İkonik tasarımlarıyla Barbie popüler kültüre selam çakıyor

İçinde yaşadığı dönemin ruhuna göre şekillenen ve süslenen Barbie bebekler, 1959 yılından bu yana hem yarattığı tartışmalar hem de ikonik tasarımlarıyla popüler kültürün tam orta yerinde. En son koleksiyonuna, Jean-Michel Basquiat’dan ilham alan yeni bir ”bebek” daha ekleyen Barbie, aslında her daim güçlü ve özgün figürleri alkışlayan bir karaktere sahip oldu.

Gerçek hayatta bir kadın Barbie’nin ölçülerine sahip olsaydı, muhtemelen ayakta duramaz, devrilirdi. Evet, kıvrımlı vücut hatlarıyla Barbie’nin gerçek olamayacak kadar ”kusursuz” bir şekilde karşımızda dikilmesi, yıllar içerisinde nice sorgulamaları da beraberinde getirdi. Kadın bedenine dair yanlış bir algı yaratıyordu. Tüm modelleri (bir dönem) sadece beyaz kadınlardan oluşuyordu ve çoğunluğu sapsarı saçlıydı. Peşinde bir sürü aksesuar ve kıyafet getiren Barbie’nin tüketimi daha küçük yaştan fişeklediğini söyleyenler de vardı. Sürekli yeni bir kıyafet ekleniyordu mesela koleksiyonuna. 1992 yılında piyasaya sürülen konuşan Barbie, ”Hiç yeteri kadar kıyafetimiz olabilecek mi acaba?” deyip aklındakileri döküveriyordu, ”Alışverişe bayılıyorum”. (”Let’s plan our dream wedding”, yani ”Haydi hayalimizdeki düğünü planlayalım” diyormuş bir de, eyvah!)

Kimliği tartışmalarla şekillenen bir ikon

Barbie’nin daha çoğulcu bir kimliğe bürünmesi başlangıçta ticari kaygılarla olmuştu. Afro-Amerikan Barbie, 1967 yılında çıkmış olsa da (‘Colored Francie’ adlı bu model, ten rengi dışında Afro-Amerikan kadınlarla özdeşleşen hiçbir başka özelliği olmadığı için eleştirilerle karşılanmıştı), Hispanik bebeklerin piyasaya çıkması 80’li yılları bulacaktı. Irksal özellikleriyle kimliğini zenginleştirmeye çalışsa da Barbie’nin vücut hatlarına çeki düzen vermesi daha geç oldu: 1997 yılında beli biraz daha kalınlaştırılmıştı. Ama üretici firma Mattel’in de altını çizdiği üzere, ”Piyasadaki kıyafetlerin içine girebilecek kadar”.

Colored Francie

Colored Francie

2000’li yıllarda medyada ve popüler kültürde çoğulcu kimlikleri görünür kılmak adına yükselen sesler, Barbie’nin de kulağına gitti tabii. Geçmiş günahlarını unutturmak için olsa gerek, dönemin ruhunu derhal bedeninde benimsedi. Kadın bedenine dair en yanlış yargıları etrafa saçan bu ikonik bebek, eleştirileri dinlemişti besbelli. Tabii tüketicinin talepleri değiştiği için, body positivity yani beden olumlamayı bir pazarlama stratejisi olarak da sahipleniyorlar. Büyük düşündüklerinin bir göstergesi aslında. O dönem Mattel’de, Barbie markasının başında olan Evelyn Mazzocco, ”Milenyal anneler, tüketici kitlemizin çok küçük bir bölümünü oluşturuyor ama geleceğin onlar olduğunu düşünüyoruz.” Sahici veya ticari, amaçları nasıl olursa olsun, hiç olmamasından daha iyidir dediğimiz taraftan bakmamız lazım belki de. Bu arada, karnı neredeyse sırtına yapışan Barbie, 2016 yılından bu yana farklı farklı vücut tipleriyle çok daha mutlu bir yaşam sürüyor. Onun adına sevinebiliriz en azından.

Kariyer sahibi, emekçi Barbie

Güçlü kadın kimliğini sadece farklı bedenler üzerinden sahiplenmiyor Barbie. Mesela ”Career Dolls” serisiyle farklı farklı mesleklere alkış tutuyor. Öğretmen, hemşire, futbol antrenörü, astronot, foto-muhabir, pilot, hakim… Zayıf kalmak için yemek yememeyi öneren ya da haydi alışverişe gidelim diye tutturup, ”Of matematik çok zor” diye yakınan eski modellerden sonra umut verici tabii.

Tartışmalı kimliği bir yana, içinden çıktığı popüler kültüre yepyeni malzemeler vermesiyle de sık sık gündeme geliyor Barbie. Evet, ikonları her daim kucakladı. Marilyn Monroe, Grace Kelly gibi efsanelerin yanı sıra Jennifer Lopez ve Katy Parry gibi çağdaş ikonların Barbie koleksiyonları arasında kendine yer edinmesine kimse şaşırmaz herhalde. Klasikler ve çağın idolleri… Ama artık Barbie, eğlence dünyasının dışındaki tarih yazan kadınlara da selam ediyor. 2019 çıkışlı Inspiring Women serisinde Afro-Amerikan özgürlük haraketinin sembolik isimlerinden Rosa Parks, sesiyle dağları delen Ella Fitzgerald, modern hemşireliğin kurucusu Florence Nightingale, 39 Grand Slam kazanmış olan tenisçi Billie Jean King, uzaya çıkan ilk kadın astronot Sally Ride gibi tarihin yönünü değiştiren güçlü figürler var.

Sinema aleminin kültleri

Sinema dünyasının kült yapımlarını da kucaklıyor tabii Barbie dünyası. Star Wars serisinde, serinin karakterlerinen ilham alarak yaratılmış bebekler var. Chewbacca bebeği değil ama stili ve duruşuyla Chewbacca’dan ilham alan bir bebek çıkıyor karşımıza mesela… Princess Leia da var. Ayrıca Marvel’ın Dark Phoenix’i Jean Grey, Twilight serisinin Bella ve Edward’ı (hem günlük halleri hem de gelin-damat kıyafetleriyle), Tomb Raider, Reese Witherspoon’un Legally Blonde’da canlandırdığı Elle Woods (Reese Witherspoon’un A Wrinkle in Time’daki karakteri de Barbie olmuştu) ve niceleri…

Son olarak Barbie, farklı bir figürü dünyasına taşıyor.

Sıra dışı bir ikon

21. yüzyılda Jean-Michel Basquiat’ın efsanesi giderek daha da güçleniyor. 1980’ler New York’unda kendine has çizgileriyle sıra dışı bir anlatım geliştiren ünlü sanatçı, ana akımı alt kültürün üretim kodlarıyla buluşturmuş, kalıpları kökten sarsmıştı.

Bu son Barbie tasarımı da Basquiat’nın yenilikçi ve kendine has duruşundan ilhamla, hem eserlerine hem de kişiliğine göndermeler yaparak karşımıza çıkıyor. (Barbie’nin şimdiye kadar giydiği en cool kıyafetler bunlar olabilir sahiden.)

Farklı tellerden çalan bu iki ikonun birlikteliği şaşırtıcı sahiden. 50 dolardan satışa çıkan bu bebeğin birkaç gün içerisinde tükenmiş olması zaten beklenen bir şeydi muhtemelen. Şuna baksanıza, Barbie’yle alakası olmayanların bile aklını alabilir bir noktada.

Basquiat görse ne düşünürdü acaba?