Bir arada, daha güçlü: Life from Istanbul ile şehrin DJ’leri tek bir projede buluşuyor

Müzik ve eğlence sektörünün sesi kıstığı şu dönemde, zorlukların ve belirsizliklerin üstesinden gelebilmek güçlü bir dayanışma sağlayan Life from Istanbul projesi, 50’den fazla DJ’i bünyesinde buluşturduğu gibi, mekanları da bu güç birliğine davet ediyor.

Aramıza mesafeler girse de aslında en büyük dayanışmalar bu dönemden çıkacağa benziyor; şartların giderek çetin bir hal almasıyla birlikte hepimizin ortak dertlerden muzdarip olduğunu tam da bu salgın günlerinde fark ettik çünkü. Ve bu ortak dertlerden yine farklı ortaklıklar kurarak çıkabileceğimizi…

COVID-19’un en sağlam sarstığı alanlardan biri oldu eğlence sektörü. Bir mekanda bir araya gelme fikri, normalleşmeyle birlikte kırılır gibi olsa da belirsizlikler tam önümüzde bizi bekliyor. Yazın gelişiyle birlikte, açık havada bazı endişeleri unutur gibi olacağız belki ama ya sonrası? Yanımızdakilerden (en sevdiklerimiz dahi olsa) tedirgin olmadan, sadece müziğe kapılıp gidebilmenin o artık lüks gibi gözüken mutluluğunu bir daha ne zaman yaşayabileceğimiz meçhul. (Biraz hüzünlendirdik mi sizi? Ne yapalım, suç COVID-19’da.)

Mekanların kapanmasıyla birlikte çalışma imkanlarını kaybeden ilk gruplar arasında DJ’ler de var. Belirsizlik giderek büyürken, ekonomik zorluklar da peş peşe geldi elbette. Life from Istanbul da işte tam da bu belirsizliklerin ve zorlukların orta yerinden çıkmış, İstanbul müzik ve sahnesinin öncü DJ’leri tarafından kurulmuş bir platform. Aksak adıyla zihnimize kazıdığımız Mehmet Koryürek; sadece çaldığı müziklerle değil, yazdıklarıyla da peşine takıldığımız Erel Eryürek, DJ’liğin yanı sıra pek çok harika görsel işe imza atan art direktör Arman Akıncı, kültür-sanat alanında küratör ve prodüktör Asena Hayal ile sosyal medya ve müzik yönetiminin yaratıcı isimlerinden Harun Şahnacı, Life from Istanbul’u kuran ekip. Şimdilerde ise platform bünyesinde 50’den fazla DJ bir arada.

Hedefleri ortak: DJ ve programcılara ortak olmak ve farkındalık yaratmak. Ayrıca sektör içinde zorluk yaşayanların seslerini duyurmak ve onlara geçim kaynağı sağlayarak dayanışma ile ilgili fikir ve düşüncelerine de alan açmak. Aslında Life from Istanbul, müzik ve eğlence sektöründe bir ilk de sayılabilir. Bütün mekanları, mekan sahiplerini, çalışanlarını ve DJ’leri kucaklayarak, müziğin birleştirici gücünü diriltmeyi ve hafızalara yerleştirmeyi amaçlayan bir oluşumdan bahsediyoruz çünkü.

İlk aşamada evden canlı yayın fikriyle yaratılan bu projenin YouTube üzerinden sağlam bir yayın akışı var. Sadece DJ set’lere değil, sektörden farklı alanlarda çalışan isimlerle yapılan söyleşilere de yer veriyorlar ve bu belirsizliğin nereye açılacağını sorguluyorlar. Gündemlerinde ve gelecek planlarında neler olduğunu ise kurucularından Erel Eryürek anlatıyor.

YouTube’daki ‘‘Buraya neden geldik’’ başlıklı videonuzda bahsediyorsunuz ama bir de biz soralım; Life from Istanbul nasıl yola çıktı? Şu anda 50’den fazla DJ var bünyesinde, tüm bu isimlerle yollarını nasıl kesiştirdi?

Dalga dalga Türkiye’yi de etkisi altına alan salgından dolayı çok geçmeden bütün eğlence yerlerine kilit vuruldu, biliyorsun. Life From Istanbul, salgının pandemiye dönüşeceğini, eğlence sektöründe ne gibi sonuçlar doğurabileceğini, neredeyse sıfır noktasında öngörmüş ve buna göre şekillenmiş bir oluşum.

