Pandemi çağdaş sanat için yeni ilham

Şu günlerin analizi yap yap bitmez. Ekonomik ve siyasi etkileri bir yana sanat camiası da ciddi dönüşümlerden geçiyor. Karmaşık ruh halleri tabii sanatta ve sanatçıda daha farklı tezahür ediyor. Genel olarak herhangi bir bireyin gün içindeki ruh hali geçişleri rekora koşarken, kim bilir sanatçı kalbi neler hissediyor? Pandemi çağdaş sanat

Yaşanan her dönemin geride bıraktığı hislerin en içli dışavurumu hep sanatçılardan geliyor. Toplumdan ve toplumsal olaylardan beslenen yaratıcıların ruhunda pandeminin iz bırakmaması zaten söz konusu bile olamazdı. Kaldı ki günümüzün sanat anlayışında izleyici katılımı artık temel bir gereklilik. Bunu sadece enstalasyon sanatı bağlamında da söylemiyoruz çünkü katılımın da artık ‘fiziksel’ olmasına gerek yok. Çevrimiçi film gösterimlerinden festivallere, konserlerden sergilere kadar uzanan ‘canlı’ bağlantılar bizi oturduğumuz yerden belki de hiç olmadığı kadar başka diyarlara götürüyor. Diğer yandan da okuduğumuz distopik romanlara hiç bu kadar yakın olmadığımız akla geliyor. İtiraf edelim ara ara zihnimizde kendini hatırlatıp bizi ufak panik dalgalarına sürüklese de bir yanımızda gerçekliğin o kadar da değişmeyeceğini düşünüyor…

Öyle ya da böyle çağdaş sanat da pandemi sürecinden bir güzel nasibini almış gibi duruyor. Asıl sorulması gereken soru ise belki de şu:

Hayal gücü gerçekten hayallerden mi yoksa gerçeklikten mi besleniyor?

face-to-face-10-5f3ec37f853aa

Bir mimari tasarım stüdyosu olan CAS (Convergent Architecture Studio) Çin’de gerçekleşen bir kültür tasarım fuarının “sosyal izolasyon pavyonu” için tıbbi yüz maskelerinden yapılmış, ‘yenilikçi’ bir kuruluma sahip “yüz yüze” adlı anıtla ziyaretçileri karşılıyor.

Mekansal bazda hazırlanan proje pek tabii koronavirüs krizinin temasını özetlemeyi amaçlıyor. Yüz maskelerinin basit bir kumaş parçaları olmaktan ziyade virüse karşı bir direnç sembolüne dönüştüğüne inanıyorlar. “Bu devirde insanlar maske bulamıyor bu kadar maske boşa mı gitti” demeyin… Çin’deki salgını acil olarak kontrol etme sürecinde yüz maskesi üretiminin ‘birazcık’ fazlalıkla sonuçlandığını belirtiyorlar. Kalan stoklardan yararlanarak halk sağlığına dair bir mesaj iletme kaygısı ile bu anıtı oluşturduklarını vurguluyorlar.

Proje 80 perde dizisi ve toplam 117.539 ayrı maskeden oluşuyor. Yumuşak kumaş duvarlar arasından mağara benzeri bir alanda ilerlerken dışarıdan gelen dağınık ışık ve boğuk sesler eşliğinde ziyaretçiler de distopik bir yolculuğa çıkıyor gibi.

View this post on Instagram

感谢伙伴们的帮忙

A post shared by PENG DING (@chaosteria) on

Pandemiyle özdeşleşen maskeler, tabii başka yaratıcı zihinlere de ilham oluyor. Onlardan biri de aslen peyzaj mimarı olan Chaosteria…

Chaosteria, arkadaşları Xixi zi ve Xuegang Wang ile birlikte hazırladığı “kaçış yok” performansını Milano’daki Duomo Katedrali’nin önündeki o dev alana taşıyor. Yerde işaretlenmiş küçülen kırmızı bir dairenin sınırları dahilinde hareket etmeye çalışan, tüm vücudu yüz maskeleri ile sargılı bir adamın hareket etme çabası izlerken farklı hisleri de beraberinde getiriyor tabii ama bu günlere dair de her şeyi özetliyor gibi. “Koronavirüs tüm dünyayı kasıp kavurdu ve insanlar her zamanki gibi normal yaşayamıyor, ‘oda’ hayatımızın ana alanı haline geldi” diyorlar zaten sanatçılar da, bu performansın arkasındaki fikri açıklarken.

