90’lar İbiza’sında yanan gençlik ateşi ve kafa karıştırıcı sorular: White Lines ile alemlerdeyiz

Geçmiş ile bugün arasında gidip gelirken, en azılı kamu spotlarının bile aklına gelemeyecek çılgınlıkların orta yerine düşüveren ve yıllar öncesine ait bir cinayetin peşinde beklenmedik yerlere gidiveren bir dizi White Lines. Karakterleri ve onların şaşırtıcı hikayesiyle öyle bir çekiveriyor ki sizi, gerçek ile kurgu arasında garip bir yere doğru ışınlandığınızı hissediyorsunuz izlerken.90’larda 20’li yaşlarda olmak, her şeyi bırakıp arkana bakmadan kopup gidebilmek… Teknolojinin el verdiği kadar kanallarla bağlantı kurup yeni kurduğun hayata konsantre olmak. Axel Collins ve üç arkadaşı Manchester’dan İbiza’ya doğru yola çıkarken akıllarında bunlar vardı belli ki. Tabii bir de yağmurlu Manchester günlerinde icra edemedikleri müziklerini altın çağını yaşayan 90’lar İbiza’sında hayata geçirip çok iyi birer DJ olmak. Ama her şey bekledikleri gibi gitmedi. İşin içine uyuşturucu, şöhret, para, hırs, ego, aşk ve tabii toyluk girince hayalleri kabusa dönüştü. Gündüzlerin geceye, gecelerin sabahlara bağlandığı, geçmiş ve günümüz olayları arasında pin pon topu gibi sektiğimiz, karmaşık duygular eşlinde bünyeye roller coaster etkisi yaşatan bir Netflix yapımı White Lines. Seks, müzik, entrika, uyuşturucu, vahşet ve suç… Hepsi karman çorman, sizi de bu roller coaster’a bindirmek için can atıyor.

Güçler birliği

Netflix’in güçlü yapımlarından The Crown ve Money Heist yani nam-ı diğer La Casa de Papel’in arkasındaki iki usta isim Andy Harries ve Álex Pina White Lines’da bir araya gelince çok acayip bir yapım ortaya çıkıyor. Dizinin hem İspanyolca hem de İngilizce olmak üzere iki dilde çekilmiş olması da izleyici sayısını artıran bir etken. Pina hatta bunu bir deney olarak görüyormuş; iki dilde çekilmiş bir prodüksiyonun sınırlarını test amaçlı. Üretim süreci ise bir hayli de uzun ve meşakkatli bir şekilde ilerlemiş. Left Bank Pictures ve Vancouver Media ortak yapımı olan White Lines yaz tatili hayalleri kurduğumuz şu günlere panzehir gibi geliyor. Sıcacık güneşin ısıttığı kumlarda yürüyüp turkuaz sulara dalmak sonra gün batımında bronz teninizi sergileyen kıyafetler içerisinde içkinizi yudumlamak… Kulağa ne kadar güzel geliyor. Doğanın içinde kaybolduğumuz manzaralara ev sahipliği yapan White Lines’da aslında her şey maalesef böyle göründüğü gibi huzurlu değil.

90’lar Manchester’ı ve İbiza’sıyla günümüz İbiza’sına gidip gelen bir hikaye örgüsüne sahip İspanyol-İngiliz yapımının ilk sahnesi, ana karakter Zoe Walker’ın (Laura Haddock) 20 yıl önce gizemli bir şekilde cinayete kurban giden abisi Axel Collins’in (Tom Rhys Harries) cesediyle Almería Çölü’nde yüzleşmesiyle açılıyor. Álex Pina, bu sahneden sonra 10 bölüm boyunca Axel’i kimin öldürdüğünü bulmaya davet ediyor bizleri. Aynı zamanda Manchester’lı bir kütüphaneci olan Zoe’nin uyuşturucu satıcılarından hedonistik partilere, gece kulüplerinden polis soruşturmalarının içine düştüğü, kimliğini sorguladığı heyecan dolu yolculuğun da peşine takıyor bizi.

White-Lines-Netflix-1-1

Dikkat, yazının bundan sonraki her satırı yoğun spoiler içerir! Bizden söylemesi.

