Aris’in Yolculuğu ile hayal ettiğimiz bir dünyaya doğru

Burak Acerakis’in kaleme aldığı, Ali Doğanlı’nın resimlediği Aris’in Yolculuğu önyargılarların karanlığına inat, ışıklı bir umut çağrısı. Doğan Egmont Yayıncılık etiketiyle raflarda yer alan kitap, maceraların yalnızca 46 kromozomluların tekelinde olmadığını, her çocuğun biricik ve eşsiz maceralara atılabileceğini hatırlatıyor.

Galaksinin en güzel, en yeşil gezeni Dadu! Yaşayan herkes eşit, mutlu ve huzurlu. Dadu’yu bu kadar özel kılan en önemli özelliği ise 46 ve 47 kromozomluların bir arada ve huzur içinde yaşaması. Dünyada “Keşke böyle olmasa” diye dert yandığımız kötülükler ve adaletsizlikler Dadu’dan çok çok uzakta.

IMG_9890

Bu gezegende kahramanımız Aris’in maceralarına ortak oluyoruz. Aris’in en büyük tutkusu Dünya! Ne kadar zor olursa olsun oraya gitmek, bu ilginç gezegeni keşfetmek istiyor. Fakat bu yolculuk da dünyada karşılaşacakları da bir hayli tehlikeli. İlk iş, “Dünya’daki insanlar bencil Aris. Paylaşmayı bilmiyorlar. Öyle bir gezegende mutlu olamazsın” diyen babasını ve Bilgeler Meclisi’ni ikna etmeli. Ya sonra?

Aris’i pek çok korkunç varlık, sinsi yaratık ve kara delikle dolu bir yolculuk bekliyor. Tabii en tehlikeli şeyse karşılaşacağı ön yargılar! Kahramanımızın atıldığı bu macera, ”Hasret kaldığımız sevgi, anlayış ve eşitliği dünyada bulabilecek miyiz” sorusuna yanıt arıyor. Üstelik umut tazeleyerek… Bu koca dünya için birazcık bile umut yok mu, göreceğiz. Hem Aris’in de dediği gibi “Birazcık umut olması bile, umutsuz olmaktan iyidir!”

Aynı zamanda down sendromlu çocuklara gönüllü destek veren Upsendrom girişiminin de kurucusu olan Burak Acerakis ile seri olarak tasarladığı Aris’in Yolculuğu’nu konuştuk.

IMG_9892

Paylaştığınız ölçüde oğlunuz Aris’i ve maceralarınızı Twitter’dan görebiliyoruz. Bir kitap yazma fikri nasıl ortaya çıktı? Hep aklınızda olan bir şey miydi?

Avusturya Alpleri’nde oğlum Aris’le yaptığımız bir kış tatilinde, kitabın girişinde de tasvir ettiğim o anı gördüğümde hikayenin aroması canlanmaya başladı. Karlar altında bir tepede, gökyüzünü izlediği o an…

“Aris’in Yolculuğunu yazarken tek amacım down sendromlu çocuklar okusun ve kendilerini iyi hissetsin değil, özel gereksinimi olmayan çocuklar ve yetişkinlikler de okusun istedim” diyorsunuz. Buna ek olarak, okurlar kitabı bitirdikten sonra ne hissetsin, neler düşünsün istersiniz?

Bilim kurgu ya da diğer türlerdeki maceraların, bu maceraların anlatıldığı kitapların, filmlerin vb., sadece 46 kromozomlu insanların tekelinde olmadığını, bu farklı çocukların da pekala heyecan verici hikayeleri sürükleyebileceklerini görmelerini isterim öncelikle. Ama en önemlisi, bu gezegeni paylaştıkları milyonlarca özel gereksinimli çocuktan haberdar olmaları; evde hapsolmuş, sosyal hayata karışmayı isteyen ama önyargılardan ürken bu insanların seslerini işitmeleri…

Türkçe dışında Almanca ya da İngilizce de basılacak mı kitap, hangi dillerde okuyabileceğiz?

Muhtelif yayınevleriyle irtibat halindeyiz. Öncelikle Almanca, akabinde İngilizce olarak basılacak. Görünen o ki, İspanyolca çevirisi için de Latin ülkelerinden talep var. Açıkçası okuma alışkanlığı ve yüzdesi göz önüne alındığında Avrupa’da kitabın daha geniş yankı bulacağını düşünüyorum.

Aris’in Yolculuğu tam da “en heyecanlı” yerinde “devam edecek” notuyla bizi baş başa bırakıyor. Hemen sorayım, Aris’in belki de en zorlu macerasında neler yaşadığını ne zaman öğreneceğiz? İkinci kitap hazır mı?

