Frank Sinatra’dan yeni bir single var (Tabii ki yapay zeka işi)

Yapay zekalar, artık hayatımızın her alanında! Epey kolaylık da sağlıyorlar ama bir yandan da ürkütüyorlar sanki. Başlarda yaratıcılık gerektirmeyen meslekleri insanların ellerinden alacakları söyleniyordu. Zaman geçti, onlar da aynı yerde kalmadılar tabii. Şimdilerde sanata da el atmışlar hatta koskoca şarkıcıların eserlerinin benzerlerini, kimilerine göre daha iyilerini üretiyorlar. (!) Elon Musk’ın da kurucuları arasında yer aldığı OpenAI tarafından üretilen Jukebox projesi yaratıcılık, insani duygular, Deepfake ve müzik ilişkisi arasında dönen bir sürü düşünce ve deli sorularla baş başa bıraktı gene bizi.

Yaratıcılık üzerine o kadar farklı bakış açıcı mevcut ki isteyen istediği açıdan yaklaşıp pekâlâ kendini ‘yaratıcı’ kategorisine sokabilir. Kimileri atmosferde süzülen frekanslarla uyumlanıp daha önce eşine ve benzerine rastlanmamış işlerin ortaya çıkarılması olarak kabul ederken kimileri de insan beyninin var olmayan bir durumu ya da maddeyi üretemeyeceğini, halihazırda mevcut olan iki şeyin bir araya getirilip yeni bir ürün, icat ya da eser olarak ortaya çıktığını savunuyor. Kaldı ki güzel işler üretenler kategorisinde yer aldığınız sürece hangi tarafta yer aldığınızın pek de bir önemi yok. Hatta teknolojik gelişmelerin sonucunda geldiğimiz bu noktada, yaratıcılık süreci içerisinde bir araç olarak yapay zekâ kullanmayı öğrenmek gibi durumlardan dahi söz ediyoruz artık.

Kanye West GIF - Find & Share on GIPHY

Günümüzün popüler yeni medya tekniklerinden olan Deepfake hakkında da kulağınıza havadisler çalınmıştır mutlaka. (Mesela eski ABD Barack Obama’ya yapılmıştı ve bir videoda konuşmaları değiştirilmişti. İşler politikacılara sıçrayınca neler olabileceğini bir düşünün!) Kısaca değinmek gerekirse bir görüntü, video ya da sesi, yapay sinir ağları aracılığıyla başka görüntüler ya da sesler ile değiştirip yeni bir eser yaratmak diyebiliriz aslında. Bir nevi iki farklı medyanın üst üste konması ile üretiliyorlar da diyebiliriz. Adı da “deep learning” (derin öğrenme) ve “fake” (sahte) kelimelerinin üst üste birleştirilmesinden geliyor.

Telif hakkı olmayan taklitler, sahte haberler hatta finansal sahtekarlıklara kadar uzanan durumlarda maalesef ki ortaya çıkabiliyor. Hatta ilk başlarda bu tarz konular için epey ilgi gördüğü de biliniyor. Önemli olan bu gibi kullanımların tespit edilmesi ve sınırlandırılması tabii. Gerek endüstrilerin gerekse de hükümetlerin yararı için geri dönüşü olmayan sonuçlar doğurabilme potansiyeline sahip çünkü. Kötü tarafından dem vurduğumuza bakmayın, giderek legal koşulların sağlanıp ‘sevimli hileler’ gibi görüldüğü zamanlara geldik bile.

Şöyle düşününün evet Frank Sinatra aramızdan ayrılalı çok olmuş olabilir ama daha önce icra ettiği eserler sayesinde ve birazcık yapay zekâ dokunuşuyla yeni single’ını dinleyebiliriz! Ve evet, bu durum müzik kültürünü de sonsuza kadar değiştirebilir…

Söz konusu şarkıyı gerçek bir parça gibi görüp görmemek de tamamen size kalmış. Elon Musk’ın da kurucuları arasında yer aldığı OpenAI tarafından üretilen Jukebox projesi çeşitli türlerde ve farklı sanatçıların tarzlarında yeni müzikler üretmek için yapay zekayı kullanıyorlar. Araştırmacılarından oluşan bir grup, A Generative Model for Music başlıklı makalesinde, “Ham ses alanında şarkı söyleyerek müzik üreten bir model olan Jukebox’ı tanıtıyoruz” diyerek de projelerini duyurdular. Sinatra ile birlikte Katy Perry, Elvis, Simon ve Garfunkel, 2Pac ve Céline Dion gibi sanatçıların deepfake’lerini yaptılar bile. Şarkıcıyı, sözleri ve meta verileri girdikten sonra ham bir ses çıkışı elde ediyorlar. Tabii akla hemen birbirine uyumlu mu olmaları gerekiyor gibi sorular gelebilir. Cevap hayır, gayet Queen, Dolly Parton ve Mozart girdileri sonucunda da yeni çıktılar alınabileceği söylenenler arasında.

Örnekleri buradan dinlemek mümkün.

