İyileşme Çizimleri’nin yaratıcısı Melis Berk ve hepimize iyi gelen çizimleri

İyileşme Çizimleri’nin yaratıcısı Melis Berk’e dadanıyoruz, sorularımız ve hissettirdikleri eşliğinde… İyileşme Çizimleri’nin yaratıcısı Melis Berk

“Hayatta kalana inanıyorum.”

“Mağdur değilim, kurban değilim. Hayattayım.”  

“Kendimi korumayı öğreniyorum.”

Bu sloganlar İyileşme Çizimleri’nin yaratıcısı Melis Berk’in çizimlerinden. Severek dinlediğimiz, herkes dinlesin istediğimiz, Hazal Sipahi’nin podcast programı Mental Klitoris’in “Cinsel Şiddetten İyileşme” isimli bölümüyle tanıştım, İyileşme Çizimleri ve yaratıcısı Melis Berk ile. Üretimlerini, “Cinsel şiddetten, duygusal şiddetten, fiziksel şiddetten iyileşme üzerine kuir, vegan ve feminist çizimler” şeklinde tanımlayan Melis ile Instagram hesabı üzerinden paylaştığı çizimlerini ve iyileşme sürecini konuşmak için bir araya geldik.

*Not: Bu yazı cinsel saldırı, şiddet ve tecavüzden hayatta kalanlar için tetikleyici olabilir.

22 yaşındaki Melis, Boğaziçi Üniversitesi Psikoloji bölümü son sınıf öğrencisi. Biraz kendisini tanıtmasını istediğimde, “Kendimi nasıl tanıtmam gerektiği konusunda pek emin değilim aslında. Neredeyse hep çizim yapıyormuşum gibi geliyor” diyor.  Sohbetin devamında,  “Şu sıralar veganlık üzerine çizimler yapmaya çalışıyorum. Veganlık benim için önemli bir kimlik” diyerek ekliyor. Melis’in herhangi bir resim eğitimi yok, daha önce birkaç kez kursa gitmeyi denediğini ama devamlılık sağlayamadığını söylüyor. 15 yaşlarındayken regl kanıyla çizim yapmaya başladığını ve 18 yaşına kadar düzenli olarak her ay devam ettiğini belirterek, “Yaşadığım şiddet ve bunun bana hissettiklerini çizerdim” diyor. Daha sonra bu devamlılık kesiliyor, Melis çizimlerine ara veriyor. “Uzun süreli, bana çok iyi gelmeyen bir ilişkiden çıkmıştım ve sonrasında hem o ilişkiden hem de daha önceki travmalarımdan kalan bir iyileşme süreci yaşadım. O dönem çizmeye vakit ayıramamıştım,” diye anlatıyor bu ara verme sürecini.

Hepimizin ne yapacağını bilemeden, Zoom görüşmelerinden ekmek yapmalara koştuğumuz karantina dönemi Melis için de çizmeye geri dönme fırsatı olmuş. “Sıkılıyordum ve kendime iyi gelmek istedim” diyerek İyileşme Çizimleri’ne başlamış.

“Neden İyileşme Çizimleri, sence iyileşme nedir?” diye sorduğum Melis’ten bu soruyu şöyle bir yanıt geliyor: “’İyileşme’ denince aklıma ilk olarak, travmadan iyileşme geliyor. Burada sadece çok özel ya da belirgin travmalardan bahsetmiyorum. Çok iyi geçmeyen bir çocukluk da travma nedeni olabilir ya da ebeveynlerimizle bağ kurmada sorun yaşamak da bir travmadır ve iyileşmeye ihtiyaç duyabiliriz. Hepimizin iyileşmeye ve iyi gelen şeylere ihtiyacı var.”

View this post on Instagram

*hayatta kalanin bedeni, suc mahalli degildir. *the survivor's body is not the crime scene. (betimleme: sirtindaki cantasinin askilarini tutan ergen melis, gulumsuyor.) #devletşiddeti #iyileşmeçizimleri #travma #iyileşmekmümkün #iyileşme #iyileşeceğiz #şiddet #şiddetehayır #cinselşiddetlemücadele #cinselistismarahayır #cinselistismar #cinselşiddet #kadınayönelikşiddet #erkekşiddeti #erkekşiddetinekarşısesçıkar #duygusalşiddet #psikolojikşiddet #psikolojikdestek #hayattakalan #hayattakalanlar #solidarity #dayanışma #selflove #özbakımbecerileri #özyardım #faillerikoruma #hayattakalanainan #believethesurvivors #duygusalşiddet #womenofillustration #akılsağlığı

