Kurgu aleminin lanet karakterlerinden Hemşire Ratched bu defa Netflix yapımıyla ekranlarda

”Birinin sana merhamet göstermesini hak ediyorsun” diyen Hemşire Ratched’ın anladığı türden bir merhameti kim ister?

Edebiyat tarihinin en meşhur zalimlerinden Hemşire Ratched, televizyonun dahi isimlerinden Ryan Murphy’nin gözünden ve senarist Evan Romansky’nin kaleminden Ratched isimli yepyeni bir diziyle yeniden hayat buluyor. Amerikalı yazar Ken Kesey’nin 1962 senesinde yazdığı One Flew Over the Cuckoo’s Nest (Guguk Kuşu) romanında ilk kez karşımıza çıkan Hemşire Ratched’ın sadist ve gaddar bir hemşireye dönüşmesinden önceki serüvenini konu alan yeni Netflix yapımı Ratched, izleyeni daha ilk andan içine çekmeyi başarıyor. Evet, tüm diğer Murphy yapımları gibi… 

Göründüğünden daha fazlası

Miloš Forman’ın yönetmen koltuğunda oturduğu One Flew Over the Cuckoo’s Nest’in film uyarlaması, 48. Oscar Ödülleri’nde En İyi Film, En İyi Senaryo, En İyi Erkek Oyuncu (Jack Nicholson’ın usta performansıyla), En İyi Kadın Oyuncu (Louis Fletcher’ın akıl almaz oyunculuğuyla) ve En İyi Yönetmen dallarında ödülleri kapmıştı. (Adeta beşi bir yerde gibi sıralamışlar Oscar’ları.)

Hem kişiliği hem de hastaları tedavi etme yöntemleriyle kurgu alemindeki sembolik karakterlerden biri Ratched. (Louis Fletcher’ın filmdeki performansı sağ olsun, daha da kazındı aklımıza.) Modern toplumların akıl ve ruh sağlığıyla kurduğu ilişkiyi ve baskıcı sistemi tek başına özetliyor aslında. Yani arkasında derin bir felsefe, köklü bir geçmiş var bu karakterin. Ryan Murphy hemşirenin bu yönlerini yapımında ne kadar benimseyip ekrana taşımak istedi, kestirmek güç ama bu yeni yapımla birlikte gördük ki Mildred Ratched merhamet meleği gibi gözükse de söz konusu amacına ulaşmak olduğunda her türlü yolu deneyebilecek ve zerre merhamet göstermeyecek bir tip. 

Sarah Paulson Ratched GIF by NETFLIX - Find & Share on GIPHY

Masalsı bir gerilim

Netflix yapımı Ratched, Cuckoo’s Nest’ten farklı olarak 1940’lar Kaliforniya’sında geçiyor. Doktor Richard Hanover (Jon Jon Briones) ve baş hemşiresi Betsy Bucket (Judy Davis) tarafından yönetilen Lucia Akıl Hastanesi’ne, Mildred Ratched’ın aslında hiç çağırılmadığı bir iş görüşmesine gelmesiyle başlıyor her şey.

Ratched, sinsi ama akıllarda iz bırakan sempatik gülüşü ve kusursuz dış görünüşüyle başarılı bir hemşire imajına sahip. Doktor Hanover ile (neredeyse) tüm hastane kadrosu tav oluyor Ratched’a. Tabii Hemşire Bucket dışında. Hastanede açık kadro olmadığı için Doktor Hanover, Mildred’i geri çevirmek zorunda kalıyor ve böylece Mildred’in Hemşire Ratched’a dönüşmesinin ilk tohumları atılıyor. Birtakım şantaj işleriyle yerini sağlama alan Hemşire Ratched hastane çalışma sistemine de bir hayli hızlı giriş yapıyor. Doktor Hanover ise alanında öncü olmaya and içmiş hırslı ama sağlam kaçık (!) bir doktor. Sempatik biri hiç değil. Manipülasyonlara açık ve işini yaparken kendini fazlaca kaptırıp akıl almaz sonuçlara gidebilen bir karakter. Madde bağımlısı olan doktorun tek derdi ise kontrolü altında olan akıl hastalarını hipnoz, lobotomi ve bilimum insanlık dışı tedavi yöntemleriyle ”iyileştirmek”. Keşke gözlerini biraz daha açıp sezon sonlarına doğru hastane koridorunda Mildred’a patlattığı cümleyi en başta söyleyebilseydi: ‘’Seni hastaneye hiç almamalıydım Hemşire Ratched.’’

Ama artık çok geç Doktor Hanover.

İzleyici olarak ilk bölümde bir yandan Mildred’ın bu akıl hastenesinde işe girerek ne gibi bir çıkar sağlayacağına anlam vermeye çalışıyor, diğer yandan da Murphy yapımlarının imzası haline gelen, ustaca düşünülmüş rengarenk kostümlerin, nefes kesen manzaraların masalsı etkisine kaptırıyoruz kendimizi. Derken, etrafa psikopat bakışlar fırlatan Edmund Tolleson’ın (Finn Wittrock) birden fazla rahibi vahşice katlettiği sahne çıkıveriyor karşımıza. Şöyle bir silkeleniyoruz. (Biraz fazla rahatlamıştık, iyi oldu. Dimdik oturuverdik ekran karşısında.)

