Furkan Aydin
devamını oku
Dardenne Kardeşler’in “Deux jours, une nuit” filmine dadandık

Bir kâğıt parçasının insan onuru üzerinde etkisi nedir? Ya da şöyle sormalı: ayakkabı kutuları ile taşınan para mı, yoksa kaybedilen iş sonrası uğrunda hakkıyla savaşılan para mı daha değerli?

devamını oku
Coen’lerin televizyona terfi eden başyapıtı: Fargo

Dr. Strangelove’ın kilometre taşı kabul edildiği kara komedi türünü alıp sıra dışı bir noktaya taşıyan ve doğrusunu söylemek gerekirse bu janrın kavuğunu devralan iki adamın (yekpare oldukları da düşünülebilir) yaptıkları kusursuz işlerden biriydi Fargo. Çok başarılı bir kara mizah türeviydi. Bundan tam on sekiz yıl önceydi. Efsanevi The Big Lebowski’den iki yıl evvel, Dr. Strangelove’dan […]

devamını oku
Sıradan ve bir o kadar “fantastik”: Nick Cave’in dünya üzerindeki 20 bininci günü!

Nick Cave’in dünya üzerindeki 20 bininci gününü sıradan günlük eylemler üzerinden anlatmasına rağmen son derece “fantastik” bir hikâyeye dönüşen 20000 Days on Earth belgeselini birkaç ay önce İstanbul Film Festivali’nde izlemiş, sonra da beynimize kazımıştık.

devamını oku
Gençliğimize dadanan adam: Robin Willams

Depresyonda olması, iki kez bağımlılık tedavisi görmesi (hiç tam olarak atlatamadı) işin magazin tarafını çok heyecanlandırıyor olabilir ama dün sabah uyandığında haberi alıp yalnızca kalbi sızlayan ve ölümün nasıl gerçekleştiğinden ziyade kaybın büyüklüğüne odaklanan insanlar için çok önem arz etmiyor.

devamını oku
Deli dahi bir yönetmen: Bong Joon-ho

Hollywood’un gösteriş dolu, çoğu zaman tüm duyguları seyircinin gözüne sokan, kimi noktalarda klişelerden kendini kurtaramayan senaryolarından sıkıldınız mı? Dönem filmlerinden, klasik polisiyelerden, romantizmi ve aşkı kelimelere dökmekten bıkmayan dramalardan gına mı geldi?

devamını oku
Romanya sinemasından dadanılası bir film: “Child’s Pose” (Pozitia Copilului)

Herkese tanıdık gelebilecek bir anne, herkesin başına gelebilecek talihsizlikte bir kaza ve benzerlerini birçok defa duyduğumuz ya da tecrübe ettiğimiz bir sosyal sınıf kesişmesi, kulağa ilk aşamada klişe gibi geliyor değil mi?

devamını oku
Dadandığımız bir film: “Le passé”

Genç, hem de Avrupalı ya da Amerikalı olmayan yönetmen için olabilecek en iyi yıldı herhalde 2011. 39 yaşında “A Separation” ile Yabancı Dilde En İyi Film Oscar’ını kazandığında sanırım Asghar Farhadi yine de çok şaşırmamıştı.