 

Acıların kızı Zoe

White Lines ustaca düşünülmüş karakterleri ve dantel işler gibi ince ince yazılmış senaryosuyla katili buldurmayı çalışırken kendi iç dünyamızda da kaçınılmaz bir diyalog yaratıyor; gençlik hallerimize seslenen yetişkin dünyamız ve yetişkinliğimize seslenen gençliğimiz…

30’larının sonlarında 40’ların başında olan karakterlerin 90’lardaki hallerini o kadar iyi seçmişler ki karakterlerin iç dünyalarına hemencecik dalıveriyoruz biz de. Zoe’yi alalım, örneğin. 16 yaşında kanserden annesini kaybetmiş; hayata küsmüş polis bir babaya ve acı kaybını her daim mutlulukla gölgeleyen özgür ruhlu bir abiye sahip. Abisi evi terkettikten sonra intihar teşebbüsünde bulunan genç kız hiç kendine gelemiyor ve bir süre akıl sağlığını koruyamıyor. Ancak sonrasında kocası Mike ile huzuru bulup kızları Jenny de aralarına katılınca her şey dört dörtlük oluyor, en azından öyle olduğunu düşünüyor; ta ki İbiza’ya ayak basana kadar. Birden kendini sorumlulukların olmadığı, anda kalıp zevklerin tadına vardığı, sıcacık güneşin içini ısıttığı, masmavi suların ayağının altından dans eder gibi aktığı özgür ruhlu, carpe diem bir hayat tarzının içerisinde buluveriyor. Abisinin katilini ararken aslında bir yandan da kendi kimliğinin arayışında diyebiliriz Zoe için.

white lines zoe

Sırlar peşinde, istikamet İbiza!

Abisi ile olan güçlü bağına yağmurlu ve puslu Manchester flashback’lerinde bol bol şahit oluyoruz ve neden kocasının Zoe’yi Ibiza’nın ortasında abisinin cinayet gizemini çözmek için bir başına bıraktığını anlıyoruz; geçmişteki sırrı çözüp önüne bakabilsin diye…

Hooop 1996 yılına Zoe’nin 16, abisinin 20 yaşlarındaki zamanına gidiyoruz. Axel, en yakın arkadaşları Marcus (Daniel Mays), Anna (Angela Griffin) ve David (Laurence Fox) ile 90’lar İngiliz rave kültüründe müziklerini icra edip özgür ruhlarını besleyerek yaşamak istiyorlar. Ancak sıkı kontrollerin olduğu kuzey ülkesinde fantastik dörtlü için bu pek tabii mümkün olmuyor, hele ki Axel ve Zoe’nin babası polis ise. Yasadışı düzenledikleri rave partileri polisler (hatta bizzat babaları) tarafından basılınca devamını getirmek zorlaşıyor. 90’lar Manchester’ında acid house ve rave kültürünün doğmasına öncülük eden efsanevi gece kulübü The Haçienda’ya ve nostaljik kulüp kültürüne şapka çıkarır nitelikteki bu sahnelerde kulaklarımız, hasret kaldığımız The Awesome 3, Age of Love , Portishead tınılarıyla pasını atıyor.

Anneleri kanserden öldükten sonra daha çok yakınlaşan abi-kardeşin hikayesi haliyle içler acıtıyor. Zoe abisinin müziğini dilediği gibi hayata geçirdiği, çok iyi bir DJ olduğu hayallerinin peşinden üç arkadaşıyla İbiza’ya gittiğini zannediyor. Ama çok sonra, çok çok sonra; ”günümüze” geldiğinde öğreniyor Zoe gerçekleri. Meğer babası abisini evden kovmuş, çocukcağız da o yüzden pılını pırtını toplayıp İbiza’ya gitmiş. 

