‘‘Senin mahkemeni tanımıyorum’’: Bilmemek filmi ve bizi baş başa bıraktığı hesaplaşmalar

39. İstanbul Film Festivali’nin Ulusal Yarışma kategorisinde yarışan Bilmemek filmi, bir gence cinsel kimliği üzerinden yapılan dayatmaları ve zorbalıkları katman katman önümüzde açarken şu hesaplaşmayla bizi baş başa bırakıyor: Bilmemek, yargılama hakkı tanır mı?

Her bireyin kendini tanımak ve özgürleşmek adına verdiği mücadelede ötekilerle kurulan ilişkinin zaruri bir ihtiyaç olduğu gerçek. Aşağı yukarı her sosyal grup içerisinde, farklı bir özelliğe sahip olma durumunun o toplumun dışına çıkarılmak için yeterli kabul ediliyor oluşu ise bir diğer gerçek. Ötekileştirme almış başını gitmişken, 39. İstanbul Film Festivali’nin Ulusal Yarışma kategorisinde gösterilen Bilmemek filmi 20 Temmuz akşamı hem Sabancı Müzesi’nin terasında hem de İKSV’nin çevrimiçi platformunda yayınlandı. Zihinsel bir zenginlikten ziyade bir güç kavramı olarak kabul edilen bilme eylemine karşı yapılan sade ve etkileyici bir eleştirici barındırıyor. İnsanlığın özellikle bilemediği şeylere karşı gösterdiği tavrın hırçınlıktan hırsa oradan da zorbalığa uzanan yolculuğunu gözler önüne seriyor.

bilmemek not knowing

Bir ailenin anatomisi

Antalya Altın Portakal Film Festivali’ndeki prömiyerinin ardından İzleyici Ödülü’nün sahibi olan film, orta sınıfa mensup modern görünüşlü bir ailenin hikayesi. Sinan, deniz taşımacılığı sektöründe çalışan bir mühendis. Uzun yıllardır çalıştığı şirkette yaşanan üst düzey değişiklikler sonucunda kendinden yaşça çok küçük olan yeni patronuyla çeşitli sorunlar yaşamaya başlıyor, ona haber verilmeden asistanı çıkarılıyor. Danışılmaması, haber verilmeden kararlar alınması ve saygı duyulmaması özgüveni açısından yıpratıcı olurken kendisi de bir baba ve eş olarak benzer saygısızlıkları ailesine yansıtıyor.

Selma ise devlet hastanesinde çalışan, her gün onlarca kişiyi tedavi eden idealist bir doktor. Sinan ile aralarında yaşanan sıkıntılar ve mutsuzluklar onu birçok açıdan etkiliyor. Bir miras olayı için görüştüğü avukat aynı zamanda eski okul arkadaşı. Karşı taraftan gördüğü ilgi karşısında bir kararsızlığa düşüyor. Oğulları Umut da hem başarılı bir öğrenci hem de başarılı bir su topu oyuncusu. Takımının en iyi sporcularından biri ve Amerika’daki bir okuldan burs almaya çalışıyor. Diğer yandan da üniversite sınavına hazırlanıyor yani hayatının önemli bir dönemecinde. Aynı takımda oynayan arkadaşları arasında Umut’un eşcinsel olduğu yönünde dedikodular yayılmaya başlıyor. Sebebi ise bir fotoğrafta Umut’un kendi yaşlarında bir çocuğun yüzünü tutuyor oluşu.

Bilmek/bilmemek

Filmin başında o sahnenin yaşanma anını gördüğümüz için o sahnenin nasıl yaşandığını biz biliyoruz. Fakat Umut’un o an neler hissettiğini bilmiyoruz. Arkadaşlarının tavrı giderek zorbalığa dönüşüyor, Umut dedikodulara ve sorulan sorulara karşı asla net bir yanıt vermiyor. En yakın arkadaşıyla arasında geçen çok önemli bir diyalog var: arkadaşı Umut’u yargılamayacağını ama eğer eşcinsel ise bunu bilmesi gerektiğini söylüyor.