Edmund Tolleson, Mildred’in başvurduğu akıl hastanesine, idam cazasına çarptırılan bir suçlu olarak transfer ediliyor. Tesadüfe bakın! Hannibal Lecter’ın da tutulduğu, Kuzuların Sessizliği’ndekine benzer bir hücreye kapatılıyor Edmund. Daha doğrusu, hastanenin bodrumdaki şarap mahzeni, ona özel, bol korumalı bir hücreye dönüştürülüyor. Ve bilin bakalım hemşiresi kim oluyor. Tabii ki Ratched. Mildred’in tek amacı çocukluğundan beri bulmaya çalıştığı kardeşi Edmund’ın idama kurban gitmesini engellemek ve uğruna, yoluna çıkan her şeyi yok etmek! Şimdi anladınız herhalde o hastanede ne işi var Ratched’ın.

Sarah Paulson Ratched GIF by NETFLIX - Find & Share on GIPHY

Marjinal karakterler sazı eline alınca

Ryan Murphy’nin neredeyse tüm alametifarikaları burada da var: görsel şov sunan göz kamaştırıcı kostümler, masalsı anlatım ve hastaneler. (American Horror Story, Nip/Tuck gibi dizilerini hatırlayalım.) Capcanlı renklerin bünyeye yaydığı hislerle tezat oluşturacak şekilde izleyeni derinden derine geriyor Ratched. Bu tezatlıkla afallatıyor da… Beden üzerinden bol vahşetli sahneler sıralanmaya başlıyor gözümüzün önünde. Bu huzursuzluk saçan sahneleri öyle kusursuzca ekrana taşımış ki Murphy, bazen masal mı izliyoruz yoksa travmatik bir gerilim öyküsü mü, ayırt etmek pek mümkün olmuyor. Oyuncular, yönetmen ve senaristin yanı sıra film ekibinin emeğine de şapka çıkarmak lazım.

Netflix ile rekor bir anlaşma imzalayarak modern televizyon tarihinin en güçlü isimlerinden olmayı başaran Murphy, yapımlarında toplumun dışına itilmiş karakterleri ana akıma taşımasıyla nam salmış bir yapımcı, hatta belki de bir tür kanaat önderi. Pose, Hollywood, Nip/Tuck, American Crime Story ve American Horror Story gibi yapımlarından sonra Ratched’ta da ötekileştirilmiş karakterlere söz hakkı veriyor. Karakterler, yine aşırı iyi kurgulandığından bazen konunun nerede olduğunu unutup karakterlerin hayatlarına ve aslında ne kadar çok eğlendiklerine tutulup kalabiliyoruz. Ve bir noktadan sonra, karakterleri fazla benimsediğimizden olsa gerek, geçmişlerini de merak etmeye başlıyoruz. Yani ne olmuş, başlarından neler geçmiş de bu hale gelmişler? 

Ancak bazı eleştirmenler bizim gibi naif düşünmemiş. Dizinin korku, gerilim, heyecan gibi vadettiği hiçbir unsuru barındırmayan, sadece görselliğe odaklanmış, çok süslü bir yapım olduğunu söyleyenler de var.

Cuckoo’s Nest’teki ‘orijinal’ Hemşire Ratched’ın hastalarıyla olan pasif agresif ilişkisine seride pek değinilmemiş olması da eleştiriliyor bir taraftan. Bunlar biraz haksız bir yorum tabii; neticede Murphy, hemşirenin henüz Guguk Kuşu’ndaki gibi iyice tırlatmadan önceki hikayesine odaklanmış. İlk sezonda daha çok cinsel kimliğinin arayışında olan, şanstan yana hiç yüzü gülmemiş bir hemşirenin hikayesine tanıklık ediyoruz. LGBTİQ+ karakterlerin hem kendileri hem de toplumla olan çarpışmalarını sıkça yapımlarına taşıyan Murphy, burada da benzer bir hatta ilerliyor. Tabii güçlü kadın karakterleri de seviyor Murphy ve bir önceki dizisi Hollywood’dakine benzer şekilde, 1940’lar ABD’sini ele geçiren ırkçılığı, bu yapımda da yerle bir ediyor. 

Sarah Paulson Ratched GIF by NETFLIX - Find & Share on GIPHY

Renkli karakterlerin esrarengiz hikayeleri 

Murphy’nin Sarah Paulson ile olan gönül bağı Ratched’a da taşınıyor elbette. American Horror Story (sezonlar boyunca) ve American Crime Story: The Assassination of Gianni Versace sayesinde bizim de kalbimizde ayrı bir yere yerleştirdiğimiz Sarah Paulson Ratched’ta da alıp götürüyor bizi. Paulson’ın her sahnede adeta zırh gibi giydiği, ustaca hazırlanmış kıyafetlerine de vurulmamak elde değil. Televizyondan fırlayıp yanımızda bitiverecekmiş gibi. Tüm detaylar tek tek bir araya gelip Sarah Paulson’ın her zamanki sahici performansıyla birleşince hikaye daha da sürükleyici bir hale geliyor; bir bakmışız, Ratched’ın karanlık ve gizem dolu geçmişinde usul usul dolaşıyoruz biz de. 

