Facebook’a reklam arası: Nefret söylemi ve düşünce özgürlüğü arasındaki farkı tekrar sorgulama zamanı

ABD Başkanı Donal Trump’ın imzaladığı yeni sosyal medya kararnamesi hâlâ gündemdeyken, özgürlüğü ve eşitliği savunan bir grup tarafından başlatılan #StopHateForProfit (#KarİçinNefreteHayır) etiketi ise birçok büyük markanın tüm bu olaylar karşında sessiz kalan Facebook’taki reklamlarını durdurmasına sebep oldu.                                    Facebook’a reklam

Enteresan zamanlar. Özgürlük hâlâ kazanılması gereken bir kavramken pasif bir tutum sergilemenin bu sefer gerçekten kabul görmediği anlar yaşanıyor. Dünyanın dört bir yanı ayağa kalktığında aynı yerde duranlar sahip oldukları konumların sarsıldığına şahit oluyorlar. Diğer yandan korku da tehditleri her zamanki gibi yanında getiriyor. ABD’de George Floyd’un ölümünün ardından başlayan ırkçılık karşıtı olaylara rağmen sosyal medyadaki nefret söylemleri hız kesmeden devam ediyor. ABD Başkanı Donald Trump’ın gerek bu konudaki yorumları gerek de sosyal medya konusunda imzaladığı kararname ise birçok kesim tarafından haklı olarak pek hoş karşılanmıyor.

Trump’tan müdahale (özellikle Twitter’a)

İmzalanan kararname gereği sosyal medya şirketleri bundan sonra kendi üzerlerinden paylaşılan içeriklere karşı hukuki bir sorumluluk taşıyacaklar… Üstelik Donald Trump “ifade özgürlüğünü en kötü tehlikelerden birine karşı koruma” gibi bir yorumda bulunarak imzasını bu kararnameye attı. Bu şirketlerin “sansürlemek için sınırsız güce sahip” olduklarını ileri sürerken sosyal ağların yöneticilerini de “tarafsız” olmamak ve “siyasi aktivizm” yapmakla suçladı. Yasa açık açık Twitter, Facebook ve YouTube gibi sosyal medya devlerinin, kullanıcılarının yorumlarına yer verdikleri için bu fikirleri bizzat ifade eden ya da yayınlayan kurumlarmış gibi sorumlu tutulmalarını sağlıyor. Bu olayların başlangıcı ise Twitter’ın Donald Trump’ın bir Tweet’ine teyit yönlendirmesi koymasıyla başlıyor. 26 Mayıs’ta yine Twitter’ın başına geçen Donald Trump, tweet’inde 3 Kasım’da gerçekleşecek seçimlerde posta yolu ile kullanılacak oyların çeşitli risklere açık olduğunu söylüyor. Twitter ise CNN ve Washington Post gibi sitelerin, Trump’ın bu iddiasının hem asılsız hem de düşük olasılığa sahip olduğunu belirten haberlerinden alıntılama yapılan bir sayfaya yönlendirme yapıyor.

_112520883_tweet-nc

Zaten George Floyd’un anısına başlayan protestolar hakkındaki mesajı da daha önce Twitter tarafından, politikalarına uygun olmadığı ve şiddet içerikli olduğu için uyarı alan Trump bu uyarıya da cevap vererek başkan olarak Twitter’ın ifade özgürlüğünü kısıtlamasına izin vermeyeceğini belirtmişti. Sonrasında işte, o malum kararname imzalanıyor… Twitter’ın bu kararnameye olan cevabına ise buradan göz atılabilir.

WireAP_477b5fd49cc14626aea8b4d5c5015fdf_16x9_992

Facebook, nefret söylemi karşısında ”sessiz”

Tabii bu olaylar sırasında zaten bir süredir nefret söylemi barındıran içeriklerinin kontrolü ve kaldırımı konusunda eleştirilere tutulmuş olan Facebook, Twitter’ın uyarı koyduğu bu mesaj hakkında da hiçbir şey yapmadı…

Haziran ayının başlarında bir grup özgürlük savunucusu tarafından başlatılan #StopHateForProfit (#KârİçinNefreteHayır) etiketi ise giderek büyüdü ve dünya çapında birçok şirket Facebook için reklam boykotuna davet edildi. Boykot gerçek bir ivme kazanarak yayılım gösterirken belli ki bunda endişe duyan Mark Zuckerberg ise geçtiğimiz günlerde bir canlı yayın gerçekleştirerek bundan sonra reklamlardaki nefret söylemlerinin yasaklandığını ve ayrımcılığa uğrayan grupların haklarını koruyan kuralların uygulanacağını açıkladı. Yeni kurallarını ihlal eden paylaşımların etiketleneceğini belirtirken mesajların ise kaldırılmayacağını çünkü toplum tarafından görülmesinin kamusal anlamda yararlı olduğunu belirtti…

Fakat bu hamleden hemen önce Unilever, bünyesinde bulunan tüm markalarının Facebook’a yıl sonuna kadar reklam vermeyeceğini açıklamıştı. Aynı şekilde P&G, Coca-Cola, Adidas, Ford, Levi Strauss & Company, The North Face, Puma, Starbucks, Vans, Honda, Microsoft ve daha yüzlerce marka (her gün aralarına yenileri katılıyor) Facebook’a farklı zaman aralıkları içinde bir süre reklam vermeyeceklerini açıkladı ve açıklamaya devam ediyorlar…

Ve reklam arası

Bu durumun Facebook’un gelirleri noktasında ciddi bir iz bırakıp bırakmayacağı ise soru işareti. Üstelik gelirinin yüzde 99’unun reklamlardan geldiği düşünülecek olursa… Boykotun giderek artacağı beklense de diğer yandan hem Başkan Trump’ın hem de rakibi Joe Biden’ın son iki yıldır tüm Facebook eleştirilerine rağmen platformdaki reklamları için milyon dolarlar harcadıkları da konuşulanlar arasında. Aynı şekilde büyük markalar bir yana küçük ve orta ölçekli şirketlerin Facebook’un reklam gelirlerinin çoğunu oluşturduğu da reklam uzmanları tarafından belirtiliyor. Keza Coca-Cola da yaptığı açıklamada Facebook reklamlarını 30 gün boyunca durduracağını söylemişti. Bu açılardan bakıldığında sahnede büyük yıkımlara tanık olmayacağımız aşikâr. Zaten birkaç adım geriden izlendiğinde olayın daha farklı değişimlere delalet ettiğini görenler olacaktır. Pek tabii farklı markalar kendi zaman çizelgelerine göre bir boykot izlerken ne yaşanırsa yaşansın zaten adı Cambridge Analytica skandalına da karışmış olan Facebook’un imajı da pek kolay toparlanacağa benzemiyor.

Sistem içinde büyük markaların kendilerine ait stratejileri ile varlıklarını devam ettirdiği de bir gerçek. Fakat birçoğumuz da farkında ki bir araya gelen toplulukların ayak sesleri duyuluyor. Tüm yaşananlar bazı kesimlerce beyhude bir çaba olarak görülse de bu olaylar nefret söylemi ve düşünce özgürlüğü arasındaki farkın ne olduğu bir kez daha hatırlatıyor ve sorgulamaya yönlendiriyor.

Önümüzdeki günlerde boykotun etkilerinin neler olacağı ve toplumsal anlamda nasıl yansıma bulacağı ise merakla bekleniyor.