Sürdürülebilir modada ileri dönüşüm formülleri: Atık kumaşlara ikinci bir şans veren Mah-Roc markasının kurucusu Roksan Sarfati anlatıyor

Roksan Sarfati, uzun yıllar hızlı moda sektöründe çalışmış bir isim. Sektörde şahit oldukları ise onu sürdürülebilir üretim ve tüketim alışkanlıklarına katkı sağlamak konusunda kolları sıvamaya yönlendirmiş; Mah-Roc markası da işte böyle bir amaç etrafında ortaya çıkmış. Tüm dünyayı gezerek topladığı atık kumaş parçalarına Mah-Roc tasarımlarında ikinci bir şans veren Roksan Sarfati’den ileri dönüşümün moda endüstrisindeki önemini dinliyoruz.

Sürdürülebilir moda prensiplerini benimsemiş Türk markalarından birisiniz. Ayrıca uzun süre hızlı moda sektöründe çalışarak o süreçlere yakından şahit oldunuz. Peki bu serüven nasıl başladı?

2013 yılından başlayarak yedi sene boyunca Türkiye’nin önde gelen hızlı moda ve tekstil markalarında tasarımdan satın almaya kadar birçok farklı alanda edindiğim iş deneyimleri markayı bugünlere getirdi. Hızlı moda gerçekten çok hızlı. Etik olmayan üretim ve tüketim şartlarının yanı sıra bu endüstride bir tasarımcı bile olsanız hızlı modaya yetişmek için senede değil dört sezon, belki 10-15 sezon varmış gibi çalışmanız gerekli. Her iki haftada bir değişen trendlere ayak uydurmaya çalışan bu dünya için faydalı bir şeyler yapma isteğiyle kolları sıvadık. Hızlı moda, hayali bir dünya ve maalesef sürdürülebilirliği yok. Kısacası sektörün yaşattığı pozitif ve negatif her deneyim sonucu, buna bir dur diyebilme motivasyonuyla bu serüvene atıldık.

Mah-Roc ismi nereden geliyor?

Afgan topraklarında göçebe olarak yaşamış Baloch topluluğunun dilinde Mah Ay, Roc ise Güneş anlamına geliyor.

Üretim ve tüketim konusunda sürdürülebilirlik hakkında ne gibi faaliyetler yapıyorsunuz? Biraz bahsedebilir misin?

En önemli işimiz atılan, istenmeyen, bırakılan kumaşların peşine düşmek ve onlara ikinci bir hayat tanımak. Bu serüvene Mah-Roc olarak dünyanın birçok ülkesinden atık kumaş toplayarak başladık. Kumaşları kendi atölyemiz ile farklı başka atölyelerde çanta tasarımlarına dönüştürerek değerlendiriyoruz. Moda sektörünün çevreye verdiği zararlar hakkında farkındalık kazandırmak en büyük amacımız. Sosyal medya başta olmak üzere bulunduğumuz her kanalda bu konu ile ilgili sürekli bilgilendirici paylaşımlarda bulunuyoruz. Bir ay önce Remake Our World akımının Türkiye’deki ilk elçisi olduk ve yakın zamanda sürdürülebilirlik hakkında eğitimlerimiz başlayacak. Her pazartesi günü internet sitemize üye olan herkese modadaki sürdürülebilirlik çalışmalarına dair çevre kirliliği ve dünyanın gittiği yön hakkında newsletter yolluyoruz ve bu yazıları web sitemizdeki Journal kısmında ayrıca paylaşıyoruz.

Tasarımlarınızda atık kumaşlarla ilerliyorsunuz. Hızlı moda sektöründeki gibi hayal ettiğiniz desen ya da dokular kimi zaman belki de elinize geçmiyor ve haliyle bu da tasarım sürecini etkileyebiliyor. Diğer bir deyişle bu topladığınız atık kumaşların tasarım ve üretim sürecinizin üzerinde nasıl bir etkisi oluyor?