13129_1__0024_still_bilmemek3-1

Bu aslında kişisel tercihlere ve özgürlüklere karşı durduğumuz noktanın bir temsili. Saygı duymak için dahi önce bilme koşulunu arıyoruz. Diğer yandan takımın geri kalanının Umut’a karşı aldığı tavır giderek artıyor, Umut su topunu bırakma noktasına geliyor, takımının koçu ve ailesiyle konuşuyor. Ailesine derdini tam anlatamazken takım arkadaşları bu sefer takım koçlarına gidiyor ve Umut eşcinsel olabileceği için takımdan çıkarılmasını istiyorlar… Orada koç onların beklediğin aksine bir tepki veriyor. Gençler odadan çıktıktan sonra verdikleri tepki ise “Bu da mı eşcinsel acaba?” diye sormak oluyor…

Hakkımız olmayan

Filmin geri kalanında ise işler giderek büyüyor ve ailesiyle de bu durumu konuşamayan Umut ortadan kayboluyor. Bir daha onu görmüyor ve ne olduğunu bilmiyoruz. Cinsel yöneliminin ne olduğunu bilmiyoruz hatta belki kendi de bilmiyor. Selma ve Sinan’ın birbirlerini aldatıp aldatmadıklarını da bilmiyoruz. Bu sebeple bizler de alıştığımız gibi karakterleri yaptıkları ve yapmadıkları şeylere göre yargılayamıyoruz. Film bize böyle bir hakkımız olmadığını hatırlatıyor.

Toplumun modern ‘görünen’ kesiminde yaşanan bu olay bir kere daha gösteriyor ki senden istenilen davranışları sergilemezsen dışlanırsın. Ya boyun eğip güruha katılacaksın ya da direnç gösterip kendin olmak için çırpınacaksın. Belli olduğu üzere küstahça yargılara maruz kalmak çok kolay. Umut bir sahnede diyor ki “Buna hakkın yok ve senin mahkemeni tanımıyorum.” Şimdilerde ötekileştirmenin geldiği boyutu düşünürsek bu repliğin anlamı çok büyük.

Ve o tabular

Senaryosu ve yönetmenliği Leyla Yılmaz’a ait olan film sadece eşcinselliğin karşı karşıya kaldığı tabulara da odaklanmıyor. Baba karakterinde gördüğümüz Sinan’ın eşine olan cinsiyetçi davranışları, Selma’nın idealist duruşunu ciddiye almayışı… Mesela, Suriyeli göçmenler ile ilgili bir etkinliğe katılacak olan Selma’ya söyledikleri adeta patriyarkinin bir yansıması. Oğlunu çok merak ediyor ama bir haber spikerinin Umut’tan eşcinsel diye bahsetmesine çok sinirleniyor mesela.

Screen Shot 2020-07-28 at 16.14.43

Film aynı zamanda su topu sahneleriyle de öne çıkıyor.Leyla Yılmaz Bianet’teki röportajında bu durumu “Bu film sanırım sutopu ile ilgili çekilmiş ilk yerli film. Su üstündeki görüntüsü normal futbola benzeyen sutopunda suyun altında muazzam bir çekişme, yer yer vahşet var. Hayat sutopuna benziyor. Suyun üzerinde kalmak için çırpınan ve suyun altında her tür şiddeti görebilen insanları anlatmak için sutopu çok iyi bir metafor gibi geldi bana” diye açıklıyor.

Ulusal Yarışma’da Altın Lale için yarışan film değindiği tüm konular ve karakterleriyle derdini çok iyi anlatmış gibi duruyor. Biz izleyicinin kalbinde hedefi on ikiden vurduğu kesin.

still_bilmemek_4-1200x800-1

 

bilmemek filmi