Black Friday öncesi yavaşlamaya bir çağrı

Birebir çevirisi cumaya karalar bağlatıyor ama buralarda bu özel gün ‘‘şahane’’, ‘‘muhteşem’’, ‘‘süper’’ gibi aşırı coşkulu başlıklarla anılıyor. Biraz da gaza getirmek istediklerinden herhalde… Yani sanki daha fazla alışveriş yapmak, daha çok tüketmek için yeterli motivasyonumuz yokmuş gibi. Vitrinlere yansıyan o patlak kırmızılı indirim müjdelerine belki biraz uzak kalacağız bu yıl, şu lanet virüs sağ olsun ama bu süreçte hayatımızı kurtaran dijital, Black Friday indirimleriyle yakamıza sıkı yapışacak gibi.

Black Friday’i yüzdesi bol fırsatlarla üzerimize atan ilk maili de resmi olarak aldığımza göre başlayabiliriz.

7.8 milyar insanın yaşadığı dünya üzerinde her sene 80 ila 150 milyar adet kıyafet üretiliyor ve bunların yüzde 80’i eninde sonunda çöpe gidiyor. Dünyadaki atık alanlarının yüzde 5’ini tekstil ürünleri oluşturuyor. Her saniye 1 kamyon tekstil ürünü çöpe gidiyor.

EPA’ya göre (US Enviromental Protection Agency) 1960’la 2015 yılları arasında tekstil atıkları yüzde 811 arttı ve çöp toplama alanları sadece 2017 yılında, 11,2 milyon ton tekstil ürünü almış.

Doğal kaynakların hızla tükendiği (veriler, 2030 itibariyle tüm bu kaynakların bir daha yenilenemeyecek şekilde tükeneceğini söylüyor) ve gezegenin çılgın bir şekilde alarm verdiği şu dönemde indirimlerin peşinden koşarak daha çok ve daha çok tüketmek yokuş aşağı giderken vitesi daha da yükseltmekle eş değer.

Oysa bu yılın başında anlamamış mıydık az biraz yavaşlamamız gerektiğini?

Black Friday kara kara üzerimize çökmeye başlamışken ”Dur Bir Mola Ver” diyor ve özel bir içerik dizisine girişiyoruz. Tasarımdan dağıtıma her adımlarında sürdürülebilirliği benimseyen markalarla yollarımızı kesiştiriyor, türlü analizlerle yavaş ve sürdürülebilir moda üzerine kafa patlatıyor arada sırada da yaptığımız tüketim çılgınlıklarından ötürü kendimizi pataklıyoruz.

Alışveriş sepetine eklediğiniz o kıyafeti yavaşça yerine bırakın. Evet, indirimi yüzde binbeşyüzlere ulaşacak olsa da…