Ben daha en başında kitabı bir üçleme olarak tasarlamıştım. İkinci bölüm olan “Dünya”yı yazmaya devam ediyorum. Muhtemelen kısa zaman sonra tamamlamış olacağım.

Kitapta özellikle kapak ve arka kapakta “down sendromlu” ifadesinin öne çıkmadığını ya da özellikle vurgulanmadığını fark ettim, elbette metinden anlamak mümkün ancak bu bilinçli bir tercih miydi?

Bu gayet bilinçli bir tercihti. İki sebebi var. İlk olarak, down sendromlu bir kahraman olduğu ibaresini kapak metnine yerleştirmeyi ahlaklıca bulmuyorum. Yani down sendromlu çocuk sahibi ailelere yönelik etik dışı bir pazarlama detayı gibi tınlayacaktı ki bunu asla istemedim. İkinci sebep ise sırf bu detay nedeniyle kitabın sadece down sendromlu çocuklara özel olduğunu zannedip ilişmekten imtina edecek ön yargılı okuyucuları yitirmemekti.

Geçtiğimiz yıl kaybettiğimiz Haktan Pak’ın isimi Bilge Haktanpak olarak karşımıza çıkıyor. Aynı şekilde diğer yakın dostlarınızın isimlerini de kahramanlara vermişsiniz. Fark etmediğimiz başka detaylar da var mı, belki açıklamak istersiniz?

Evet, gerçek hayattan dost-tanış olduğum özel karakterleri yarattığım bu evrende sonsuza dek var etme fikri hep zihnimdeydi. Hikayedeki karakterlerin büyük çoğunluğu gerçek hayattan tanıdığım insanlar. Kimilerinin isimlerini doğrudan, kimilerininkini ufak oynamalarla kullandım. Otizmli karakterler Garen ve Ozi de otizmli çocuk sahibi ailelerin yakınen tanıdıkları çocuklardır.

Aris’e, “Amacımız sana yasak koymak ya da sınırlamak değil. Dünya kötü bir yer. Üzülmeni istemiyoruz, seni sevdiğimiz için bu endişemiz” diyorsunuz.  Sanıyorum ebeveynler ve çocukları arasında değişmeyen bir diyalog bu, değil mi?

Muhakkak öyle, fakat burada Aris’in ailesinin Dünya gezegenine yolculuğa karşı çıkmalarının çok haklı gerekçeleri var. Down sendromlu bireylerin yaşadıkları sıkıntılar, onların Dadu’ya gelmelerine sebep veren trajediler yüzünden bu yasakta ısrarlılar.

Kitapta Aris önyargılara ve klişeleşmiş düşüncelere kendini sabırla açıkladığını görüyor ve aslında pek de bilmediğimiz doğruları öğreniyoruz. Gerçek hayatta da bu kalıplaşmış düşüncelerden kurtulmak için neler yapmamız gerekiyor?

Çok basit… Aynı gezegeni paylaştığımız bu insanlara dair daha fazla kaynak okuyup araştırmalıyız. Bunun için mutlaka özel gereksinimli birey ebeveyni, akrabası, tanışı olmamız gerekmiyor. İnsanlar öğrendikçe, önyargıları körelecek. Asıl önemlisi, kendi hayatlarında var olmayan bu farklılıkları tanımak, bilmek zorunda oldukları hakikatini kavrayabilmeleri.

IMG_9893

Pandemi nedeniyle okullar online eğitime geçti. Tabii bu durum özellikle Türkiye toplumunda fırsat eşitsizliği ve her çocuğun eşit koşullarda eğitim alamadığı gerçeğini de gündeme getirdi. Almanya’da yaşadığınızı biliyorum, pandemi süreci ve Aris’in eğitimi nasıl devam etti, nasıl etkilendiniz?

Tüm dünyada olduğu gibi Almanya’da da süreç elbette zorlayıcıydı. Aris, özellikle pandeminin ilk döneminde, hayati önem taşıyan dil ve konuşma terapisinden gibi şeylerden mahrum kaldı. Fakat kısa süre içerisinde Federal Hükümet, özel gereksinimli çocuklar ve sağlık çalışanlarının çocuklarına özel bir uygulamayla anaokullarını tekrar açtı. Böylelikle Aris terapistlerine yeniden kavuşabildi. Aradan geçen bu sürede biz de eşimle beraber egzersizlerini aksatmadan devam ettirerek uçurumun büyümesini engellemeye çalıştık.

 

 

Aris’in Yolculuğu Aris’in Yolculuğu Aris’in Yolculuğu Aris’in Yolculuğu