Bill & Ted’in devam filmi hakkında ne biliyoruz?

Bill & Ted’in devam filmi Bill & Ted Face the Music için ilk fragman geldi. Karakterlerimiz orta yaşı bulmuş, çoluk çocuğa karışmış ama müziğe olan tutkularını hiç yitirmemişler. Elbette… Önlerinde bir engel daha var tabii; o muhteşem ötesi şarkıyı yazmayı başarıp tüm dünyada birlik sağlamaları gerekiyor.

Metalci iki yeni yetmenin bir telefon kulübesi aracılığıyla yaptıkları zaman yolculukları en son 90’larda bir yerde kaldı sanıyorduk ki, serinin neredeyse 30 yıl sonra yeni bir filmle karşımıza çıkacağının haberini aldık. Serinin yeniden harekete geçirilmesinde, John Wick serisiyle dönüşü muhteşem olan Keanu Reeves’e yönelik sevgi dolu hislerin iyice artmış olmasının bir etkisi vardır elbette ama üçüncü Bill & Ted filmi, çok uzun zamandır kurulan bir hayal aslında. Hem ekip hem de izleyici tarafında…

Sinema alemi, son birkaç yıldır devam filmleriyle yolunu buluyor olsa da Bill & Ted tarafındaki bu yeni girişim, devam filmlerindeki o ”kolaycılık”tan öte bir hadise.

Absürt komedinin bilim kurguyla kol kola girdiği Bill & Ted filmlerinin o kadar kendine has bir tarafı var ki aklınıza kazınmaması mümkün değil. O komik ama karakterlerin coşkulu saflığını da yüzümüze vuran air guitar hareketleri, müziğe olan delice sevdaları (gelecekte müzik üzerine kurulu bir dünya yaratacak kadar güçlü), Ted’in o ağır ağır konuşması (internet Ted rolündeki Keanu Reeves’in bön bakışlı meme’leriyle dolu), istemeden bulaştıkları türlü belalar ve bunlardan çıkma çabaları ve sahiden de her seferinde bir şekilde çıkmayı başarmaları… Aslında tüm bunlar çok eskilere ait bir komedi anlayışını hatırlatıyor insana, farkındayız ama Bill & Ted’in eskimeyen bir tarafı var. Karakterleriyle ve sürreallikten beslenen olaylarıyla o kadar kendine özgü ki, zamana da direniyor. Tam da bu yüzden Bill & Ted filmlerini belki de kendi içlerinde, kendi dünyalarının gerçeklikleriyle değerlendirmek gerekir, yayınlandıkları dönemin dinamikleriyle değil.

keanu reeves ted meme

Dediğimiz gibi, üçüncü film, Keanu Reeves’in yeniden yükselen popülerliğiyle birlikte gelen bir fikir değil. (Matrix üçlemesinin, hikaye bitmiş olmasına rağmen, yeni bir filmle dörtlemeye dönüşecek olması mesela… Bu tamamen Keanu Reeves ve popülerliği üzerinden çıkmış gibi gözüküyor.) Üçüncü filme dair hazırlıkların başladığı haberi ilk olarak 2010 yılında düşmüştü gündeme. Reeves, filmin yazarları Chris Matheson ve Ed Solomon’un yeni senaryo üzerinde çalıştığını müjdelemişti. Bu müjdeleri de burada bitmedi. Evet, detaylar henüz açıklanmamış olsa da Alex Winter da söyleşileri ve tweet’leriyle doğruluyordu bu yeni girişimlerini. Sene 2011 olmuştu bile.

Senaryonun tamamlanması ise ancak 2018 yılında mümkün oldu. Ed Solomon sonunda, ”Elimizde gurur duyduğumuz bir senaryo var, üzerinde çok çalıştık” diye duyurmuştu Digital Spy’a verdiği bir röportajında. Ekibin sete girip kameraları çalıştırması ise 2019’u buldu.

İlk film Bill & Ted’s Excellent Adventure, 1989 yılında yayınlanmıştı. Bill karakterini Alex Winter, Ted’i ise Keanu Reeves canlandırıyordu. Hikaye basit gibi gözükse de katman katman açılıyor ve açıldıkça daha da güçleniyordu. Ve tabii komikti de. Filmdeki liseli iki ergen kanka Bill ve Ted’in ortak bir tutkusu var: Müzik! Daha doğrusu metal müzik… Bu tutkuları onları bir hayalin de peşine takıyor tabii ki. İkilinin hayattaki en büyük amacı, bir metal grubu kurmak. Öylesine sevdalılar ki müziğe… Hatta gruplarının adı bile belli: Wyld Stallyns.