white lies alez

Zavallı Marcus’un hayatı adeta bir kara komedi

Zoe, İbiza’nın ruh halinden henüz etkilenmemiş usturuplu kıyafetlerine eşlik eden kafasındaki deli sorularla abisinin katilini bulmak için Manchester’daki fantastik dörtlüden Marcus’un, İbiza’daki havuzlu villasının kapısını çalarak başlıyor araştırmasına. 20 yıllık hayat dostu ve karısı Anna (fantastik dörtlünün bir diğer üyesi), yaklaşık iki sene önce zengin adalı George (Paulo Pires) için bırakmıştı Marcus’u. Evliliklerinden iki kızı olan Marcus, Anna için aldığı villada yaşamaya devam ediyor her ne kadar evi ipoteklemiş olsa da. Tam o villanın kapısını çaldığı sırada patlak şişme muzun içerisindeki kilolarca kokain paketini düşürmeden, çimlere bulaştırmadan sürükleyerek garajına götürmeye çalışan Marcus, Zoe’yi görünce şaşırıyor haliyle. Villayı elinde tutmak için uyuşturucu satmaya bir defaya mahsus teşebbüs eden Marcus ilerleyen bölümlerde, bunun bir defaya mahsus olamadığını görüp bundan dolayı feci patlıyor. Düştüğü haller adeta kara komedi. En yakın arkadaşının kardeşine yardım etmek istiyor tabii ama nereden, nasıl başlasa bilemiyor. Ah bir bilse 20’li yaşlardaki Marcus’un nelere şahit olduğuna. O gözler neler gördü.

Tuhaf mı, çarpık mı belli değil? Karşınızda Calafat Ailesi…

Eş zamanlı olarak Axel’in cesedenin İbiza’nın en varlıklı ailelerinden Calafat ailesinin topraklarında bulunmasıyla aile çalkalanıyor tabii ve baba Andreu (Pedro Casablanc), bir baltaya sap olamamış annesine hayran oğlu Oriol’dan (Juan Diego Botto) ve bir papaza mastürbasyon yaptıracak kadar cüretkar ve şehvetli karısı Conchita’dan (Belén López) şüpheleniyor. Aslında sebebi de çok yerinde. Axel İbiza’ya geldiğinde yolu bir şekilde Calafat ailesiyle kesişiyor ve yakışıklı İngiliz genç Conchita’nın (tabii ki de) ilgisini çekiyor. Ancak Axel, 16 yaşındaki kızları Kika’yı (Marta Milans) gördüğü an ona vuruluyor (hem de göğsüne dövmesini yaptıracak ve açacağı gece kulübüne ismini verecek kadar). Kika ve annesi ile aynı anda ilişki yaşayan Axel, aslında Oriol’u sinirlendirecek birçok olaya sebep vermiş.

Ergenliğinde annesinin abisine olan hayranlığını içine attığı duygular eşliğinde izleyen ve onun çarpık ebeveynliğiyle uğraşıp duran zavallı Kika, annesinin bir de üstüne ilk aşkıyla birlikte olduğunu öğrenince ne yapsın? 20 yıldır Miami’de yaşayan Kika’nın da belli ki kaçıp gitmesi için sebepleri varmış. Baba Andreu’nın Axel’in katili olarak anne-oğul’dan şüphelenmesi işte tüm bunlardan dolayı son derece yerinde. 

boxer

Serseri görünümlü bir melek: Boxer

Calafat ailesinin pis işlerini yapan ve arkalarını toplayan koruyucu melekleri, sağ kolları Boxer (Nuno Lopez) abimizin görevi de asıl katili bulmak ki ailenin adını temize çıkarsın. Bu sebeple Zoe’den hemen sonra aynı gün Marcus’u ziyaret eden Boxer abimiz dövmeli kaslı kollarıyla katilin kim olduğunu söylesin diye Marcus’u tehdit ederken Zoe elinde zıpkınla çıkageliyor ve bırakmazsa Boxer’ı vuracağını söylüyor, bak sen Manchester’lı kütüphaneci kıza. Ve Boxer’ı bacağından vuruyor. Acaba orada mı aşık oldu Boxer, zıpkın kız nam-ı diğer harpoon girl Zoe’ye?

