Regl izni: Çünkü değişim, sembolik kararlarla başlar

Cinsiyet eşitsizliğine karşı verilen mücadelede cepheler genişliyor, saflar sıklaşıyor. Devletlerin ve özel şirketlerin bu konuda attığı adımlar ise sembolik ve bir o kadar önemli. Geçtiğimiz günlerde sevindirici bir haber de dünyanın birçok yerinde aktif olarak kullanılan Zomato’dan geldi, tüm kadın ve trans çalışanları için regl izni tanıdığını duyurdu. Bu da hem eşitliğin hem de bu iznin eşitliğe ne kadar yardımcı olacağı konusundaki tartışmaları tekrar gündeme getirdi.

Tarihi geçmiş hiyerarşik yapıların varlığını en sert şekilde hissettirdiği konulardan biri cinsiyet ayrımcılığı. Keskin hatlarla ikiye ayrılmış bu algıları yıkıp baştan yazmak için yıllardır dünyanın dört bir yanında devam eden mücadeleler kimi zaman zaferle sonuçlanıyor.

Egemenliğin getirdiği hiyerarşi pek tabii modern dünyanın çalışma alanlarında da kendine yer buluyor. Cinsiyetler arasındaki ayrım, maaş eşitsizliklerinden sosyal haklara kadar birçok şekilde ortaya çıkıyor. Regl izni de en çok konuşulan konuların başında elbette. Tekrar vurgulamak gerekirse tozlanmış düşünce yapılarının aksine eşitliği sağlamak demek herhangi bir bireye ‘damgalama’ yapılmasına müsaade etmeme anlamı taşır.

View this post on Instagram

Cinsiyet eşitsizliğine karşı verilen mücadelede cepheler genişliyor, saflar sıklaşıyor 🤔 Devletlerin ve özel şirketlerin bu konuda attığı adımlar ise sembolik ve bir o kadar önemli. Geçtiğimiz günlerde sevindirici bir haber de dünyanın birçok yerinde aktif olarak kullanılan Zomato’dan geldi, tüm kadın ve trans çalışanları için regl izni tanıdığını duyurdu 💥Bu da hem eşitliğin hem de bu iznin eşitliğe ne kadar yardımcı olacağı konusundaki tartışmaları tekrar gündeme getirdi. Dünyanın birçok ülkesinde kanunlarla kabul edilmiş regl izninin ilk olarak Japonya’da çıktığı biliniyor 🧐 Filipinler, Tayvan, Çin, Güne Kore, İtalya ve Endonezya gibi ülkelerin de bu konu da farklı koşullara sahip olsalar da yasalarca izin hakları mevcut. Öte yandan dünyanın diğer birçok yerinde de hiyerarşinin ve eşitsizliğin yoğun mücadelelerinin sürdüğü meydanlar da hâlâ varlığını koruyor tabii… Bir değişime öncü olan regl izniyle ilgili tartışmalar sürerken, uygulamanın dünyadaki ve Türkiye’deki izlerini @nazlisenemdalgic yazdı 🖍dadanizm.com’da, link profilde. Video: İrem Türkmen (@ciplakayaklar)

A post shared by Dadanizm (@dadanizm) on

Dünyanın birçok ülkesinde kanunlarla kabul edilmiş regl izninin ilk olarak Japonya’da çıktığı biliniyor. Filipinler, Tayvan, Çin, Güne Kore, İtalya ve Endonezya gibi ülkelerin de bu konu da farklı koşullara sahip olsalar da yasalarca izin hakları mevcut. Öte yandan dünyanın diğer birçok yerinde de hiyerarşinin ve eşitsizliğin yoğun mücadelelerinin sürdüğü meydanlar da hâlâ varlığını koruyor tabii…

Ülkemizde ise regl izni ilk olarak 2004 yılında “ağır ve tehlikeli işler” kapsamına giren işlerde çalışan kadınlara beş gün olarak tanınıyor. Gel zaman git zaman bu madde önce uygulamaya geçemiyor daha sonra tekstil ve konfeksiyon alanlarındaki bazı işler “ağır ve tehlikeli” kapsamına alınıyor. Pek tabii çıkan çeşitli tartışmalar sonucunda da bu karar tekrar kapsam dışı bırakılıyor, 2013 yılına geldiğimizde ise yürürlükten kaldırılıyor. Bir zaman sonra İzmir Barosu bir ilke imza atıyor ve kadın çalışanlarına her ayın kendilerince belirledikleri bir günü izin hakkı tanıdığını duyuruyor.

Onun hemen ardından da Tunceli Belediyesi “Toplumsal cinsiyet eşitliği ilkemize dayanarak kadın çalışanlarımıza, her ayın belirledikleri bir günü regl izni verme kararı aldık” diyerek bu konudaki ikinci adımı atıyor.

