Banksy eserlerine sahip çıkmak için kimliğini açıklar mı?

Banksy öyle biri ki hakkında eserleri dışında yazılacak pek bir şey yok. Onu bu kadar çekici kılan da bu zaten, ama bazıları da o çok eleştirdiği sistemin aslında tam kalbinde olduğunu ve hatta çıkar sağladığını konuşuyor. Kimileri de onun anonim kimliğinden faydalanıyor ve eserlerini kart postallara basıyor.Zamanında Bethlehem’de yaptığı Çiçek Atıcısı eserini kullanan bir tebrik kartı şirketi ile arasındaki ticari marka anlaşmazlığında Avrupa Birliği Telif Hakları Birliği, Bansky’nin aleyhine karar vererek tüm bu tartışmaları ve soru işaretlerini bir kere daha akıllara getiriyor.

Banksy geçtiğimiz bir ay içerisinde o kadar fazla konuyla haber oldu ki kendisi üstünde tekrardan kafa patlatmamak elde değil. 1990’ların başından beri sokaklarda graffiti yaptığı tahmin edilen, kimliği hakkında epey teori bulunsa da hiçbiri kesin olmayan ve buna rağmen 1974 Bristol doğumlu olduğu (!) iddia edilen bir sanatçı Banksy. Galiba dünyanın en esrarengiz sanatçısı. Kendine has tekniği, mizacı, duruşu ve bilinmeyen kimliği sayesinde milyonlarca insan tarafından her hareketi, yaptığı her eseri takip ediliyor. Sağlam sistem eleştirileri de bizi günümüzün gerçekleriyle çarpıştırıyor. İnsanlığın problemlerine en doğru telden, en doğru zamanda basabilmek zaten gerçek bir başarı. Kullandığı birçok imge insanlığa ve yaşadığımız yüzyıla mal olmuş olsa da esasen onun imzası haline geldiler.

Değindiği konulara dair yaklaşımlarıyla tam on ikiden vuruyor olsa da ciddi bir kesim de daima eleştirel çalışmalarda bulunduğu hatta tam olarak bundan beslendiği için eleştirdiği sistemin bir parçası olduğunu düşünüyor.

Sanatçının en ünlü eserlerinden olan Balonlu Kız’ın bir baskısının müzayedede 1.4 milyon sterline satıldıktan tam anlamıyla dakika sonra kendi kendini imha etmesi tabii ki dünya çapında inanılmaz ses getirmişti. Çok sağlam bir eleştiri gibi duran bu hamle bir taraftan da sisteme hizmet eder gibiydi. Bu hareketin eserin değerini daha da artırdığını ve bunun da Banksy’nin işine yaradığını söyleyenler de yok değil. Gerçekten de bu gizemli anti kahraman aslında sistem eleştirisinden beslenerek çıkar sağlıyor olabilir mi?

Her ne kadar her eseri milyonlarca insan tarafından sevilerek takip ediliyor olsa da bir başka kesim de var ki yaptığı eserleri ve özellikle seçtiği lokasyonlar sebebiyle sanatçının yıllardır kamu malına zarar verdiğini söylüyor. Hatta fazlasıyla anti bir duruşa sahip olması nedeniyle de İngiliz hükümeti eğer kimliği ifşa olursa bir “suçlu” olarak yargılanacağını bile aktarıyor…

Geçtiğimiz günlerde ise sanatçı bir davayla gündeme gelmişti.

Full Color Black adlı bir tebrik kartı şirketi, Banksy’nin vaktiyle Bethlehem’de yaptığı Çiçek Atıcısı eserini kartlarına basmıştı. Telif haklarından ötürü, iş kısa sürede mahkemeye taşınmıştı tabii. Ama Full Color Black’in şaşırtıcı bir savunması vardı: Eser anonim olduğu için bunun yasal olarak mümkün olduğunu söylüyorlardı. Böyle düşünen tek onlar değildi belli ki: Avrupa Birliği Telif Hakları Birliği tarafından kurulan heyet, iki yıldır süren bu ticari marka anlaşmazlığında Bansky’nin aleyhine karar vermiş bulunuyor. “Kimliği gizli olduğu için bu tür eserlerin mutlak sahibi olarak tanımlanamaz” cümlesiyle kararın nedeni de açıklanmış oluyor. Banksy’nin bir dönem söylediği “Telif hakkı kaybedenler içindir” sözü de konunun üzerine sıkça tekrarlandı bir ara.