Calafat’ların gece kulubü Exit’in arka odalarında, bouncer kimliğiyle yaşayan dizinin bizce esas adamı Boxer, Zoe’ye kalması için kapısını açıyor. Bu teklifi temkinli bir şekilde kabul eden Zoe bundan sonra kendini dans pistlerinden, ceset taşımaya, uyuşturucu satıcılarından polis soruşturmalarına kadar birbirinden absürt ve onun için oldukça zor olaylar zincirinin içerisinde buluveriyor. Boxer bir anda koruyucu kanatlarını Zoe’ye için de geriyor. E hayatı boyunca yalnız, pis işler peşinde koşturarak hayatını geçiren ve bir gece kulübünde yaşayan 40 yaşındaki yorgun Boxer abimiz için Zoe’nin evde olması sıcak bir his olsa gerek. Adam kendini tutamayıp resim çizmeye, lazanya pişirmeye başlıyor, daha ne olsun. Boxer aşık, hem de çok aşık…

white lines

Axel’in İbiza’daki bilinmeyen yüzü

Sepya tonlu 90’lar İbiza’sından, capcanlı renklerin göz kamaştırdığı günümüz Balearic adası sahnelerine doğru hızla sekerken karakterlerin ruh hallerine öylece dalıp gidiyoruz. Örneğin, fantastik dörtlünün bir diğer üyesi olan David’in yolculuğu da oldukça enterasan, biraz da buruk. Axel yüzünden kötü yola düşen (eroin bağımlısı olan) David (Laurence Fox) sonrasında kendini bulmak için Hindistan’da ruhani bir yolculuğa çıkıyor ve İbiza’ya bir guru olarak dönüyor. Kurbağaların eşlik ettiği asit triplerine, iç dünyamızdaki şeytanlarla yüzleştiren meskalinli ritüellere önderlik yapan David’in en sadık müşterisi Oedipus kompleksi yaşayan Oriol Calafat. Çocukluğunda problemli anne figüründen kaynaklı yaşadığı sorunları kökten çözmek için David’e başvuruyor ve halüsinatif yolculuklarda içindeki kötülüklerle yüzleşiyor. Hem annesiyle hem de kız kardeşiyle ilişki yaşayan Axel’e büyük uyuz olan Oriol’un da işi zormuş aslında.

oriol

Adeta kamu spotu

Axel’in 24 saat süren, kelimenin tam anlamıyla her şeyin mümkün olduğu (ulu orta seks yapılan, kokain dolu bir kaseden ağızla elma alma yarışmalarının döndüğü, hatta devasa yılanların boyunlara dolandığı çılgınlıkta; kamu spotu gibi bir parti) 24’üncü yaş doğum gününde işler rayından çıkıyor. Axel, bir nevi intikam almak için gece kulübünü yakan Oriol’a medyan okuyor ve yapamayacağı bir şey söylemesini istiyor. Axel’in kendi dişini çekmesi gibi. Bunu kabul edip kan revan içinde kalan Axel ise Oriol’un ne yapmasını istiyor: Dövme. Ama öyle böyle değil. Oriol’un şaftını kaydıracak, hayatını alt üst edecek cinsten bir dövme. Kasığına genital bölgesini işaret eden annesinin resmi ve altında ‘All Yours’ yani ‘Hepsi Senin’ yazılı bir dövme.

Axel’in aslında Zoe’nin hatırladığı gibi masumca hayallerinin peşinde koşan bir insan olmadığına, insanları birbirine düşürüp yoldan çıkaran ve hatta acıdan zevk alan bir karakter olduğuna David’in gösterdiği işte bu doğum günü partisi fotoğraflarında şahit oluyor küçük kız kardeş. Axel kendine zarar veren bir yol çizmişti aslında. Teknik olarak intihar etmemiş olsa da suyunu çıkarana kadar korkusuzca yaşadığı hayat stilinde, bir nevi acılarının dindirecek, ölümüne yardımcı olacak kişi ve olayların arayışında hep. Otopsi raporu da gösteriyor ki Axel doğum gününde öldürülmüş. Herkes partide olduğundan Zoe’nin gözünde bir an etrafındaki herkes şüpheli konumuna düşüyor. İş iyice tuhaflaşıyor. Axel’in bu sevimsiz yönü İbiza’yı gerçekten karıştırmış ve katil kimse belli ki sebebi varmış diye düşünmeden edemiyoruz.