Hızlı modanın yarattığı trendlere karşıyız. Zaten hızlı modanın belirlediği bir sistemin içinde olmak istemiyoruz. Dolayısıyla sadece iki sezon planlıyoruz ve ürünlerimizin stokları azaldıkça tekrar üretime geçiyoruz. İlhamımız seyahatlerimizden geliyor. Koleksiyonu seyahatlerimiz sırasında topladıklarımız belirliyor diyebiliriz. Kumaşlarımız da bu sürece dahil olduğundan aslında tam da hayal ettiğimizi yapıyoruz.

Tüketim ve üretimin ultra hızlı olduğu yeni dünya sisteminde marka olarak sürdürülebilir modayı benimseyen satış ve pazarlama stratejileri geliştirmenin ne gibi zorlukları var sizce? Yolda nelerle karşılaşıyorsunuz?

Derdimizi anlatmak çok kolay olmuyor. Eğitim çok önemli. Hâlâ insanlar arabalarından dışarı çöplerini atıyor. Doğada çöp bırakıyor ve toplamıyor. Yaşam alanlarımızı çöplüğe çeviren çok büyük bir kitle var. Başta bunun yanlış olduğunu benimsememiz gerekiyor yani daha alınacak çok yol var. Kumaşları toplamamızın arkasında çok büyük bir emek var. İleri dönüşüm özellikle Türkiye’de çok yeni bir konsept. Geri dönüşümden çok daha avantajlı; çünkü ürünlerimiz hiçbir kimyasal işleme tabi tutulmadan üretiliyor. Bu konsepti anlatmakta zaman zaman zorluklar yaşayabiliyoruz. Ürünlerimiz genel olarak tek olduğu için stok sıkıntımız oluyor. Her üründen bir tane olmasının güzelliğini savunuyoruz ama tabii bazen bir ürünü çok beğenip almadığınız zaman ertesi gün o ürün kalmamış olabiliyor.

Peki, yavaş modayı neden önemsemeliyiz?

Artık daha fazla tüketebileceğimiz bir dünyada yaşamıyoruz ne yazık ki. İklim krizlerinin arkasındaki büyük sektörlerden biri de maalesef tekstil. Çevreye ciddi anlamda çok zararı var. Giysilerimizin yapıldığı iplikten, kumaşların geçtiği kimyasal işlemlerden, üretim aşamalarına kadar… Hızlı moda sadece trendlerin hızlıca değişmesi ve ayak uydurmamız gereken bir dünya değil. O hızın arkasında milyonlarca işçi etik olmayan şartlarda çok az maaşlara çalışıyorlar. Bugün üzerimize giydiğimiz kıyafetlerin birçoğu Küresel Güney ülkelerinde çok zor şartlarda üretiliyor. Önce tüketim alışkanlıklarımızdan vazgeçmeliyiz ki dünya yavaş modayı önemseyip ona doğru bir adım atabilsin. Ciddi anlamda yavaşlamamız gereken bir dönemde yaşıyoruz ve yavaş moda ile birlikte yavaş hayatı da önemsemeliyiz.

Black Friday’de tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de tüm markalar hem offline hem de online satış kanallarında yüksek rakamlı indirimlerle yılın belki de en büyük satışını yapmayı hedefliyor. Markanız ve ekibinizle birlikte bu güne bakışınız nasıl?

Hâlâ Black Friday’in olduğuna inanamıyoruz. Çok karşıyız. Dolayısıyla herhangi bir kampanyamız tabii ki olmayacak. Dünya olarak çok belirsiz bir dönemden geçiyoruz ve hâlâ tüketim çılgınlığı farkındalığının yayılmamış olmasına üzülüyoruz. Black Friday’in markaların değerini tamamen düşüren bir pazarlama stratejisi olduğunu düşünüyoruz ayrıca.

Peki, bu sene Black Friday’in hemen ertesi gününe denk gelen Buy Nothing Day yani Hiçbir Şey Almama Günü’nde Mah-Roc olarak nasıl bir aktivasyon yapmayı planlıyorsunuz?

Mah-Roc olarak Buy Nothing Day’e katılıyoruz ve o gün satışlarımızı kapatıyor olacağız.  Ertesi gün görüşürüz 🙂