Bu oluşumu başlatan beş kişiyiz. Her birimiz DJ’liğin yanı sıra basın, organizasyon, reklam ve tasarım gibi alanlarda da çalışan insanlarız. Yani böyle bir şeyi hareketlendirecek doğru motivasyon ve birliktelik için ideal bir ekip olduk. Önceliğimiz YouTube’da bir kanal kurmak oldu. İstanbul temelli kulüp DJ’leriyle yola çıktık. Zaten hepsi büyük ölçüde belli başlı kulüplerde çalan, elektronik müzik severlerin aşina olduğu, bilinen, sevilen ve çoğu arkadaşımız olan isimler.

Onlarla birlikte ev ortamında çektikleri videolarla yavaş yavaş YouTube kanalımızı doldurmaya ve zenginleştirmeye başladık. Ayrıca ilerleyen zamanlarda, uygun şartların yaratıldığı mekanlarla iş birlikleri gerçekleştirerek bu kayıtlara devam edeceğiz. Çalan ve çalacak olan tüm DJ’lerle yakın temas içerisindeyiz. ”Yakın temas” derken, elbette sanal ortamda ilerledi tüm süreç; sürekli iletişim sağladık. Life from Istanbul’a destek veren ve projenin bilinip büyümesiyle birlikte, geçim kaynağı sağlanması için var gücüyle yanımızda olan, geniş bir DJ havuzumuz ve giderek büyük bir aileye dönüşen bir ekibimiz var artık.

1590059044_Shangri_La

Şu pandeminin vurmadığı alan, sektör kalmadı muhtemelen. Şimdilerde yavaş yavaş normalleşmeden bahsediyoruz ama eğlence sektörü için eskiye dönmek biraz daha zaman alacak gibi. Geleceği öngörmek hiç bu kadar zor olmamıştı muhtemelen ama sizin tarafınızdan bakınca, gelecek günler, haftalar, neler getirecek gibi gözüküyor?

Normalleşme” kulağa hoş geliyor ama bildiğimiz normallik ne zaman gelecek ya da gelecek mi, hiç bilmiyoruz. Özellikle de eğlence sektörü için bu süre daha uzun zaman alacağa benziyor. Kaldı ki kulüpler, barlar ve benzeri eğlence mekanları için bu yazın çok çetin geçeceği ortada. Birtakım özel tedbirler ve kısıtlamalarla açık hava mekanları belki bu yaz kapılarını açacak; ancak ciddi darbe almış bu sektörü ayaklandırmak için pek yeterli olmayacak gibi görünüyor. Tam da bu noktada Life From Istanbul’un, özellikle de geçim sıkıntısı yaşayan DJ’lerin geçim ihtiyaçlarını karşılaması yönünde önemli bir adım olduğuna inanıyoruz.

Karantina günlerinde ortaya çıkan ve yayılan dijital trendler ne kadar kalıcı olacak peki sizce? Dijitalin varlığı bazı şeyleri idrak etmemizi sağladı, güzel de çözümler getirdi ama eğlence sektörü söz konusu olduğunda dijital ne kadar dönüştürücü olabilir?

Dijital trendler karantina günlerinde büyük bir yükselişe geçmiş gibi görünse de bunların hayatımıza girmesi ve büyümesi yeni bir şey değil. Pandemi bu eğilimin daha da yaygınlaşmasına neden oldu. Ben açıkçası ”yeni normal”in bu dijitalleşme ve beraberinde getirdiği yeni eğlence alışkanlıklarının hayatımızda varlığını sürdüreceğini düşünüyorum. Global olarak, daha az insan temasının olduğu bir gerçeklik içine doğru sürükleniyoruz. Bunda ekolojinin, ekonominin ve genel anlamda siyasi konjonktürün etkisi yadsınamaz. Özellikle ekonomik zorluklarla birlikte insanlar pandemi öncesinde de ayaklarını sokaktan çektiler. Ekonomi düzelmedikçe, evlerde eğlenme, yiyip içme trendinin kalıcı olacağını düşünüyorum. Dolayısıyla dijital eğlence anlayışı da çeşitlenerek devam edecek. O yüzden de Life from Istanbul gibi bir proje tam zamanında ortaya çıktığı için de memnuniyet duyuyorum…

Life From Istanbul 50 DJ’in yanı sıra mekanların da varlığıyla harekete geçmiş bir dayanışma. Dayanışmaların varlığı bu süreçte neden önemli?

