Friends dizisinin yaratıcılarından Marta Kauffman oyuncu kadrosu ”ful beyaz” olduğu için pişman(mış)

Friends dizisinin yaratıcılarından Marta Kaufmann, dizinin karakterleri açısından yeterince çeşitlilik sağlayamadığı için pişman olduğunu açıklamış bir röportajında. Devir değişti tabii…

Çoğulcu söylemlerin gümbür gümbür sesini duyurmaya başlaması, yarattıkları karakterler üzerinden ayrımcılığa hizmet eden yapımcı ve senaristlerin de başını ağrıtmaya başladı.

Aslında bu eşitsizliğe her daim dikkat çekmeye çalışanlar vardı. Mesela, Sex and the City’deki tüm baş karakterlerin beyaz ve heteroseksüel olması, onun 2010’lardaki karşılığı Girls’ün tüm ”çoğulcu gibi” gözüken söylemlerine rağmen sadece beyaz karakterlerden oluşması (Lena Dunham, siyahi bir erkek karakter sokmaya çalışmıştı araya ama onda da batırmıştı), Fraiser’ın beyaz ayrıcalığından sonsuza dek faydalanması, ”hiçbir şey hakkında bir dizi” olarak çıkmış olsa da Seinfeld’in aslında ”sadece beyazların olduğu hiçbir şey hakkında bir dizi” olması ve dostlukları beyazlıklarıyla pekişen How I Met Your Mother ile Friends’deki o meşhur arkadaş grupları… Aralarına hiçbir siyahiyi almamalarıyla çokça mesele edilen dizilerdi bunlar. Ama bu meselenin ciddiye alınıp duyulmaya başlaması okyanusun öbür tarafından yükselen eşitlikçi söylemler sayesinde mümkün oldu.

2011 Summer TCA Tour - Day 1

Keşkeler, keşkelerimiz

Konuyla ilgili Friends’in yaratıcılarından Marta Kauffman, pişmanlığını dile getirmiş, bir söyleşisi sırasında; çeşitliliği yeterince sağlayamadım demiş. Tabii, Friends’in tek sorunu aşırı beyaz olması da değil; evet, Ross’un eski karısı lezbiyen bir evlilik yapmıştı ve güya bu konuda oldukça ”açık fikirli” takılıyordu Ross ama arkadaşlar arasında da sıkça homofobik şakalara maruz kalıyordu. Aynı şekilde Chandler’ın babasının trans olmasıyla ilgili pek çok şaka dönüyordu… Chandler’ın, babasının bu yeni kimliğini bir türlü kabullenememesi ise zaten ayrı bir konu…

90’lar ile 2000’ler arasındaki mantalite farkı dağlar gibi. Öncelikle cinsel kimliklerin mücadelesi pek çok kazanımı beraberinde getirdi. Kadınlar da bedenleri konusunda, özellikle belirli standartlar konuşulmaya başlandığında kalıpların alaşağı edilebileceğini gösterdiler dünya aleme; beden olumlamayı marka stratejilerine taşıyamayan tüm marka ve moda yayınları feci topa tutuluyor kaç zamandır. Irk ve etnisite konusuna gelecek olursak… Mücadelenin ateşi tüm ABD’yi sardı. Ve bu konuda sessiz kalmanın, eşitsizliğe ne kadar hizmet ettiği görüldü. Özellikle de şu günlerde.

Kauffman da, ”Bugün bildiklerimi keşke o zamanlarda da bilseydim” diye devam etmiş konuşmasına. ”Ekip içerisinde bu çeşitliliği her zaman savunduk ama yeterli olmadı; şimdilerde ise sürekli kendime ‘ne yapabilirim’, ‘neyi farklı yapabilirim’ diye sorup duruyorum.”

Bu arada geçenlerde, dizinin uçuk kaçık Phoebe’sini canlandıran Lisa Kudrow da The Sunday Times’a verdiği bir röportajında Friends eğer günümüzde çekilseydi, oyuncu kadrosunda çeşitlilik öne çıkardı demişti. ”Günümüzde Friends, tamamen bambaşka olurdu; bir kere oyuncu kadrosu sadece beyazlardan oluşmazdı, bundan eminim.”

Kauffman’ın söylediklerine bakılırsa Kudrow’un tahminleri çok da uzağa düşmüyor.

GF_EP102_MM_082114_0622.CR2

Aslında Kauffman geçmişle yüzleşmesine devam edebilir ama yeni imza attığı işlerle o dönemin borçlarını da ödüyor gibi sanki. Yaratıcılığını üstlendiği Grace and Frankie, o sözünü ettiği çeşitlilik bakımından kendi standartlarında başarılı sayılır. Tabii, ana karakterler yine beyaz ama kadro ”ful beyaz” değil. Hem LGBTİQ+ hakları söz konusu olduğunda sıkı sözler söylüyor dizi. Kimilerine yeterince ”sıkı” gelemeyebilir tabii ama Friends’ten buraya gelmek de kendi çapında bir başarı sayılabilir.

Mi?