Ama tabii bu amaçlarının peşinde koşarken, okulu biraz boşluyorlar (ergenlik işte) ve sonunda tarih hocaları ültimatomu patlatıyor: Çok zorlu bir ödev veriyor ikisine de ve eğer bu ödevde başarısız olurlarsa okuldan atılacaklarını söylüyor. Durum çok kritik… Eğer okuldan atılırsa babası ceza olarak Bill’i askeri okula göndereceğini söylemişti çünkü. Bill’in askeri okula yollanması, grup kurma hayallerinin üzerinden postallarla geçileceği anlamına geliyor tabii. (”Askeri okul” ve ”hayallerin üzerinden postallarla geçilmesi”, muazzam bir söz sanatı oldu, farkındayız) İşte böyle, çaresizliğin dibinde dolaştıkları bir gün, Rufus adında biriyle karşılaşıyorlar ve hayatları komple değişiyor.

Rufus 2600’lü yıllardan geliyor, hatta tam olarak 2688, ve onlara aslında zamanda yolculuk yapmalarının mümkün olduğundan bahsediyor. Ödev için endişelenmelerine çok da gerek kalmadığını anlıyorlar, neticede ödevin geçtiği döneme yolculuk yaparak olayları bizzat yerinde görebilecekler. Atlıyorlar telefon kulübesine başlıyorlar zamanda birlikte dolaşmaya…

İşin komik tarafı tam da burada aslında, yani Rufus ta 2600’lerden buraya boşuna yollanmıyor tabii ki. Meğer bizim Bill ve Ted, gelecekte gerçekten müzikte başarılı oluyorlarmış ve müziğin merkezde olduğu ütopik bir dünya düzeninin kurulmasını sağlıyorlarmış. Ve eğer geçmişte bu grubu kuramazlarsa, yani okuldan atılırlarsa ve Bill’in askeri okula gitmesiyle birlikte yolları ayrılırsa o ütopya da hiç gerçekleşemeyecek demektir… Yetkililer geçmişte bir şeylerin ters gittiğini fark ediyorlar ve onlara rehberlik etmesi için Rufus’u gönderiyorlar. Böylece ödevlerinde başarılı olabilecekler ve birbirlerinden ayrılmak zorunda kalmayacaklar, o grubu da, ütopyayı da kurabilecekler sonunda.

İlk filmin hemen sonrasında 1991 yılında gelen devam filmi Bill & Ted’s Bogus Journey’de ise yine geçmiş ve gelecek arasında turlamaya koyuluyorlar. Bu sefer de başka bir bela var başlarında: Gelecekte kurdukları o ütopyada yaşayan Chuck De Nomolos adlı bir vatandaşın kafası atıyor gün ve ”Ben bu düzeni bozarım” diyerek harekete geçiyor. Hatta işi kökten çözmeye karar veriyor: Geçmişe cellat bir robot gönderip ikisini de yeryüzünden silmeye ve böylece bu ütopyanın kurulmasına engel olmaya karar veriyor.

Gerçekten hepsi, yazarken bile komik geliyor insana.

Alex Winter ve Keanu Reeves’in garip bir şekilde Bill ve Ted karakterleriyle özdeşleşmiş olması filmlere daha da bağlanmanızı sağlıyor. Zaten onca yıl sonra büyük bir heyecanla üçüncü film için işe girişmiş olmaları karakterlerini ne kadar sevdiklerinin de bir kanıtı. Hatta Winter ve Reeves, filmlerin senaristleri Chris Matheson ve Ed Solomon ile birlikte masa başına geçiyor bu yeni film için ve senaryoyu dördü birden yazıyorlar. Eski karakterleriyle yeniden kavuşmak ve onlara yine sıra dışı bir macera yaşatmak için can atıyorlar belli ki.