Dayanışma hiç olmadığı kadar önem kazandı hayatımızda. Hepimizin birbirimize ne kadar bağlı olduğumuzu ve bir bütün oluşturduğumuzu genellikle pandemi gibi felaketlerde daha iyi anlıyoruz. Normal şartlarda şu veya bu sebeple zıtlaşan, dayanışmadan uzak olan ve kamplaşan gruplar/işletmeler ancak dayanışmayla zorlukların aşılabilineceğini görmeye başladılar. Life from Istanbul, yan yana gelmeyen ya da gelmek istemeyen mekanları bir çatı altında topladı. Hepsi Life from Istanbul’un niyetine inanarak destek verdi. Farklı farkı mekanlarda çalan DJ’lerin ve işletmecilerin pekala birlik olabileceğine önce biz inandık. Bize katılan ve destekleyen kimsenin de bu konuda bir kuşkusunun olduğunu sanmıyorum. En başından itibaren duruşumuzu net bir şekilde ortaya koyduk. Biz bir platform yaratacaktık ve bu platformda yer alan herkesle mesafemiz ve desteğimiz eşit olacaktı. Bu bizim temel anlayışımız ve bu doğrultuda elimizden geleni yapıyoruz. Daha çok başında olmamıza rağmen, büyük bir ilgiyle karşılanıyoruz…

1590059030_Furkan_Kurt___Kerem_Tekinalp

Life from Istanbul bünyesinde DJ performanslarının yanı sıra DJ’lerle ve mekan işletmecileriyle söyleşilere de yer veriyorsunuz. Bu söyleşiler sırasında en sık dile getirilen konu ne oluyor? Ayrıca söyleşilerinizde ‘‘yeni normal’’ üzerine de düşünüyorsunuz. ‘‘Yeni normal’’ söz konusu olduğunda en çok hangi dinamikler üzerinde duruluyor? Ortak endişeler, umutlar, hisler neler?

Life From İstanbul’u en başından itibaren kalıcı bir proje olarak gördük ve öyle tasarladık. Elbette DJ performansları projede önemli bir yer teşkil ediyor. Ama biz bu mesleğin ve eğlence sektörünün bütün yönleriyle ele alındığı, tartışıldığı ufuk açıcı programları da bir o kadar önemsiyoruz. Kendimizi içerik üreticileri olarak konumlandırıyor ve Life from Istanbul’u da yeni bir mecra olarak değerlendiriyoruz. Bu mecra, sektörün kilit isimleriyle ”yeni normal”i de konuşup tartışacak, müzik üreten gençlere de kapı açacak ve temsil edecek, sektörün problemlerini de yapıcı bir zeminde değerlendirip konuşacak… Çok güzel fikirlerimiz var. Hepsini zaman içinde duyuracağız ve hayata geçireceğiz. Dedim ya, biz pandemiyle başlayan ve son bulan bir oluşum değil, kalıcı olmak için bir araya geldik. Life from Istanbul’u, İstanbul’un kültür haritasında yeni ve heyecan verici projelerle adını duyuracak bir baz/hareket olarak görüyoruz.

Eğlence sektörünün ayakta kalabilmesi için en büyük görev kime düşüyor? Sponsorlar yeni normalin dinamiklerine ne kadar yakınlar sizce?

Sektörün bütün paydaşlarına görevler düşüyor. Eğrinin ve doğrunun, geçmişte yapılan yanlışların değerlendirilmesi için en doğru zaman; nelerin farklı kurgulanması gerektiğini konuşmamız lazım. ”Pandemi geçsin, işimize koyulalım” diye beklemek yerine, ”neleri farklı yapmalıyız”, ”zor durumlar karşısında kendimizi nasıl koruyabiliriz” diye sormamız gerekiyor artık kendimize. Sponsorların da bu yeni dinamiklere yakınlaşacaklarını düşünüyoruz. Bu süreç bütün taraflar için öğretici ve dönüştürücü bir süreç oldu. Her yönden yeni bir döneme adım attığımızı düşünüyorum. Sürecin yıkıcı değil, yapıcı olması için hepimize iş düşüyor…

Öngörüde bulunmak zor dedik ama yine de şunu da soralım, Life From Istanbul olarak şu ara gündeminizde başka neler var, yol planınızı neler şekillendiriyor?

O kadar çok şey var ki… Günlerimiz Zoom’da toplantı yaparak, ortaya çıkan fikirleri değerlendirip bir plana oturtmakla geçiyor. Her taraftan ilgi ve iştah büyük. Önceliğimiz günbegün takipçileri, izleyicileri çoğalan sosyal medya hesaplarımızı doğru yönetmek ve kanalize etmek. İşimizin en önemli parçalarından biri bu. Diğer taraftan, asıl mecramız olan YouTube içeriğimizi müzik ve sektör zeminli yeni söyleşi, tartışma programlarıyla güçlendirmek birincil konumuz. Birtakım markalarla ortak girişimlerimiz olacak; onları da yakında duyuracağız. Çok heyecanlıyız…