Uçlarda yaşamak

Manchester’lı fantastik dörtlünün tek kız üyesi Anna ise İbiza’da normalin dışında bir hayat sürüyor. İbiza’nın elitleri için villada toplu seks partileri düzenleyen Anna’nın belki de geçmişteki çarpık ilişkilerinin yetişkinliğinde yansımasıdır bu orgy’ler. Eyes Wide Shut türünden bir toplu seks sahnesi düşünmeyin. Uyuşturucunun altın varaklı tepsilerde sunulduğu, kimin eli kimin neresinde belli olmayan bedenlerin arasında adeta bir mama edasıyla salına salına dolaşan Anna’nın olduğu bir sahne düşünün. Sezonun sonlarına doğru gelen kırılımlardan biri Anna’nın Marcus’la evlendiği gün, Alex’le sevişmesiydi muhtemelen; düğün gününde olması biraz abartıydı cidden. İşte belki de 40’larındaki Anna’nın çırılçıplak bedenler üzerinde gururla küratörlük yaptığı bugünler o zamanların deformasyonu. Anna yetişkinliğinde her ne kadar sakin gözükse de şehvetiyle insanları yoldan çıkaran bir şeytan aslında. Zavallı Marcus neler çekmiş…

ibiza white lines

Halının altına süpürülmüş dile kolay 20 yıl

20 yaşlardaki vurdumduymaz tavırların hormonlarla buluşmasıyla adeta seks şölenine dönen İbiza sahneleri anlatılmaz yaşanır. Her bir karakterin cinsel yolculuğuna başvuran hikayede en ağır darbeyi kaçınılmaz Zoe alıyor. Kika’nın gönlü isteyince kadınlarla yatıp, canı çektiğinde okulun ortasında esrar içebildiğini, Anna’nın eski kocası Marcus ile sakatken sırf ona acıdığından seks yapabildiğini gören Zoe, aslında Manchester’daki evli barklı hayatının ne kadar sıkıcı ve sıradan olduğunu içten içe düşünmediyse ben de İris değilim. Hatta yaz aşkı olarak tabir ettiği Boxer abimizle olan kaçamağında aslında hiç sevişmediği gibi seviştiğini Kika’ya anlatırken ne kadar gerçek olduğunu hissediyor.

Yoldan çıkan Zoe, esrar içtiği gibi ecstasy aldığını görüntülü konuşmada kızına söyleyip günah çıkartıyor adeta. 14 yaşındaki kızını İbiza adasında ecstasy alıp hayatta aramazsın. Ah Zoe ah! Ama bir yandan da bunun tamamen bir kaçamak olduğunun her şeyi kontrol eden, önden panlayan bir karakter için bu yaşam tarzının ne kadar ters olduğunun da farkında. Hatta Boxer ile kaçamaklarını bitirirken yüzüne vuruyor bu sebepleri Zoe. Bir nevi kayıp ruh diyebilir miyiz Zoe için? 1996 yılında Manchester’da kalarak zoru tercih eden ve gerçeklerden kaçmayan bu genç kız 20 sene sonra aslında kendisini tanıyamadığını ve bir şekilde yeni benliğiyle ilişki kurmaya başladığını farkediyor. Ancak Manchester’daki kurulu olan hayatını da çöpe atamaz, ikilemi çok büyük, işi çok zor. Bakalım ikinci sezonda ne halde göreceğiz Zoe’yi. 

Screen Shot 2020-05-27 at 17.10.38

İkinci sezona doğru

Bir yandan aşırılıktan kaçınmadan her türlü riski alıp plan yapmadan anda kalarak la dolce vita yaşamanın ve her şeyin mümkün olduğunu anlatan sahneler, diğer taraftan da kontrolü elden tamamen bıraktığımızda en kıymetlilerin elimizden kolayca kayıp gidebileceğine işaret eden olaylar. Doğrular mı, yanlışlar mı kazanıyor, saygı mı yoksa arsızlık mı önde karar size kalmış. Tek bildiğimiz Álex Pina her an tetikte kaldığımız, acaba şimdi ne patlayacak dediğimiz, gündüzlerin geceye gecelerin sabahlara karıştığı, geçmişteki bir sırrın şimdiki huzuru alt üst ettiği, arada hüzünlenip sonra kara mizahla güldüğümüz öyle bir olaylar örgüsü kurgulamış ki adeta hep birlikte roller coaster’da gibiyiz. Üç sezon planlanan yapımın ikinci sezonun ne zaman geleceği konusunu ise hala meçhul. Dileriz her şey sağlıkla normale döner ve İbiza’da partilemeye devam ederiz.

 

White lines White lines White lines White lines White lines White lines White lines