Netflix’teki Cuties filmi ”gerçekten” ne anlatmak istiyor?

Sundance Film Festivali’nden ödülle ayrılan “Mignonnes” Netflix bünyesine “Cuties” adıyla geçiş yapıyor ve çok ciddi eleştirilerle gündeme oturuyor. Festival boyunca film eleştirmenleri tarafından hiçbir yorum almaması bir yana şu an ABD’de ciddi komplo teorilerinin baş karakteri… Tüm bu tantana bir tanıtım ve iletişim eksikliği mi yoksa film, yönetmenin düşüncelerinin tam aksine tüm eleştirileri hak ediyor mu? Acaba Netflix festival filmlerinin hakkını veremiyor mu? Aklımızda deli sorular… Netflix’teki Cuties filmi

Tek bir konunun toplumdaki birçok konuya değindiği olaylardan biri yaşanıyor ve günlerdir gündemi meşgul etmeye devam ediyor.

Sundance Film Festivali’nde gösterilen, hatta Dünya Sineması Dramatik Film Ödülü’nün de sahibi olan Cuties, Netflix bünyesine dahil olarak olayların fitilini ateşliyor. Orijinal adı Mignonnes olan filmin adını dünya çapında duyurması da aslında haklarının Netflix tarafından alınmasıyla birlikte başlıyor. Ama yanlış anlaşılmasın, filmin ne kadar başarılı olduğu vs. gibi konular değil onu bir anda gündeme taşıyan; çok sert tartışmalar söz konusu. 11 yaşlarındaki bir grup çocuğu ”obje”leştirdiği için çok ciddi eleştiriler alıyor Cuties. Aslında ülkemizde de gelecek filmler kataloğunda yer alıyor fakat RTÜK’ün denetimiyle “çocuk istismarı” söylemleri üzerine hızlıca kaldırılıyor. Türkiye’de bu karar üzerine tepkiler yatışıyor fakat özellikle ABD’de konu giderek büyüyor. “Cancel Netflix” boyutlarına ulaşıyor, sosyal medyada tüm Netflix kullanıcılarının hesaplarını kapatması yönündeki çağrılar her geçen gün artıyor.

Tartışmanın bir de farklı bir tarafı var.

Mesela, sosyal medya üzerinden bu yoğun eleştirileri yapan çoğu kişinin filmi aslında izlemediği biliniyor. Bir diğer yandan da filmin yönetmeni Maïmouna Doucouré Netflix’e verdiği bir röportajda, filmin ana karakteri Amy’nin iki farklı kadınlık modu arasındaki mücadelesini betimlediğini, kendi çocukluğundan da unsurlar içerdiğini söylüyor. Senegal asıllı Müslüman bir ailede yetişirken Batı toplumu içerisinde yaşamanın onu nasıl etkilediğini ve “Nasıl kadın olunur?” sorusunun çocukluğundaki en büyük saplantılarından biri olduğunu anlatıyor… “Bütün öfkeyi içimde biriktirdim, çocuk olarak güçsüzdüm, bugün ise kadınlığa ilişkin görüşümü sanatım aracılığıyla paylaşabiliyorum. Kadının toplumsal özgürlüğü için mücadele ediyorum ve bu benim hikayem. Bizim dinimizde kadının hakları vardır. İslam’ın unutulan fakat hakiki yüzünü göstermek benim için çok önemliydi” diyor.

19 Ağustos’ta Fransa’da gösterime giren film orada pek tartışma yaratmasa da Amerika’da ebeveynlerden politikacılara, film eleştirmenlerinden komplo teorisyenlerine kadar uzanan birçok kesimin yoğun eleştirisi altında kalıyor.

”Komplo teorisi” evet.

Ünlülerin küresel bir çocuk kaçaklığının arkasında olduğuna yönelik teoriler dönüyor etrafta; hatırlarsanız geçtiğimiz haftalarda bir Wayfair olayı kopmuştu ve sıradan bazı objelerin milyonlarca dolara satılıyor olması üzerine bazı teoriler konuşulmaya başlamıştı. İddia edilenlere göre Wayfair üzerinden çocuk kaçakçılığı yapılıyordu ve site üzerinden satışa sunulan objelerin her biri aslında bir paravan olduğu gibi, objelerin yazılan özellikleri de çocukların özelliklerine dair ipuçları taşıyordu.

Konu çok dallanıp budaklandı, hatta bu konudaki teoriler ünlülere kadar ulaştı ve Tom Hanks gibi pek çok ünlünün de bu çocuk kaçakçılığı işinin bir parçası olduğu iddia edildi.

Teorilerin bir kısmı şimdilerde Cuties filmi etrafında şekilleniyor ama bazı teoriler beklenmedik yerlere de gidiyor.

Bir Netflix sözcüsü yaptığı açıklamada, filmin “küçük çocukların cinselleştirilmesine karşı sosyal bir yorum” olduğunu söylerken komplo teorisyeni Paul Joseph Watson da filmi “komünist propaganda” yapmakla suçluyor. Hatta diğer bir kesim de gençlerin sosyal medyada karşılaştıkları toplumsal baskıları ve normları öne çıkardığı gerekçesiyle eleştiriyor.

Yönetmen ise “Tabii ki bunlar söz konusu değil” diyor. “Amy sonunda, kendi yolunu kendi iradesiyle çizebileceğini anlıyor. Cuties esas olarak şunu sorguluyor; biz kadınlar, toplumun biçtiği cinsiyet rolü dışında nasıl biri olmak istediğimize gerçekten kendimiz karar verebiliyor muyuz?”

“Peki o zaman yönetmen esasen hikayesinde ne anlatmak istiyor?” ya da “Gerçekten derdini anlatmak için doğru imgeler seçebilmiş mi?” diye düşünmeden edemiyoruz biz de bir noktada. Netflix gerçekten bir tür suç ortağı mı? Yoksa hazırlanan açıklama metni, fragmanı ve ilanı ile filmi olduğundan daha sığ gösterip hem tüm eleştirileri hak ediyor hem de filme haksızlık mı ediyor?

Belli olduğu üzere Netflix’in film için yaptığı açıklama sanki yönetmenin anlatmak istediğine ve dert edindiği konuya ohoo… Epey uzak… (Kabaca bir çeviriyle: 11 yaşındaki Amy, twerk yapan bir dans grubuna hayran kalıyor. Gruba katılabilmek umuduyla ailesinin geleneklerini reddederek kadınlığını keşfetmeye başlıyor.)

(Yine kabaca bir çeviriyle Netflix’in özrü: Mignonnes/Cuties için kullandığımız uygunsuz görseller için özür diliyoruz. Uygun olmadığı gibi Sundance’te ödül almış olan bu Fransız filmini doğru bir şekilde temsil etmiyordu. Fotoğrafları ve tanıtım metnini değiştirmiş bulunuyoruz.)

Tekrar fark ediyoruz ki aslında haklı ya da haksız herhangi bir konuda sosyal medyada kaos yaratmak ne kadar kolay… Peki gerçekten çok önemli ve hassas olan bu konular için konuşmanın ötesinde ciddi adımlar atıp aksiyon alınabiliyor mu? Çocuk istismarı, insan hakları, cinsiyet eşitliği, toplumsal normlar, kültürel farklılıklar, ifade özgürlüğü, sosyal medya, propaganda ve sanat hakkında herkes ama istinasız herkes konuşuyor da gürültü o kadar fazla ki, sanki kimse gerçek anlamda iletişim kuramıyor.

Netflix’teki Cuties filmi Netflix’teki Cuties filmi Netflix’teki Cuties filmi