Sansasyonel tarihi ve 2020 kazananları ile Nobel Ödülleri

Nobel Ödülleri eşittir ”tartışma”, eşittir ”sansasyon”… Talihi kötü demek isterdik ama onu var eden yapının güncellenme sorunu da soru işaretlerini beraberinde getiriyor. Bir de tabii işin içine politik mevzular girince, tartışmalar dünya çapında yayılıyor. 120. kez verilen Nobel Ödülleri cephesinde ise bu yıl bir sakinlik söz konusu… Geçmişte ağzı yanan komite, adımlarını temkinli bir şekilde atmaya çalışmış olabilir ama yine de çok ikna edici değil. Evet, çeşitlilik açısından da geçtiğimiz yıllara göre farklı bir yöntem izlenmiş gibi fakat yok, o da pek ikna edici değil. Şimdilik.

Ödülleri başlatan adam

Adını İsveçli kimyager Alfred Nobel’den alan ve vasiyetinden bu yana neredeyse her sene birçok konuda farklı tartışmalarla birlikte gelen bu ödüller hakkında söylenecek çok şey var aslında. Ödüllere adını veren Alfred Nobel, Stokholm’de varlıklı bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmiş. Doğumundan kısa bir süre sonra babası iflas edince ailecek Saint Petersburg’a taşınmak zorunda kalmışlar; bu yeni şehirde de babası bir atölye kurarak Rus ordusu için silah üretmeye başlamış. Her ne kadar sayın Alfred Nobel edebiyata ve şiire ilgi duyuyor olsa da ailesinin isteği üzerine kimya eğitimi almak zorunda kalmış.

Öyle bir kariyer ki onunki çok ciddi patlamalara sahne oluyor. ‘‘Patlama’’ sözcüğünü mecazi anlamıyla kullandığımız düşünülmesin sakın. 355 farklı patenti var Alfred Nobel’in ve dinamit bunlardan biri. Mesela bir deneyi sırasında küçük kardeşi ile birlikte dört kişi hayatını kaybediyor. Fabrikalar açıyor, patlayıcılar üzerinde ciddi araştırmalar ve çalışmalarda bulunuyor.

10 Aralık 1896’da hayatını kaybettiğinde ise gazetelerin manşetleri kendisine biraz acımasız davranıyor gibi ama tarihe geçen şu başlıkta doğruluk payı da yok değil:

“Le marchand de la mort est mort.” Türkçe çevirisiyle: “Ölüm taciri öldü!”

Artık vicdan yaptığından mıdır bilinmez, mirasının adını taşıyacak bir enstitüye aktarılmasını vasiyet ediyor ve her yıl bu enstitünün, insanlığa hizmette bulunan isimleri ödüllendirmesini şart koşuyor. Tabii bu vasiyet de çok ciddi tartışmalara sebep oluyor ama 1900 senesinde İsveç hükümetinin olaya el atmasıyla birlikte sular da duruluyor ve ödüller fizik, kimya, fizyoloji, tıp, edebiyat ve barış dallarında düzenli olarak verilmeye başlıyor sonunda. Bunlara daha sonra 1969 yılında ekonomi ödülü de ekleniyor.

Adaylıklar, kazananlar, türlü tartışmalar

Her yıl binlerce profesör, ulusal akademi üyesi, Nobel ödülü sahibi hatta parlamento üyeleri tercih ettikleri adaylar adına Nobel komitelerinde çalışmalarda bulunuyor. Evet, arka planda dönen lobiler söz konusu; siyasi bir tarafı olduğu kesin. Şimdiye kadar birçok bilim insanı, edebiyatçı ve aktivist bu ödüllere layık görüldü. Aşağı yukarı her sene seçilen adaylar hakkında da çeşitli tartışmalar ortaya çıkıyor. Seçilemediği için gündem olan adaylar da var. Mesela atomun bölünmesine yardımcı olan bilim insanı Lise Meitner, 48 kez aday gösterilmesine rağmen hiçbir zaman Nobel ödülünü kazanamadı.

Diğer yandan da edebiyat komitesinin mizahı nadiren ödüllendirmesi de eleştiri toplayan bir konu. Edebiyat demişken, hatırlarsanız birkaç yıl önce rock müziğin aksi dehası Bob Dylan “yeni şiirsel ifadeler yarattığı” için ödüle layık görülmüştü ama Dylan yine her zamanki protest tavrıyla tabiri caizse pek sallamamış, ödülü almaya bile gitmemiş (yerine Patti Smith‘i göndermişti), para ödülünü hatta hepten kabul etmemişti. (Aşağıdaki video ve kapak fotoğrafında göreceğiniz üzere Patti Smith Bob Dylan’dan da fazla heyecanlı ödül karşısında… Ki ödülü bile kazanmış değil… Bir noktada sahnedeyken Bob Dylan’ın A Hard Rain’s A-Gonna Fall şarkısının sözlerini unutuveriyor ama işte. Yine de alkışı topluyor Patti Ablamız.)

Bizim buralardan da kazananlar oldu elbette. 2006 Nobel Edebiyat Ödülü “Kentinin melankolik ruhunun izlerini sürerken kültürlerin birbiriyle çatışması ve örülmesi için yeni simgeler bulan yazar” açıklaması ile Orhan Pamuk’a verilmişti. Daha sonra bilim insanı olan Aziz Sancar da DNA onarım mekanizmasının nasıl işlediği hakkında yaptığı çalışmalarla Nobel Ödülü’ne layık görülmüştü. Memleket sınırları içerisinde farklı görüşlerden seslerin yükselmesine sebep olan iki ödül. Yaptıkları işlerden ziyade, politik nedenlerle değerlendirilmeleri ise yine bizim bu memlekete özgü bir durum…

Asıl barış ödülü en politik Nobel olabilir. Dr. Martin Luther King, Nelson Mandela ve Malala Yousafzai gibi isimlerin özgürlük adına verdiği mücadeleler sebebiyle aldıkları ödüller oldukça sembolik ve dünya barışı adına çok şey söylüyor. Malala Yousafzai 2012 yılında ödülü aldığında henüz 17 yaşındaydı ve Nobel’e layık görülen en genç kişi olarak tarihe geçmişti.