Üçüncü bir adım kimden, nasıl gelir; buralardan başlayıp dünyanın diğer köşelerinde de bir şeylerin değişmesine vesile olacak kararlar yakın zamanda alınır mı meçhul. Unutulmamalı ki her vücut farklıdır ve insanların yaşadıkları rahatsızlıkları kıyaslama, konuşma veyahut önemsememe insan haklarına aykırıdır.

Dünyanın birçok yerinde aktif olarak çalışan, Hindistan merkezli gıda tedariki, restoran arama ve keşfetme gibi hizmetleriyle tanınan Zomato da regl izni uygulamasıyla bu mühim konuyu tekrar gündeme getirdi. Bu duyurunun ardından kurucusu ve CEO’su olan Deepinder Goya, şirkette regl olan herkesin her yıl 10 güne kadar ücretli ‘dönem iznine’ uygun olduğunu açıkladı.

 

Goya, şirketin blog sayfasına yaptığı açıklamada “Zomato’da bir güven, hakikat ve kabul kültürü geliştirmek istiyoruz. Bugünden itibaren, Zomato’daki tüm kadınlar (transseksüel insanlar dahil) bir yılda 10 güne kadar izin döneminden yararlanabiliyor” diyor ve ekliyor “İç gruplardaki kişilere de izinli olduğunuzu e-postalarla söylemekten çekinmeyin.” Ayrıca dikkat etmek gerekir ki bu mesaj insanların bedensel işlevlerinden utanmaması gerektiğine dair ciddi önem arz ediyor.

Zomato Türkiye Ülke Müdürü Cankut Aydın da yaptığı açıklamada “Bugün itibariyle Türkiye dahil faaliyette olduğumuz ülkelerde tüm kadın ve transgender çalışanlarımız için adet izni uygulamasını başlatıyoruz. Menstrüasyon dönemi sebebiyle fizyolojik ve/veya ruhsal olarak kötü hissetmenin ve bu sebeple çalışamayacak olmanın iş hayatında rahatlıkla dile getirebileceği, biyolojik farkların anlayış, güven ve saygıyla karşılandığı bir kültüre sahip olmaktan gurur duyuyoruz. Bu bağlamda ihtiyacı olan çalışanlarımız için senede 10 gün adet izni uygulamamızı hayata geçiriyoruz” diyerek şirketin politikasını yineliyor.

Yılda 10 gün olarak açıklanan iznin neden 10 gün olduğu konusunda resmi bir açıklama yapılmazken Hollanda’da yapılan bir araştırmanın sonucu olarak çalışanların regl dönemlerinde her yıl yaklaşık sekiz-dokuz günlük üretkenlik kaybettikleri sonucuna ulaşıldığı söyleniyor.

Zomato, ücretli regl izni sunan ilk şirket olmasa da bunun şimdiye kadar yapılmış “en yüksek profil” olduğu ve global anlamda ses getirdiği aşikâr. Daha önce de Gozoop, FlyMyBiz ve Culture Mahchine adlı şirketlerin çalışanlarına regl izni verdiği biliniyor.

Daha çok sektörün ve şirketin, daha fazla ülkede, Zomato’yu takip etme olasılığını barındıran bu haber aslında özel sektörün cinsiyet eşitliğini sağlama konusunda ne gibi katkılar sağlayabileceğini de herkese hatırlatmış oluyor. Aynı zamanda konuyla ilgili çok farklı bakış açıları da mevcut.

Uygulamayı gerekli görenler kadar kadınların ve transların potansiyel olarak daha fazla dışlanmasına sebep olduğunu savunanlar da var. Bazı kadınlar da regl olma durumumun o kadar kötü olmadığını düşünüyor ve ihtiyaç duymadıklarını belirtiyorlar. Her ne olursa olsun bu tarz reformlar tıpkı annelik ve babalık izinleri gibi bireylerin iş gücüne katılımının daha da artmasına ve sahip oldukları konumları korumalarına yardımcı olma potansiyeli de taşıyor. Sosyal ve ekonomik faydalarını aynı anda düşünürken özünde konuya pek de önem vermeyen bireylerin algılarında da değişiklik yarattığı bir diğer gerçek. Keza bu tarz izinler algı değişimi ile birlikte yürütülmediği sürece maalesef pek de efektif bir performans gösteremiyor.

Eşitlik söz konusu olduğunda atılan tüm adımların ve dile gelen her sözün büyük önemler taşıdığı da şüpheye yer bırakmayacak bir durumda. Bu sebeple yapılan her türlü girişimin örnek teşkil etmesi gerçekten önem arz ediyor.