A post shared by melis berk (@iyilesmecizimleri) on

Özbakım ve özyardımın önemi

Melis üretimlerinde yalnızca iyileşme sürecine değil, öz bakım ve öz yardım kavramlarına da yer veriyor. Özyardım, Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği Kavramlar Sözlüğü’nde “Kişinin kendi çabası, kaynakları ve iradesi ile duygusal, psikolojik ve somut temelde bir problemi aşmakta ihtiyaç duyduğu desteği kendine sağlaması. İngilizce ‘self help’ kelimesinden çevrilmiştir. Kendine yardım etme, kendine destek olma, kendini güçlendirme anlamında kullanılır. Travma sonrası şifa bulma sürecimizde kendimize iyi gelen veya bizi ikincil travmalardan koruyan şeyleri keşfedip uygulamamız öz yardımdır,” şeklinde tanımlanıyor. Maalesef öz bakım ve öz yardım hakkında Türkçe kaynak bulmak çok kolay değil. Son yıllarda kavramın bilinir hale gelip yaygınlaşmaya başladığını gözlemlemek sevindirici. Melis biraz da buradan hareketle, Türkçe kaynak yaratmak istediğini vurguluyor.

Ona göre, özbakım ve özyardım kendimize bakmanın bizim işimiz, sorumluluğumuz olduğunu hatırlatan şeyler ve bu yüzden önemli. Kendi iyileşme sürecinde öz bakım ve öz yardımın önemini anladığını, “Büyürken, çocukluk ve ergenliğimde yardım ve koruma beklediğim kişilerden yanıt alamadığım için sanırım, bakım sorumluluğumun hep bir başkasına ait olması gerektiğini hissettim, varsaydım ve öyle davrandım. Yavaş yavaş kendime bakmayı öğreniyorum ve bu özbakım-özyardım pratiklerini deneyimlememin bir getirisi” diyerek açıklıyor. Bu konuda ilham aldığı sayfaları da ekliyor: emmnotemma, frances_cannon, makedaisychains, werenotreallystrangers bunlardan birkaçı. Ayrıca makedaisychains’in “boring self-care (sıkıcı özbakım)” diye bir serisi var, özbakımın nerelere kadar genişleyebileceğini ondan öğrendim mesela,” diyor.

View this post on Instagram

*diger hayatta kalanlari gozetiyorum. birbirimizi dusunuyoruz. *i look out for other survivors. we think about each other. (betimleme: oturan iki yetiskin, biri basini digerinin omzuna koymus, sarilmislar. gulumsuyorlar.) #travma #iyileşmekmümkün #iyileşme #iyileşeceğiz #şiddet #şiddetehayır #cinselşiddetlemücadele #cinselistismarahayır #cinselistismar #cinselşiddet #kadınayönelikşiddet #erkekşiddeti #erkekşiddetinekarşısesçıkar #duygusalşiddet #psikolojikşiddet #psikolojikdestek #hayattakalan #hayattakalanlar #solidarity #dayanışma #selflove #özbakımbecerileri #özyardım #fail #faillerikoruma #hayattakalanainan #believethesurvivors #akılsağlığı

A post shared by melis berk (@iyilesmecizimleri) on

“Hayatta kalan odaklı hikâyeler”

Yaklaşık bir ay önce I May Destroy You dizisini izlerken bir yandan da Melis’in çizimlerini takip ediyordum. Hatta diziyi yorumladığım yazının başlığını da Melis’in bir çiziminden esinlenerek atmıştım.

Michaela Coel’in hayatından otobiyografik izler taşıyan rıza, onay ve iyileşme sürecini anlatan dizide Kwame, yakın arkadaşı Bella’ya, “İyileşme sürecinde sana iyi gelen şeyler yapmalı ve iyi gelen insanlarla vakit geçirmelisin” diyordu. Travmaları aşma ve iyileşme sürecinde hayatta kalanı dinlemek ve ona inanmak yapabileceğimiz ilk şey. Cinsel şiddet, taciz ve istismar söz konusu olduğunda ses çıkarmak ve dayanışmak sence neden önemli diye sorduğum Melis, söze Judith Herman’dan bir alıntıyla başlıyor: “Travmatik yaşantının dile getirilemez olduğunu söyleyerek başlamıştı Judith Herman, Travma ve İyileşme kitabına. Söz konusu cinsel şiddet olduğunda, bu dile getirilemezliğin toplumsal utanç-utandırma ile iyice içinden çıkılamaz bir hal alabildiğini hissettim hep. Yaşadığım taciz ve tecavüzleri dile getirdiğim yıllar boyunca, insanlardan ‘Bunu bu şekilde anlatabildiğine inanamıyorum, bence bunları gerçekten yaşamış biri bu kadar rahat konuşamaz,’ gibi incitici, sorgulayıcı ve güçsüzleştirici tepkiler aldım. Bana inanmayan, ‘Bu kadarı da olmaz,’ diyen, ‘Abartmışsındır, yanlış anlamışsındır,’ diye akıl yürütenler çok oldu. Cinsel şiddetin, hayatta kalan tarafından dile getirilmesini korkutucu buluyoruz ama aynı cinsel şiddet fail tarafından dile getirildiğinde onun gerçekliğine hemen inanıveriyoruz. Kitaplar, filmler tanık olanın ya da bizzat failin bakış açısıyla çekilmiş-yazılmış cinsel şiddet anlatılarıyla dolu, ama hayatta kalanın neler yaşadığını bilmek istemiyoruz. Bu ikiyüzlü ve fail odaklı anlayışın hakim olduğu bir dünyada, kendi yaşadığın cinsel şiddet hakkında, bir başkasının yaşadıkları hakkında veya bizzat kendi uyguladığın cinsel şiddet hakkında… Hayatta kalan odaklı, onun hikayesini anlatan bir dille konuşabilmenin önemi hayati bence. Hayatta kalanları ses çıkarabilmeleri için cesaretlendirmemiz gerekiyor. Onların sesinden aldığımız ilhamla, şiddet hikayelerini hayatta kalanın bakış açısından yeniden inşa edebilmeyi, hikayeyi hayatta kalanın gözünden temsil etmeyi öğrenmemiz gerekiyor,” diyor.