İşleyişi bir de işin uzmanından dinlemek için; Goldsmiths’te elektronik müzisyen, araştırmacı ve akademisyen olan Dr. Matthew Yee-King’in açıklamalarına kulak kabartıyoruz; “Bir mühendislik parçası olarak gerçekten etkileyici. Bir ses sinyalini bir dizi müzik sözlüğüne ve üç farklı zaman katmanına bölerek size müziği yeniden yapılandırmak için yeterli olan bir dizi çekirdek parça veriyorlar. Daha sonra algoritma, girdiğiniz uyarana göre bu parçaları yeniden düzenleyebiliyor. Örneğin, ona biraz Ella Fitzgerald verin ve müzik alanında bir şeyler yaratmak için “sözlüğün” ilgili parçalarını bulup bir araya getirsin.”

Ella Fitzgerald Love GIF by Maudit - Find & Share on GIPHY

Teknik başarı bakımdan baktığımızda olay ne kadar takdire şayan olsa da özellikle çoktan aramızdan ayrılmış olan sanatçıların yeni eserlerini düşündüğümüzde ister istemez tüyler ürperten bir durumda yok diyemeyiz şimdi. Böyle bir şarkıyı listelerimize eklediğimiz zaman tam olarak nasıl hissedeceğimizi kestirmek de güç. Gün ışığı görmemiş nostaljik bir parçayı dinler gibi mi yoksa orijinallikten ve yaratıcılığın esasen beslendiği duygulardan yoksun ucuz bir taklit gibi? David Bowie’ye istediğiniz her şeyi söyletebiliyor olmak da enteresan bir güç olsa gerek. Fakat kabul etmek gerekir ki bunun çok ciddi sorumlulukları da var. Yani olmalı… Aynı şekilde bu durumun ciddi sahtekarlıklara, etik ve fikri mülkiyet sorunlarına yol açabileceğini öngörmek zor değil. Düşünsenize bir sanatçının müziğini bir filmde, TV şovunda veya reklamda kullanmak için piyasa kurunu ödemek istemezseniz, kendi taklidinizi yaratabilirsiniz. İngiliz plak şirketi Beggars Group’un hukuk başkanı Rupert Skellett: “Birisi gerçek kaydı kullanmadıysa, ses kaydıyla ilgili olarak telif hakkı açısından ona karşı herhangi bir yasal işlem yapamazsınız” da diyor konuyla ilgili.

Hatta daha da ileri gidersek AI sanatçıları gibi bir meslek bile ortaya çıkabilir. Düşünsenize ünlü isimlerle benzer seslere sahip olanlar orijinal olma derdini gütmeden, kendine yeni bir şeyler katma gereksinimi duymadan bir anda kendini yaratıcı ve sanatçı olarak bulabilir… Konuya dair daha da duygusal bir yaklaşımda bulunmak gerekirse kalpten gelen yaratım güdüsünü yitirirsek müzik adına gerçekten de bir şeyleri kaybetmiş olmayacak mıyız? En içten tedirginliğimizle sorarız…

Bir yandan da Deepfake’lerin daha derin sorular sorduğunu da söyleyenler var. Mesela belirli bir sanatçıyı özel kılan nedir? Neden belirli müzik tarzlarına veya türlerine daha farklı yanıt veriyoruz ve bu istek üzerine eserler oluşturulduğunda ne olur? Yani sadece sizin için mükemmel müzik parçasını üreten makineler hayal edin…

Sanatçılar ise bu yaratım sürecinin herhangi bir aşamasında mevcut değil?

Hımmm.

Bu arada sadece bazı start-up girişimcilerinin bu konuda çalıştığını düşünmeyin. Spotify ve Sony Music’in de araştırma grupları var. Hatta Spotify, 2017’de Sony’den Fransız yapay zekâ uzmanı ve besteci François Pachet’i işe alarak yayın devinin yapay müzik yaratımıyla uğraştığına dair spekülasyonları da bir güzel beslemişti.

Aynı şekilde Microsoft, ocak ayında İzlandalı şarkıcı Björk ile özel olarak oluşturulmuş bir AI aracıyla bir dizi müzik bestesi üretmek için yeni başlayan iş birliğini duyurmuştu. Konuya dair biraz araştırma yapınca AI tarafından Björk’ün, değişen hava durumu modellerine ve güneşin konumuna göre orijinal düzenlemelerinin yeni varyasyonlarını yarattığını öğrendik.

“Üretken bir ses manzarası” olarak tanımlanan proje, Björk’ün son 17 yıldır solo sanatçı olarak derlediği kişisel koro arşivlerinden sesleri ve motifleri birleştiriyor.

Deepfake müzik, telif hakkı, yaratıcılık ve sanat arasındaki sınır ne kadar da bulanıklaşmış değil mi? Olaylar nasıl evrilir ve müzik camiası bu durumdan nasıl etkilenir meçhul. Belki bu durum tam istediğimiz melodileri hayatımıza katar. Sonuçta herkesin kendine has orkestraların müzikleriyle dans ettiği söylenir. Kim bilir belki daha özgür üretimler ortaya çıkar… Veyahut orijinalliğe duyulan özlem daha da artar. Bizler de günün sonunda ve tekrardan ‘doğuştan farklı’ olanlara hayran olmaya devam ederiz.

Happy Meryl Streep GIF - Find & Share on GIPHY