Oysa onca şey geçti… Alex Winter cephesinde çok büyük atılımlar olmasa da Keanu Reeves’in neler yapıp ettiğini biliyoruz. Bill & Ted ile hemen hemen aynı zamanlarda, indie filmlerdeki sıra dışı karakterleriyle yükselmeye başlamış ve birkaç yıl sonrasında Matrix ile birlikte kabuğunu yırtıp bambaşka bir serüvene koyulmuştu. John Wick ile birlikte yine Matrix vari sürreal aksiyonların merkezinde kendini bulmuş olsa da Bill & Ted ile bambaşka bir kategoride karşımıza çıkmaya hazırlanmış olması hem şaşırtıcı hem de Keanu Reeves söz konusu olduğu için bir o kadar da anlaşılır bir durum. (Gerçek bir gönül adamı.)

Geçen sene Alex Winter ve Keanu Reeves çok komik ve heyecan dolu bir videoyla duyurmuşlardı, üçüncü film için çekimlerin başladığını. Hayranlarına destekleri ve onca yıl boyunca bekledikleri için teşekkür ediyorlar ve filmin adını ilk kez açıklıyorlardı: Bill & Ted Face the Music.

Bu arada 2011’de çekilecek denen bu devam filminin bu kadar gecikmesinin en büyük sebebi, ekibin ”fiyasko” yaratabilecek yüzeysel bir devam filmi yaratmaktan çekinmiş olması. Karakterlere ve hikayenin özüne sadık kalmak istemişler ve bunu sağlayabilecek formüller üzerinde kafa patlatıp durmuşlar.

Dediğimiz gibi, aradan çok şey geçti. Her şey bir yana, 30 yıl geçti, Winter ve Reeves yaşlandı. O koca koca adamları saf liseli ergenlere dönüştürmeye çalışmak bile yeterince zor zaten. Hikayeyi şekillendirirken de bugünün komedi ve sinema anlayışına uymak zorunda oldukları gibi, o ilk iki filmde anlattıkları evrenden de kopmamaları lazım. Haliyle en iyi formülü bulana kadar düşünüp taşınmışlar, çalışıp durmuşlar.

Duyuru sonrası proje rafa kalkar mı diye hafiften korkmaya başlasak da çekimlerden fotoğraflar düşmeye başladı birer birer. Winter ve Reeves ya da Bill ve Ted diyelim, orta yaşlı halleriyle bir telefon kulübesinde etrafa endişeli bakışlar atıyordu. Evet, bu iş olmuş demek.

bill and ted face the music 2

Ve aylar sonra sonunda bir de fragman geldi filmden.

Bill ve Ted, orta yaşlara ulaşmışlar, hatta çoluk çocuğa karışmışlar ama o ütopik geleceği kurmaktan hâlâ çok uzaktalar. Orada burada, milletin beleşe yemek yemek için geldiği mekanlarda çalıyorlar. Yazık ama, hayallerini gerçekleştirmeye devam ediyorlar.

Sonra gelecekten bir elçi geliyor ve bunlara, dünyayı birleştirecek o şarkıyı bir türlü yazamadınız, çabuk olun, vaktiniz azalıyor diyor. Müzikle ilişkileri devam ediyor da öylesine güçlü bir şarkıyı yazabilecek ilhamdan çok çok uzaktalar. Ve işte o an, o fikir akıllarına geliyor: Geleceğe gidip, gelecekte yazdıkları o şarkıyı alıp geçmişe getirmek yani şarkıyı gelecekteki kendilerinden çalmak. Bill’in açıklaması da çok mantıklı: Kendimizden çalınca gerçekten çalmış sayılır mıyız?

Bu arada Alex Winter da iyi yaşlananlardan. Hatta yaşlanmamış, yaş almış.  Keanu Reeves’in o John Wick’teki jilet halleri burada pek yok. Karakterinin kafası karışık halleri buram buram akıyor üzerinden. Bambaşka hallere bürünmekten ve kendi kendisiyle dalga geçmekten çekinmemesi insanların onu bu kadar sevmesinin nedenlerinden biri zaten. (Adamı övmekten bıkamıyoruz.)

Filmin 2020 Ağustos’unda izleyiciyle buluşacağı açıklandı. Ama öngörülebilen tek şeyin, hiçbir şeyin öngörülemez olduğu bu yılda tarihlere inanıp kapılmak ne kadar mantıklı… Çok fazla ümitlenip heyecanlanmamaya çalışıyoruz yani anlayacağınız ama, kim bilir…