Sarah Paulson Ratched GIF by NETFLIX - Find & Share on GIPHY

Türlü türlü maddelerle ayakta duran, sağlıklı düşündüğünü sansa da aslında kendi de biraz kaçık olan Doktor Hanover’in adeta bir müzeyi andıran koskoca ofisinde kayboluyoruz bir de bazı sahnelerde. Hemşire Bucket’ın (Judy Davis), ”Bu hastane benden sorulur” edasındaki kontrol deliliği ile yine bir başka manyak olan Hemşire Ratched’in bir şeftali üzerinden ustaca sürtüşmelerine hayran kalıyoruz. Edmond Tolleson’u canlandıran Finn Wittrock ise American Horror Story’deki karakterlerini aratmıyor hatta hepsini yüceltiyor. Delici sayko bakışları ve amorf vücut diliyle tam bir psikopat olan Edmond’ın sevgiye muhtaç kalbini ise Hemşire Dolly yumuşatıyor. En az Edmond kadar psikopat olan Dolly ise ağzından çıkarmadığı sakızı ile hain planlar peşinde. Bonnie ve Clyde hayali ile yaşayan Hemşire Dolly, Edmond’ı kısa bir süreliğine de olsa mutlu ediyor.

Sarah Paulson Ratched GIF by NETFLIX - Find & Share on GIPHY

Başka karakterler de var dizi boyunca karşımıza çıkan.

Mesela ne zamandır ekranlarda görmeye pek alışık olmadığımız Cynthia Nixon valinin yeniden seçilmesi için seçim kampanyasında aktif bir rol alan, idealist basın sekreteri Gwendolyn Briggs olarak karşımıza çıkıyor. Zamanla Mildred için beslediği yoğun duygularla serseri bir aşığa dönüşen Gwendolyn, kalbi kırılınca Sex and the City’deki Miranda gibi sert çıkışlar yapabiliyor. (Nereye baksak, Miranda’yı görüyoruz işte. Cynthia Nixon’ın suçu değil.)

Charles Wainright (Corey Stoll), hastane koridorlarında ve Sealight Inn’de esrarengiz kılıklarda dolaşarak zihnimizde türlü şüpheler uyandırıyor. Vali George Wilburn de (Vincent D’Onofrio) Amerikan siyaset sisteminin nasıl yürüdüğü hakkında bazı ipuçları sunuyor bize. Louise (Amanda Plummer), 1920’lerin flapper kültürünü tam orta yerinde yaşamış, şimdi ise kafası gidik bir otel işletmecisi olarak karşımıza çıkıyor. Lenora Oswood da karakterler arasında seyirciyi en çok heyecanlandıranlardan biri muhtemelen. Cynthia Nixon gibi, uzun zamandır görmeye hasret kaldığımız Sharon Stone canlandırıyor kendisini. Muazzam kostümlerin ve renklerin hakim olduğu bir dünyanın içinde, irite edici maymunu ve kötürüm kalmış oğlu Henry Oswood (Brandon Flynn) ile kalan mirasının keyfini sürüyor.

13 Reasons Why ile tanıdığımız Brandon Flynn’i yine çaresiz bir halde görmek, ne yalan söyleyeyim beni biraz üzdü. Acımasız vahşi yöntemlerle eşcinsellikleri tedavi edilen (!) hastaların kurtuluşu ise dünyalar iyisi Hemşire Huck (Charlie Carver) tarafından sağlanıyor. Suratının yarısının savaş sırasında yanmış olması ve baş hemşireliğe atanması ise Murphy’nin marjinalleşmiş karakterleri ana akıma dahil etmesine bir başka örnek. İlerleyen bölümlerde etkileyici performansıyla akıllarda iz bırakan ve birçok ödülü toplayacak gibi duran isim ise Sophie Okonedo yani Charlotte Wells. Çoklu kişilik bozukluğundan muzdarip Charlotte, korku ve stres altında kaldığında farklı kişiliklere bürünerek seyirciye teatral bir deneyim sunuyor.

Peki gaddar Hemşire Ratched’i ikinci sezonda görecek miyiz?

Diziye dair yapılan olumsuz eleştirilerden biri de Mildred Ratched karakterinin, 1975 tarihli filmdeki gibi sadist ve soğukkanlı bir hemşire olarak yansıtılmamış olması. Oysa dediğimiz gibi, Ryan Murphy ve Evan Romansky, Ratched’ın gaddar hemşire karakterine nasıl dönüştüğünü anlatıyor. Romandaki ve filmdeki zalim hemşireye özlem duyanlar (!) için ise güzel (!) haberler var.

Söylentiler; Eylül 2021’de yayınlanması planlanan ikinci sezonda Mildred’ın zalim ve acımasız hemşireye nasıl evrildiğini ve ondan sonraki vahşi eylemlerini izleyeceğimiz yönünde.