Kiraz, sinek ve drone: Dördüncü Kaide yeni eserini sergiliyor

Trafalgar Meydanı’nın orta yerinde dev bir krem şanti dikkati çekiyor şu günlerde. Hem kirazı da üstünde… Sevimli gibi sanki, üstüne dadanan o kara sinek olmasaydı. Çağdaş sanatın en canlı ve heyecanlı alanlarından biri olan Dördüncü Kaide, yine etrafını saran tarihi binalara ve kalabalıklara tezat bir esere ev sahipliği yapıyor. Heather Phillipson’ın eseri, geç ama güç olmadan, kaidedeki yerine kuruldu sonunda.

Dünya üzerinde toplum bilincinin en ağır bastığı yerlerden biri Londra’daki Trafalgar Meydanı. Avrupa şehirlerindeki diğer meydanlar gibi tarih ile kalabalığın birbirine karışmasından dolayı değil sadece; 1999 yılından beri burası, çağdaş sanat açısından en canlı ve heyecanlı yerlerden biri ayrıca. Evet, diğer kaidelerin aksine, üstü boş kalmış ama zaman içerisinde birbirinden özgün sanat eserlerine ev sahipliği yapmaya başlayan Dördüncü Kaide’den bahsediyoruz.

fourth-plinth-powerless-structures-fig-101

Dördüncü Kaide bilindiği üzere kendine münhasır bir nokta. Genellikle kaidelerin üzerlerindeki heykellerin ünlendiği şu dünyada zamanında maddi yetersizliklerden dolayı heykelsiz kalmış olsa da günümüzde çağdaş sanat eserlerinin sergilendiği en mühim yerlerden biri. (Geçmişiyle ilgili daha detaylı bir Dadanizm yazısını buradan okuyabilirsiniz.)

Her iki yılda bir, farklı bir esere ev sahipliği yapan kaide, yeni sakiniyle geçtiğimiz günlerde buluştu: Heather Phillipson’ın The End (yani ‘son’) adlı eseri 2022’nin bahar aylarına kadar sergilenmek üzere geçtiğimiz günlerde Dördüncü Kaide üzerindeki yerini almış bulunuyor. Eserin temsil ettiği detaylara geçmeden önce sanatçının kendisini biraz tanıyalım.

fourth plinth9

Londra’da yaşayan Phillipson; video, heykel, çevrimiçi medya, müzik, çizim, şiir ve kendi deyimiyle ‘gizli kolajlar’ üzerinde çalışıyor. Belli olduğu üzere kendini ifade etmek için farklı iletişim araçları kullanmayı seviyor. İnsanlar ve hayvanlar arasındaki ilişkiler üzerinde düşünmeyi seviyor. The End, onun bu kadar büyük çapta sergilenmiş ilk eseri değil.

New Trafalgar Square artwork

EDITORIAL USE ONLY Artist Heather Phillipson unveils her artwork entitled THE END on Trafalgar Square’s Fourth Plinth, in London today. PA Photo. Picture date: Thursday July 30, 2020. It is the 13th Fourth Plinth commission since the programme began in 1998 and is also the tallest to date, measuring 9.4m and weighing 9 tonnes. Phillipson was selected in 2017 by the Fourth Plinth Commission Group, following an exhibition at the National Gallery where 10,000 people voted for their favourite shortlisted artwork. See PA Story ARTS Plinth. Photo credit should read: David Parry/PA Wire

2018 yılında Gloucester Road’un kullanılmayan bir platformu için hazırladığı ve mekanı tamamen dolduran heykel ve video enstalasyonuyla da adından epey söz ettirmişti. Yumurtaları ve kuşların vücutlarını korkunç oranlarda büyütmüştü bu işi için ve video oyunu tarzı yerleşim teknikleri kullanmıştı. Bu eserinde ayrıca turuncu ve beyaz renkli pop-art yumurtaları kırıp çırparak bir üreme nesnesi olarak yumurtaya odaklanmıştı. Phillipson eserini anlatırken, “Yumurtaya tabi tuttuğumuz işkence türleri var ve insanlara bunların potansiyel yaşamlar olduğunu hatırlatmak istedim” diyor. Başka bir açıklamasında da “İnsan, fikir veya cinsiyet olmadan önce hayvan, ama yine de reddediyoruz, çünkü bu gücümüzün çoğundan vazgeçmek anlamına geliyor. Hayvanlara yaptığımız muamelemiz, bence, zamanımızın en büyük kabul görmemiş zulümlerinden biri” diyerek hem eserini hem de sahip olduğu etik değerleri anlatıyor. Ve evet belli olduğu üzere Phillipson vegan yaşam tarzını benimsiyor.

Sanatçının Trafalgar Meydanı’ndaki eseri de bir krema girdabından oluşuyor. Kiraz, sinek ve drone ile tamamlanan distopik sanat eserini hazırlarken kaidenin hem fiziksel hem de siyasal yönlerini dikkate aldığını belirtiyor. Yaklaşık 9,4 metre olan eserde eriyen krem ​​şantinin tepesinde bir kiraz ve bir de sinek bulunuyor.

Bu ilgi çekici görsel belirsizliğinin yanı sıra, The End’in birkaç hiper-modern ek özelliği de var. Heykelin üzerindeki drone, çevredeki alanı canlı olarak kayda alıyor, bu da aslında sanat eserinin tam anlamıyla izleyicisini gözetlediği anlamına geliyor. Üstelik yoldan geçenler cep telefonları ile drone’a bağlanabiliyorlar. The End ayrıca görme engelliler için tamamen erişilebilir olan ilk Dördüncü Kaide eseri olma özelliğine de sahip. Heykel plakasında bir braille paneli ve sanat eserinin sesli bir açıklaması mevcut.

Aslında Dördüncü Kaide’nin The End ile geçtiğimiz aylarda buluşması bekleniyordu ama tabii ki pandemi, bu projeye de biraz rötar yaptırdı. “Açıkçası şu anda bir şey yapmak için garip bir zaman” diyor Phillipson. ”Ama aynı zamanda asla doğru zaman olmayacakmış gibi hissettirdi, bu yüzden belki de bunun olmasına izin vermenin doğru zamanıydı” diyor. Eserin oluşum sürecinde de Brexit ve 2016 yılındaki ABD seçimlerinden etkilendiğini sanki ‘çöküşün eşiğinde olma’ gibi bir hisle heykelin şekillendiğini belirtiyor. Fakat bu durumun aslında ‘radikal bir değişim şansına’ da işaret ettiğini ifade ediyor.

fourth plinth5

Dördüncü Kaide görevlendirme grubu başkanı Ekow Eshun da heykelin Trafalgar Meydanı’nın sanatsal ve sosyal tarihi ile sohbet ederken, aynı zamanda şu anda yaşadığımız zor zamanları ifade ettiğini vurguluyor.

Eserin adından dolayı durumsal bir sonu ya da kıyameti ifade ettiğini düşünmeyin. Sanatçının da dediği gibi ‘radikal bir değişim şansı’ aslında potansiyel bir umut barındırıyor. Sanatçıların gerçek hayattaki sihirbazlar olduğuna inanırsak yaptıkları illüzyonlarla bizlere bir mesaj vermek istedikleri ortada. Onların beslendiği kanallar yaratıcılık olarak buralarda vuku bulurken bize düşen de şaka yapılıyormuş gibi duran bu eserlere dikkatle tekrar ve tekrar bakmak. Ta ki anlıyormuş gibi durduğumuz çizginin ötesine geçene dek.