İzolasyonun insanları endişeli ve huzursuz ruh hallerine sürüklemesinin biraz ürkütücü bir yansıması olarak hayat bulan bu performans sırasında sanatçı da bir süre sonra yorgunluktan ve hareket kısıtlığından dolayı yere düşüyor. Projeye dahil olan tüm maskelerin de kapsamlı bir temizlik ve dezenfeksiyondan sonra yeniden dönüştürülmek üzere atık ürünler kapsamına alındığını da vurguluyorlar.

Bu süreçten doğrudan ‘beslenen’ sanatçıların yanı sıra bir de bu süreçten ‘etkilenen’ sanatçılar da var…

3e5c3969119b5063df4738dd5a764115

Bu sonbaharda Art Basel 23-26 Eylül tarihleri arasında çevrimiçi bir görüntüleme odasında gerçekleşecek. “OVR: 2020” adlı odada bu yıl içerisinde yaratılan işlere odaklanılırken, 28 ila 31 Ekim 2020 tarihleri ​​arasında gerçekleştirilecek olan “OVR: 20c” odasında ise 20. yüzyılda üretilen çalışmalar yer alacak.

“Sanat piyasası hâlâ oldukça zor bir süreçle karşı karşıya olsa da galerileri desteklemek ve izleyicilerimizle etkileşim kurmanın farklı yollarını keşfetmeye devam etmek bizim için çok önemli. Bu kapsamda Çevrim İçi Görüntüleme Odaları’nın yeni sürümlerinin Eylül ve Ekim sürecinde galerilerimize son derece dinamik fırsatlar sunacağı fikrindeyiz” diyor Art Basel’in küresel direktörü Marc Spiegler. Aynı zamanda Art Basel Miami ile aynı döneme denk gelmesi için Aralık ayında başka bir çevrim içi görüntüleme odasının da açılması planlanıyor.

Çevrim içi görüntülenebilecek olan başka bir etkinlik de Burning Man 2020. Sanal formatta gerçekleşen, mimar John Marx ve sanatçı Absinthia Vermut, etkinlik için tasarladıkları müze benzeri pavyonun dijital bir turunu oluşturmuş.

BMJ_2020ManBase-665x375

Marx ve Vermut, Burning Man‘in bu yıl Black Rock City etkinliğini iptal etmesinden ve koronavirüs salgını nedeniyle sanal bir alternatifle değiştirmesinin ardından ‘izleyicisiz müze’ konseptini hayata geçirdiler.

Bu sanal deneyim sayesinde iç mekanları görüntülemek mümkün. Hareket etmek için okları ilerleterek yapının nasıl görüneceğine dair bir ön izleme ve sanat eserlerini fiziksel pavyonda sergilendiği gibi görüntüleme imkanları da mevcut.

Tüm bunların sadece geçici bir sürecin sonucunda meydana geldiğini ve gelecekte eskisi gibi sanatın da fiziksel haline kavuşacağını ummak fazlaca hayalperest bir yaklaşım mı olur? Asla bilinmiyor. Kim bilir belki de bu günler teknoloji çağının hayatlarımıza daha hızlı nüfuz etmesi için bir fırsat niteliği taşıyordur…

Bu arada, Yoko Ono New York semalarından insanlığa bir hatırlatma mesajı gönderiyor. Metropolitan Museum of Art‘ın girişinde, kamusal alanda sergilenen “DREAM” (HAYAL ET) ve “TOGETHER” (BİRLİKTE) başlıklı afişler umut vermesinin yanında sanki yeni döneme bir hoş geldin mesajı da barındırıyor gibi… Konuyla ilgili Met’in esas adamı Daniel Weiss: “Bu ekranlar, New York City ve Met için bir hayata dönme işareti” diyor zaten.

20 Ağustos ile 13 Eylül 2020 tarihleri ​​arasında Met’s Fifth Avenue cephesinde görülebilecek olan afişler hayal gücünün önemini hatırlattığı gibi değişen her çağda sanattan ve yaratıcılıktan kopmamamız yönünde de bir yüreklendirme girişimi sanki.

Pandemi çağdaş sanat

 

Pandemi çağdaş sanat