Peki, bir hayatta kalanla konuşurken ve onu dinlerken nelere dikkat etmeliyiz?

Elbette bu çok biricik ve değişken bir durum, bu soruya genelleyici bir yanıt vermek doğru olmayacaktır. Kimimize iyi gelen bir yaklaşımın, bir başkasına iyi gelmeyeceğini ya da onu tetikleyebileceğini unutmamak gerekiyor. Melis iyileşmeye çalışan bir insana nelerin iyi gelip gelmeyeceğini sadece o insana sorarak öğrenebileceğimizi söylüyor ve kendi deneyiminden örnek veriyor: “İyileşme sürecimde yaşadığım yaşadıklarımı anlatmaya ihtiyacım vardı ve insan ayırt etmeksizin herkese anlatıyordum. Ama insanlar böyle şeylere nasıl tepki vereceklerini bilmiyor, fevri olabiliyor. Sonra fark ettim ki kendime dönmek bana iyi geldi. Bu süreç kişiden kişiye göre değişebiliyor, ama iyi bir dinleyen olmak en önemlisi.”

Melis çizimlerinde genelde kişisel tecrübeleri ve iyileşme sürecinden ilham aldığını söylüyor. “Otobüs yolculuklarını ve salıncakta sallanmayı çok seviyorum. Genelde o sırada aklıma bir fikir geliyor ve not alıyorum,” diyerek de yaratım sürecini anlatıyor:  “Genel çizdiklerim var, örneğin çocukların çocuklara yaşattığı cinsel istismarı çiziyorum ara sıra. Bu tamamen kendi yaşadıklarımdan ve aldığım tepkilerden yola çıkarak çizdiğim bir seri. Bunun gibi spesifik ve genel şeyler çiziyorum.”

Konunun kırılganlığının ve hassasiyetinin farkında ama yine de çizimlerini paylaşırken herhangi bir kontrol mekanizması uygulayıp uygulamadığını merak ediyorum. Herhangi bir sansür ya da kontrol mekanizması uygulamadığını, travmasını tetikleyen bir durumla karşılaştığında kendine nasıl hitap edip konuşuyorsa, çizimlerinde de benzer dili ve cümleleri kullandığını söylüyor ve ekliyor: “Bazen paylaştıklarım acaba herkese iyi geliyor mu endişesi yaşıyorum, dile çok dikkat ediyorum. Bana iyi gelen ve güvende hissettiren ifadeleri seçiyorum. ‘Hayatta kalan’* ifadesi mesela, aslında o ifadeyi pek yeterli bulmuyorum ama şimdilik en doğru gelen o olduğu için kullanıyorum.”

“İstediğin herhangi bir yere, herkesin görebileceği tamamen kendi istediğin bir cümle yazabilseydin, ne yazardın?” diye sorduğum Melis, “Mağdur değilim, kurban değilim hayattayım!” cümlesini seçiyor.  Bu vesileyle tekrar hatırlatmakta fayda var: şartsız-koşulsuz, ama’sız, “Hayatta kalanın yanındayız, yanında olmalıyız”.

Not: Melis’in kendisi başta olmak üzere hepimize iyi gelen çizimlerini @iyileşmecizimleri hesabından takip edebilir, isterseniz çizimleri sticker olarak alabilirsiniz.

*Cinsel Şiddetle Mücadele Kavramlar Sözlüğü, “hayatta kalan” ifadesini, “ Hayatının bir döneminde cinsel şiddetin herhangi bir biçimine maruz bırakılmış olan” şeklinde tanımlıyor.

 

 

İyileşme Çizimleri’nin yaratıcısı Melis Berk İyileşme Çizimleri’nin yaratıcısı Melis Berk İyileşme Çizimleri’nin yaratıcısı Melis Berk İyileşme Çizimleri’nin yaratıcısı Melis Berk