Arama sonuçları: buluştuğumuz iyi oldu

Kendi zihninde kendine yer kalmayanlara: I’m Thinking of Ending Things hakkında

Koskoca bir neslin ayrılık filmi Eternal Sunshine of the Spotless Mind’ın yaratıcısı ve Adaptation, Being John Malkovich gibi filmleriyle kafa karışıklığını sinema seyircisine sevdiren Charlie Kaufman sonunda geri döndü. Iain Reid’in aynı adlı romanından uyarlanan I am Thinking of Ending Things’in yapımcılığını da Netflix üstleniyor.

Seninle her şeye varım ben: David Lynch ve Art Life

Bir maymunla birlikte yaptığı müzik albümü, her gün kısaca havanın derecesini ve durumunu anlattığı YouTube videoları, transandantal meditasyona adanmış bir ömür ve sınırsız kahveyle yaratılan resimler. Sevenin çok sevdiği, sevmeyenin de hiç sevmediği, sinemayla yolu kesişen herkesin aşina olduğu David Lynch’i masaya yatırıyoruz bugün.

Hayatta kalana inanmak güçlendirir*: I May Destroy You incelemesi

Malum olay ve daha nice nedenle pek sevemediğimiz 2020, mini dizileriyle bir anlamda teselli ödülü veriyor diyebiliriz. Çok sevdiğim kadınların önerisiyle başladığım I May Destroy You sadece bu yılın değil, son yılların en etkileyici dizilerinden biri. Kimi zaman durdurup notlar aldığım, kimi anlarda izlerken rahatsız olup durdurduğum, acı ve mizahın ustaca bir dengeyle harmanlandığı dizi, […]

Seninle her şeye varım ben: Phoebe Waller-Bridge

Zihninden çıkan her işin sıkı takipçisi olduğumuz; oyunculuğundan ödül törenlerinde yaptığı konuşmalara kadar karşımıza çıktığı her an bizi kendine daha fena bağlayan bir isim Phoebe Waller-Bridge. Kendisiyle aynı döneme geldiğimiz için çok şanslı hissediyoruz…

Seninle her şeye varım ben: Elisabeth Moss

Elisabeth Moss hakkında upuzun bir güzellemeye giriştiysek bir sebebi var elbette: Türler arasında zikzak dokurken ve birbirine benzemez bir dolu karakteri canlandırırken her seferinde kendine has oyunculuğuyla yine yeniden zihnimize kazınan bir isimden bahsediyoruz. Her filmde şaşırtıyor, hayran bırakıyor, şöyle bir soluklanıp filmografisini yeniden ziyaret etmek için bünyeyi tetikliyor. Aynen bu yazıda olduğu gibi…

The Good Place bize ölümlülüğümüz hakkında ne söylüyor?

The Good Place dördüncü sezonuyla birlikte finalini yaptı ama bizi bir ömür boyu sürecek türlü sorgulamaların da içinde bıraktı. Kafamızda bu dünyaya ve sonrasına dair türlü türlü sorular, işin içinden çıkmaya çalışıyoruz. Tabii ki ummadığımız yerlere doğru savrulan o garip duygular eşliğinde.

Tırnak içinde normalleşme ve zihnimizi saran yeni kaygılar

Nereden bakarsak bakalım garip bir dönemden geçiyoruz. Üstümüze yağan birçok durumla karşı karşıyayız uzun zamandır. Şimdilerde ise normalleşmekten, hatta eski hayatımıza geri dönmekten bahsediyoruz. Bir belirsizlikten başka bir belirsizliğe geçerken, bu sefer de evlerimizi bırakmak zor geliyor. Aklımızda ne yapacağımıza, sürecin nasıl biteceğine ve nasıl ‘‘normalleşeceğimize’’ dair ortak sorular var.normalleşme

”Anne, kızın birkaç zombiye tutuldu”: Salgın günlerinde post-apokaliptik filmlere sarmak

Koşan zombilerin olduğu bir filmden nasıl bir teselli bulunabilir? Kurgunun gerçeğe bu kadar yaklaştığı şu dönemde, post-apokaliptik filmler bizi gerçekten yatıştırıyor olabilir mi? Henüz ”o” raddeye gelmediğimizi gösterircesine…

O sevdiğin sakız tekrar moda olacak: 30. yılında Twin Peaks neden hâlâ güncel?
Bu bir aşk şarkısıdır: Julia Biel, İstanbul’da

Şarkılarında aşkın her halini anlatan Julia Biel, PSM Caz Festivali kapsamında İstanbul’da.