Bu arada Nobel, ödülleriyle olduğu kadar madalyalarıyla da epey ünlü. 2014 yılında James Watson kazandığı madalyasını maddi sebeplerle açık artırmayla satışa çıkarmıştı. Madalya da bir Rus milyarder tarafından satın alınmış ama daha sonra tekrar Watson’a geri gönderilmişti. Paranın ise bilimsel araştırmalarda kullanılması isteniyor. Biyolog Francis Crick’in madalyası da ölümünden sonra ailesi tarafından satılmıştı.

James Watson ve Francis Crick, DNA’nın iki sarmallı yapısını ortaya çıkararak tarihi bir başarıya imza atmışlardı ama bu başarılarının arkasında aslında Rosalind Franklin’in çektiği bir fotoğraf olduğu da daha sonra ortaya çıkmıştı. Franklin’den habersiz olarak Watson’a gönderilen bir fotoğraf sayesinde bu bilgiyi kanıtlamışlar ama resmi olarak Franklin’i dahil etmemişler. Yıllar sonra bu gerçek ortaya çıkıyor tabii. Watson’ın İki Sarmal adıyla yayınlanan kitabında Rosalind Franklin’i saldırgan bir insan olarak gösterip epey cinsiyetçi ifadelerle ondan söz ettiği de bir gerçek. Üstelik ödüllendirme konusunda cinsiyet eşitsizliğinin belirginliği de hâlâ geçerliliğini korumakta.

 

Her ne kadar Nobel Ödülleri’nin ilk yıllarında Marie Curie hem fizik hem de kimya alanında ödül almış olsa da genel olarak bakıldığında kazanan isimler arasında kadınlara çok az rastlanıyor. Sayılarla konuşacak olursak, bugüne kadar ödül kazananların arasında 866 erkek, 53 kadın ve 24 de kurum ve kuruluş var. Kabaca bir matematikle, erkek kazananlar, kadın kazananların 16 misli… 16 demişken, başlangıçtan bu yana sadece 16 siyahi ödül kazanabilmiş. Yani evet, yine kaba bir matematikle tüm kazananların 50’de biri.

 

Yine de Nobel tarafı durumu telafi etmek ister gibi; attığı adımlar çok geç olsa ve devamlılığı konusunda henüz pek ikna edici sayılmasa da…

Bu sene bilimsel kategorilerde kadınlar geçmiş yıllara oranla daha çok öne çıkıyor.

Yani öyle gibi…

Fizik Ödülü

Emmanuelle Charpentier ve Jennifer A. Doudna, Crispr-Cas9 genom düzenleme tekniğinin geliştirilmesindeki çalışmaları ile Nobel Kimya Ödülü’ne layık görülürken, Nobel Fizik Ödülü’nü de “kara delikler de dahil olmak üzere evreni kavrayışımızı ilerleten” çalışmaları için Roger Penrose kazandı. Daha doğrusu yarı yarıya kazandı: Ödülü, kâinatın merkezindeki süper kütleli nesnenin keşfiyle Reinhard Genzel ve Andrea Ghez birlikte paylaşıyor.

 

Fizyoloji ve Tıp Nobel Ödülü

Fizyoloji ve Tıp Nobel Ödülünü ise Hepatit-C virüsünün keşfi üzerine ABD’li bilim insanları Harvey J. Alter, Charles M. Rice ile İngiliz bilim insanı Michael Houghton’ın kazandığı geçtiğimiz günlerde duyurulmuştu.

 

Ekonomi Ödülü

2020 yılı Nobel Ekonomi Ödülünü ise ABD’li ekonomistler Paul R Milgron ve Robert B Wilson kazandı. Milgrom ve Wilson’a “açık artırma teorisine ve formatlarına yaptıkları katkılar nedeniyle” ödül verildiği de yapılan açıklamalardan.

 

Edebiyat Ödülü

Nobel Edebiyat Ödülünü ABD’li şair Louise Glück kazandı.

 

Louise Glück’ün ödül kazanmasına yönelik bazı spekülasyonlar dönüyor. Komitenin çok da tartışmaya bulaşmamış bir ismi özellikle seçtiğini iddia edenler var. Bir önceki sene ödülü Peter Handke’ye verdikleri için çok başları ağrımıştı çünkü. Bosna’daki soykırıma karşı olan taraflı tutumundan ötürü her daim eleştirilen bir isim zaten Peter Handke. Nobel’i almış olması ise ciddi protestolarla karşılandı: Nobel kazananlarını seçen İsveç Akademisi’nin de bu ödülle birlikte Handke’nin taraflı ve ayrımcı söylemlerini desteklediği söylendi. Bir kesim de sırf bu yüzden Glück’ün ödülü kabul etmemesinin bir yazara daha çok yakışacağını ileri sürüyor. Boris Pasternak ve Jean-Paul Sartre gibi isimlerin de yaptığı şekilde… Sembolik ödüller karşısında yapılan hareketler de sembolik oluyor tabii.

Evet, kazananlar tek tek açıklandı ama ödüller 10 Aralık’ta sahiplerine dağıtılacak. Aslında her sene 10 Aralık’ta düzenleniyor ödül töreni, Albert Nobel’in ölüm yıl dönümünde…