Tüm gözler tekrardan kimliği üzerindeki tahminlere çevrilmişken teoriciler tarafından eski TV sunucusu Neil Buchanan’ın gizemli sanatçı olduğu iddia ediliyor. Sosyal medyadaki söylentiler tabii ki ışık hızında yayılırken özellikle bir kişinin yorumu epey dikkat çekiyor: Buchanan’ın eski grubu Marseille’in konser verdiği yerlerde Banksy’nin sanat eserlerinin ortaya çıktığı belirtiliyor. Neil Buchanan ise bu iddiaların gerçeği yansıtmadığı söyleyerek noktayı koyuveriyor.

Fakat hâlâ; “Acaba Banksy eserlerinin hakkını korumak adına kimliğini açıklar ve tüm gizemini kaybetmeyi göze alır mı?” gibi bir soru var ortada. Bazı taraflarda özellikle Banksy’nin halihazırda telif hakkı talebinde bulunmadığını, sadece sanatı üzerinde potansiyel ticari marka hakları aradığını söylüyor. Kaldı ki kuşkusuz, sanatçı hangi bakış açısına sahip olursa olsun sanatına ve ifade özgürlüğüne sahip çıkma, yasalarla koruma hakkına sahip olmalı değil mi?

Tartışmalar son sürat devam ederken Banksy’nin Fransız ressam Claude Monet’in ‘Nilüferler’ serisine ithafen yaptığı Show Me The Monet eserinin de açık artırmayla satışa çıkarıldığı haberi gündeme geliyor. Monet’nin empresyonist başyapıtlarından birini konu alan çalışmanın yaklaşık 3 ila 5 milyon Sterlin arasında bir ücrete satılacağı tahminler arasında.

Eserin Banksy versiyonunda nilüferlerin yüzdüğü gölün içinde ters dönmüş bir alışveriş arabası ve bir trafik konisi bulunuyor. Sanatçının 2005’te bitirdiği eser ilk olarak 15 yıl önce Londra’daki ikinci sergisinde sanatseverlerle buluşmuştu. Banksy’nin kendi söylemiyle “kutsal sayılan eserleri remikslediği” serinin bir parçası.

Kimliği, duruşu ve kazandığı milyonlarca sterlinle hakkındaki iyi ve kötü yorumlar ve sorular devam ederken geçtiğimiz ay göçmenler için bir gemi satın aldığı aklımıza geliyor. Geminin ünlü bir aktivist olan kaptanı Pia Klemp, Banksy’nin kendisine 2019 yılında yazdığı e-postada, “Ben İngiltere’den bir sanatçıyım, göç kriziyle ilgili çalışmalarım var ve bunlardan elde ettiğim parayı elbette elimde tutamam. Bu parayı yeni bir gemi almak için kullanabilir misiniz?” dediğini söylüyor.

Geminin beyaz ve pembe renklere boyanmış güvertesinde bir de Banksy’nin çizdiği kalp şeklinde bir can simidi tutan bir kız çizimi yer alıyor.

View this post on Instagram

. . mvlouisemichel.org

A post shared by Banksy (@banksy) on

Hatta The Guardian gazetesinin haberine göre, Banksy’nin arama ve kurtarma misyonuna dahil olması da 2019 yılına dayanıyor.

Koca bir gizem var Banksy’nin etrafında ve bu da soru işaretlerini tetikliyor elbette. Tabii teori üretmeyi sevenleri de… Eserleriyle ve bu bilinmezliğiyle kendine has bir cazibe yarattığı kuşkusuz Banksy’nin. Bundan yola çıkarak üretilen ”dedikodular” hakkında ne düşünüyordur bilinmez ama bu gizemli halini layıkıyla kullandığı anlar da çok.

Mesela 2013’te New York’ta, MoMA’nın etrafındaki tezgahların birinde işlerini 60’ar dolara satmıştı. Satın alanlar, ellerindekilerin yüzlerce dolar değerindeki orijinal Banksy baskıları olduğunu asla fark etmemişti hatta. Taşı gediğine koyan mizah anlayışının sağlam bir örneği.