farklı türlerdeki kitapları seslendirmeler eşliğinde takipçilerine sunabiliyor. Dinleme alışkanlıkları müzikten bağımsız bir şekilde yükselişe geçmişken daha niceleri de gelmeye devam edecek belli ki.