Yazı: Merve Boz

Bu yazıyı bir araya geldikleri her an kendi gönül ilişkilerini, hislerini sofralara seren üzerinde hunharca bira içip Fatih Ürek eşliğinde tepinen kadınlara ithaf ediyorum sevgili dadanistçiler. Söyleyin hangimiz hayatımızda karşı cinsten seçtiğimiz o şanslı oğlana dadanmadık, öğrendiğimiz binlerce kelimeyi sırf bizi birazcık daha anlasınlar diye gül misali yollarına döşemedik ki?

Yazı: Seden Mestan

Son bir yıldır Neil Young albümlerine dadanıp neredeyse başka da bir şey dinlemeyen biri olarak (abartmakta sakınca yok) söyleyebilirim ki yeni müzikler karşısında heyecanlanmam, duvarlara bakıp efkarlanmam çok zor… Birazdan söyleyeceklerimin önemini (!) kavrayabilmeniz için bunu belirtmeyi gerekli gördüm. Neyse…

Genellemelerden çok korkarım (ve hatta koşarak kaçarım) ama bir grubu ilk dinlediğiniz anı hatırlıyorsanız o grupla aranızdaki ilişki hep özel kalacaktır -ki bence bu durum “ilk duyuşta aşk” olarak da nitelendirilebilir.

Yazı: Seden Mestan

Pixies tam 22 yıl sonra yepyeni kayıtlarla geldi. Önce, “Kim Deal’sız Pixies’i ben n’eyleyeyim” diye nankörce bir tavır takınmış olsam da şu bir gerçek ki Pixies’in yaptığı her müziği alırım hayatımın baş köşesine koyarım. (Arabesk!)

Hayatımın başköşesine koyarım derken gerçekten diyorum. Yolda giderken, ofiste bunalırken, bira içerken, duştayken vesaire vesaire ama en çok göbek atarken seviyorum Pixies’i…